Advert

ZAMLAR VE İTHALAT HAYVANCILIĞI YAPILAMAZ NOKTAYA GETİRDİ

seks shop sex shop seks shop sex shop istanbul vibratör erotik shop vibratör vibratör vibratör izmir sex shop izmir sex shop ankara sex shop ankara sex shop antalya sex shop
ZAMLAR VE İTHALAT HAYVANCILIĞI YAPILAMAZ NOKTAYA GETİRDİ
ZAMLAR VE İTHALAT HAYVANCILIĞI YAPILAMAZ NOKTAYA GETİRDİ İzzet TUMAY
Bu içerik 598 kez okundu.

Evren DEMİRDAŞ / Et fiyatları ile gündeme gelen hayvancılık yatırımları önceki yıllara göre artmasına rağmen, girdi maliyetleri yatırım yapan girişimciler için handikap oluşturuyor.

Hammadde ihtiyacının ithalatla karşılanması nedeniyle yem fiyatları yükselişini sürdürüyor. Çok zor durumda olan ve önünü göremeyen büyük ve küçükbaş hayvancılık sektörünün önünün açılması için, önü açık et ve kasaplık hayvan ithalatının durdurulması ile yem maliyetlerinin düşürülmesi için gerekli tedbirlerin alınması artık kaçınılmaz.

‘ÜRETİM YETERSİZ MALİYETLER ARTIYOR’

Yem ve gübrede yüksek fiyat artışları artmasına rağmen etin fiyatı artmadığını söyleyen hayvan yemi satıcısı Mehmet Yıldırım, ”Yemle beraber ete de zam gelseydi hayvancının cebinden ekstra bir maliyet çıkmazdı. Geçen dönemde 55-60 lira aralığında olan yem fiyatları şu an 80-85 lira aralığında. Üretim yetersizliği ve maliyetler artışlarından dolayı fiyatları sürekli yükseliyor. Çiftçi şu an ektiği ürünün karşılığını alamıyor. Çiftçi patatesi satamayınca bir daha satamadığı bir ürünü ekmeye de yanaşmıyor. Devlet, arpaya ihtiyaç fazlalılığı var diyerek 820 lira taban fiyat verdi sonra nasıl olduysa ihtiyaç fazlalılığı oldu ve arpa çıkışı 1600 liraya oldu. Devlet ciddi bir orana gübre temin ederek TMO’ları devreye sokarak çiftçinin ürettiği maliyetinin altında satmaması için bir fiyat düzenlemesi yapmalıdır” dedi.

‘HAYVAN İTHALATINA GİDİLEREK ÜRETİCİ BİTİRİLMEK İSTENİYOR’

Hayvan ithalatına gidilerek üreticinin bitirilmek istendiğini belirten İbrahim Ataş, ”Biz süt hayvancılığı yapıyoruz. Sütümüzü iyi bir fiyata pazarlayamadığımız için maliyetlerimizi karşılayamıyoruz. Devletin getirdiği ithal hayvanlardan dolayı biz buzağımızı satamıyoruz. Çünkü devlet dışarıdan hayvan getiriyor biz kendi ürettiğimiz hayvanımızı piyasaya satamıyoruz, sütümüzü maliyetimizin altında bir fiyata satmak zorunda kalıyoruz. Yem fiyatları şu anda yüksek olduğu için mecburiyetten sütümüzü zararına satıyoruz. Şu an piyasa çok kötü durumda. Etrafımız sularla çevrili olmasına rağmen Elazığ’da bir susuzluk sorunu var. Benim 60-70 dönüm bir arazim var. Su olsa ben ilk arpamı kaldırıp ikinci bir ekim olarak mısır ekmeyi düşüyordum. Bu ekimim benim zararımı karşılayacak ama ekemiyorum. Şu anda süt para etmediği için dişi hayvanlara talep olmuyor. Eskiden 5 bin liraya sattığımız danaya şu anda 3 bin lira diyorlar. Maliyetler artmasına rağmen hayvanlar elde kalıyor. Hayvancılık eskisi gibi rağbet görmüyor. Devletin yaptığı yanlış politikalardan dolayı hayvanımız para etmemeye başladı. Böyle giderse hayvancılık ve tarım sektörü tamamen bitecek. Eğer biterse devlet sadece değirmenin suyunu taşıyarak mı döndürecek? Eğer şehrimizde su sorunu olmazsa ben 70 dönümlük arazimi sulayacağım ve dönümüne 500 kiloluk arpa ya da mısır alacağım yetiştireceğim ve kendi yemimi kendim üretmiş olacağım ve yem maliyetinden kurtulacağım. Şu an sanki devlet eliyle içerideki üretici bitirilmek isteniyor. Sadece hayvancılıkta değil sorun şu an tüm sektörde mevcut" diye konuştu.

