Advert

BEKLENEN ADIMLAR ATILMAMIŞTIR

seks shop sex shop seks shop sex shop istanbul vibratör erotik shop vibratör vibratör vibratör izmir sex shop izmir sex shop ankara sex shop ankara sex shop antalya sex shop
BEKLENEN ADIMLAR ATILMAMIŞTIR
BEKLENEN ADIMLAR ATILMAMIŞTIR
Bu içerik 338 kez okundu.

Evren DEMİRDAŞ

Elazığ Barosu avukatlarından İrfan Sönmez, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanan Yargı Reformu Strateji Belgesi'ni değerlendirdi. Sönmez, "Bu reformda yargı bağımsızlığını sağlayacak adımlar atılmamıştır" ifadelerini kullandı.

"Türkiye’yi yöneten yönetici kadro bir yargı reformu yapmaya ihtiyaç hissetmişse bu demektir ki toplumda yargıyla ilgili birtakım şikayetler var" diyen Sönmez, ”Çünkü bu tip reformları tahinden ihtiyaçlardır. Bir yere ihtiyaç olmadığı müddetçe herhangi bir düzenlemeye de ihtiyaç yoktur. Bu yargı reformu ihtiyacı nereden çıktı onu iyi anlamak gerekiyor. Birincisi toplumda özellikle FETÖ davaları ekseninde çok büyük bir tedirginlik var. Bu davalarda örgütle dini cemaate gitme düşüncesi, niyeti birbirinden tefrik edileceğini bu tefrik edilmeden bu yapıya tamamen dini ve milli hassasiyetlerle giden çocuklarının daha iyi eğitim alması için giden bu yapının nihai hedefini bilmeden giden insanlarla bu yapıyı yöneten nihai hedefini bilen ve nihai hedefinin Türkiye’yi ele geçirmek olduğunu bilen insanlar aynı kefeye konuldu ve bu FETÖ davaları çok geniş çapta insanın mağdur olmasını sebebiyet verdi. Bu ve diğer terör davaları kapsamında insanların mal varlıklarına el konulduğu, emekli maaşlarına, banka hesaplarına el konularak çok büyük mağduriyetlere sebebiyet verildi. Demek ki bu reformu zorlayan sebeplerden bir tanesi tamamen içsel sebeplerle ilgiliydi. Türkiye 2000’li yılların başında Avrupa’ya aday ülke olarak kabul edildi ve sırayla bazı fasıllar gözden geçirilerek Türkiye’nin hukuk sisteminin de Avrupa müktesebatına uygun hale getirilmesine çalışıldı. Bu amaçla iki tane yargı reformu daha yapıldı fakat bu reformların çoğu kâğıt üzerinde kaldı. Önemli olan reform yapmak değil bunları uygulayabilmektir. Kâğıt üzerinde kalan, uygulamak kabiliyeti olmayan veya uygulamaya niyeti olmayan bir takım düzenlemelerle Türkiye’de yargıya duyulan güvensizliği, iltimasızlığı kaldırabilmek mümkün değil’’ diye konuştu.

‘KORKU VE SİYASET YARGIYI BELİRLEYEN UNSUR HALİNE GELMİŞTİR’

Yapılan araştırmalara göre Türk yargısının en az güvenilen kurumların başında geldiğini ifade eden Sönmez, ”15-20 sene önce yargı kurumu güven sıralamasında en önde olan kurumların başında geliyor. Oturup bu güven örselenmesini hangi sebeplerle bu hale geldiğini düşünmek gerekiyor. Yakın geçmişteki yargılamalara baktığımız zaman siyasi iktidarın hoşuna gitmeyen kararlar veren bir takım hâkimlerin sabah görevden alındıkları bazılarının soruşturma geçirdikleri, bazılarının gözaltına alındığını istinat mahkemelerinde sadece bylock’un örgüt delili olmayacağına karar veren hâkimler görevlerinden uzaklaştırıldılar. Yine İstanbul’da, Ankara’da iktidarın hoşuna gitmeyen kararlar veren bir takım hâkim ve savcılar ya gözaltına alındılar ya da görev yerleri değiştirildi. Bunun gibi birçok örnek gösterebilmem mümkün buda Türkiye’de hâkim teminatının olmadığı şeklinde bir düşüncenin olmasına sebebiyet verdi. İktidarın beklentilerinin aksine karar veren hiçbir hâkimin yarın ne olacağı hususunda rahat bir düşünceye sahip olamamıştır. Korku, yargıyı belirleyen bir unsur haline gelmiştir, siyaset yargının doğrultusunu belirleyen bir unsur haline gelmiştir. Avrupa Birliği de Türkiye’deki yargı sürecini yakından takip ettiği için bu yargı anlayışının AB müktesebatına uymadığını AB ile Türkiye arasında görüşülen 23’üncü fasıl yargı faslı olması münasebetiyle Türkiye’nin yargı reformu yapması gerektiğini uzun zamandır söylüyor. Bunlardan bir tanesi hâkim teminatının sağlanmasıydı bu yeni reform taahhüdüyle coğrafi teminat getirilmiştir bu düzenleme yeterli değildir’’ diye belirtti.