 

‘TARIM VE HAYVAN SEKTÖRÜNDE YERİMİZDE SAYIYORUZ’

 

Hayvan marketçisi Ramazan Yıldırım ise, ”Dünyada her ülkenin kendine göre geçim kaynakları vardır. Biz de Türkiye olarak tarım ve hayvancılık ülkesiyiz. Ciddi anlamda denizlere sahip olmamıza rağmen denizcilik ülkesi olamadık. Muhakkak ki tarım ve hayvancılık alanında birçok gelişme vardır ancak mevcut duruma bakıldığında bu sektörde yerimizde saydığımızı söyleyebiliriz. Bana göre bu durumdan tabi ki de devletin tarım politikalarının hataları vardır. Ama şu anda tarım ve hayvancılıkta durgun bir noktaya gelmişse bundan ticaret borsalarımız sorumludur. 81 ilde ticaret borsalarımız var. Ticaret borsalarımızın tarım ve hayvancılık üzerine aldıkları bir veri, yapmış oldukları ciddi bir çalışmaya şu ana kadar rastlamadım. Gaziantep, Eskişehir Polatlı, Trakya gibi birkaç tane gelişmiş borsa var. Tabi borsalar bu sektördeki her hayvanı ve bu sektörle uğraşan kişileri kontrol ettikleri halde bir veri elde edemiyorlarsa tarım ve hayvancılıkta yaşanan sorunların çözümü için çalışma yapmak çok zor bir duruma geliyor. Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın bu sektörde yaptıkları çalışmaları yetersiz buluyorum. Aynı zamanda Türkiye’de kırmızı et birlikleri, damızlık birlikleri, koyun keçi birlikleri, süt birlikleri var. Bu birlikler hayvancılıkla sektörü devletin arasında köprü olacak sektörle ilgili pozitif çalışmalar yapması gerekirken biz kişisel feryatlardan başka bir şey duymuyoruz. Elazığ yapı olarak hayvancılığa daha uygun bir şehir olmasına rağm yapılan hatalar bu sektörü olumsuz etkiliyor. En basit hayvan meydanına yapılan hangarlar hayvancılıkla uğraşanlara kiraya verilmesi gerekilirken normal depo olarak kiraya verilmiş. Sektör dizaynı devlet tarafından çok zayıf hayvancılığın en büyük tüketim kalemi yemdir. Bir canlı hayvanı aldıktan sonra onu sürekli yedirirsin yem ham maddelerinin girdileri ülkemizde orantısız bir şekilde oluyor. Zaman zaman elimizde bir ham madde fazla olduğunda harmanda yok pahasına satılıyor daha sonra da bilinçsiz yüklenme ve tüketme sonucunda ürün sıkıntıya giriyor. Yok pahasına ham maddenin harmanda satıldığı yıl zirveyle yıl sonunu kapatmıştır. Bu da hayvanı besleme maliyeti hesaplarını ciddi anlamda olumsuz sapmasına neden olmuştur. Tarım il müdürlüklerimizde görevli olan veterinerlerimizin hayvancılık geçmişi yok. Devlet her Tarım İl Müdürlüğü'ne bir veterineri beş yıl çiftlikte çalışmış olma şartı koyarsa bu iş çok daha sağlık bir şekilde yapılır. Bir hayvan hastalandığında hayvan sahibi hayvanını veterinere götürmeye korkuyor çünkü hayvanına hastalık bulaştırır endişesi yaşıyor. Bu hayvanın telef olması demek hayvancığa çok büyük bir külfet demektir. Tarım İl Müdürümüz bu konuda çok gayretli, her soruna yetişmeye çalışıyor ve büyük oranda da yetişiyor ama buna rağmen şehirde tarım ve hayvancılıkta maalesef ileri seviyelere gelemedik" ifadelerini kullandı.

‘GEÇEN SENE 60 HAYVAN BESLEYEN ADAM BU SENE 40 HAYVAN BESLİYOR’

"Maliyetler gittikçe yükseliyor. Geçen yıl 60 tane hayvan besleyen adam bu sene 40 tane hayvan besliyor" diyen büyükbaş besici İbrahim Yıldırım, ”Bugün ülkemizde bir ekonomik kriz var bunu kimse inkâr edemez. Bizim sektörümüzün en önemli ürünleri yem, arpa, samandır.  Biz eti beş yıldır 30 liraya satıyoruz, beş yıldır et aynı fiyat ekseninde yürüyor ama yem fiyatları yüzde 150, yüzde 200, yüzde 250 zamlandı. Beş yıl önce bir torba kepek 9 liraydı bugün 36 lira. Yem 45 liraydı şu anda 85-90 lirayı gördü. Geçen sene 60 tane hayvan besledim. Kurban Bayramı’nda sattığım halde 150 bin lira zarar ettim. Bundan dolayı sermayem küçüldü bu sene benim gibi birçok besici zarar etti. Besici veresiye dahi yemini alamıyor çünkü aldığı kişi de fabrikaya peşin para yatırarak yemini aldığından dolayı üreticiye veresiye yemi veremiyor. Böyle olunca da üretici hayvanını ham kilosuyla satmak zorunda kalıyor. Bunun örneğini Elazığ Hayvan Pazarı'nda görebilirsiniz. Maliyetler gittikçe yükseliyor. Geçen yıl 60 tane hayvan besleyen adam bu sene 40 tane hayvan besliyor. Bu piyasa böyle giderse bu sene 40 hayvan besleyen adam diğer sene 30 tane beslemek zorunda kalacak. Hiçbir soruna profesyonelce el atan kimse yok, milleti kendi haline bırakmışlar.  Bazı büyük şirketlerin çiftliği olduğu için istediği rafta istediği etiket fiyatını koyup satıyor böyle dengesiz fiyatlardan dolayı da ister istemez küçük üretici etkileniyor. Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın vermiş oldukları teşvikleri yeterli bulmuyorum çünkü bu teşvikler hunharca dağıtılıyor, kime veriliyor neye veriliyor bilinmiyor. Ancak bilinen tek şey bu teşvikler işin ehli olan kişilere verilmiyor. Ben beş yıldır bu işi yapıyorum, bugüne kadar Tarım İl Müdürlüğü'nden teşvik alma gibi bir niyetim olmadı. Çünkü alacağım teşvikin hakkını vermem lazım. Şu an kendi paramı batırsam benim zoruma gitmez ama ben bugün devletten o parayı alıp batırsam vicdanen rahatsız olurum. Çünkü orada 82 milyon insanın hakkı var. Devlet teşvik vermeden önce bu sektörle uğraşan kişilere eğitim vermeli. Hollanda bir tarım ülkesi, burada tarım başta olmak üzere çeşitli sektörlere yoğun bir şekilde teşvik veriliyor ancak bu teşviki vermeden önce sektörde olan kişileri eğitimden geçiriyor. Eğer bu kişiler yaptıkları işlerin ehliyse teşvik almaya hak kazanıyor. Her şeyin başı eğitim. Devletimiz bu konuda üreticimizi bilinçlendirmeli,  eğitmeli ve maliyetleri düşürmelidir’’ diye ifade etti.

‘YEM FİYATLARI ACİLEN İNMELİ’

"İki sene önce 50 liraya aldığım yemi şimdi 90 liraya alıyorum" diyen inek besicisi Doğan Akbulut, ”Şu an yapmış olduğumuz işten yemin pahalı olmasından dolayı maalesef verim alamıyoruz. Yem fiyatları ucuzlarsa biraz daha rahatlayacağız ve ona göre üretimimizi artıracağız. Ancak tarımda üretim olmadığı ve maliyetler yüksek olduğu için buda yem fiyatlarına yansıyor ve bizim alım gücümüz düşüyor. Maliyetlerin düşürülmesi gerekiliyor. Bunun için de devlet teşvikinin gerek hayvancıya gerek ise çiftçiye daha fazla yapılması gerek. Yapılmadığı takdirde ithal et, ithal buğdaya, arpaya muhtaç kalır. Bu da çiftçinin ve hayvancılıkla uğraşanların cebini yakar. Yem fiyatlarının inmesi biz besi yetiştiricilerinin yükünü rahatlatacaktır" diye konuştu.

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İKİNCİ HAFTA MAÇLARI OYNANACAK
İKİNCİ HAFTA MAÇLARI OYNANACAK
TEMSİLCİLERİMİZ ÖZEL MAÇ YAPACAK
TEMSİLCİLERİMİZ ÖZEL MAÇ YAPACAK