“COĞRAFİ TEMİNATIN YETERLİ OLMADIĞI KANAATİNDEYİM’

“Diyelim ki İstanbul, İzmir, Ankara birinci bölgedir bu bölgede görev yapan bir hâkim kararları beğenilmediği takdirde dolayı o şehirden alınıp başka bir şehre gönderilebilecektir. Hâkim teminatı için hâkimin bulunduğu ilde görevine devam etmesi gerekir. Belli bir bölge içerisinde görev yerinin değiştirilmesiyle hâkim teminatı sağlanmaz. Hâkimler kararlarından dolayı kendi bölgelerinde kalmalıdır ve bu konuda da hiçbir korku ve endişe taşımamalıdır. Hâkimlere coğrafi teminat getirip bulunduğu ilde görev yapma teminatını getirmediğiniz takdirde o hâkim o ilden gitmek istemiyorsa eğer verdiği kararlarda da ona göre davranacaktır. Dolayısıyla siyasi iktidarın hoşuna gidecek kararlar verecektir buda siyasetle adaletin iç içe geçmesine, yargının siyasallaşmasına vesile olacaktır. Böyle bir yargı sistemi o ülkede vatandaşın devlete olan bağlılığını sarsar adaletin olduğu yerde vatanseverlik olur, adaletin olduğu yerde devlet yurtseverliği gelişir. Adaletin kaybolduğu yerde ise vatandaşla devlet arasındaki bağlar zedelenmeye başlar dolayısıyla coğrafi teminatın yeterli olmadığı kanaatindeyim”

‘SEMPATİZAN’A TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYELİĞİNDEN CEZA VERİLMESİ SON DERECE YANLIŞTIR’

Terörle Mücadele Kanunu eleştiren Avukat Sönmez, ”Avrupa Birliğinin istediği ve şikayet ettiği konulardan bir tanesi de terörle mücadele kanunun değiştirilmesiydi. AB, terörle mücadele kanunda örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüte yardım edenlerde örgüt üyesi gibi ceza alırlar diye bir madde var. Hem örgüt üyesi olmadığını kabul ediyorsunuz hem de örgüt üyesi gibi ceza veriyorsunuz. Bu son derece yanlış bir uygulamadır Türkiye’de terörle mücadele edilirken yapılan yanlışlardan bir tanesi de militanla sempatizanı ayırmamaktır. Siz sempatizanı da militan gibi cezalandırırsanız onu da militanlaştırırsınız. Terör örgütlerinin taraftar sayısını artırırsınız, büyütürsünüz. Onun için sempatizanla militanı ayırmak lazım. Bilerek teröre bulaşanlar ile kandırılanları ayırmak lazım. Düşmanı çoğaltarak yok edemezsiniz düşmanı azaltarak yok edeceksiniz. Maalesef devletimizin şimdiye kadar bu istikamette bir programı olmamıştır. Mütemadiyen sempatizanları da militan kefesine koyarak cezalandırma yoluna gitmiştir. Netice itibariyle hapishaneye düşenler militan olarak çıkmışlardır bu Türkiye adına gelecekte büyük bir tehdit ve tehlikedir buna dikkat edilmesi lazım. Bu reformda yargı bağımsızlığını sağlayacak adımlar atılmamıştır. Mesela AB’nin Türkiye’den istediği düzenlemelerde bir tanesi mutlaka yargı bağımsızlığını sağlanmasıdır. Yani Adalet Bakanlığının HSK’nın içerisine girmemesidir, HSK’ya başkanlık yapmamasıdır. Yargıçların kendi meselelerini kendi aralarından çözmeleri istikametinde düzenlemelerin yapılmasıdır. Bununla ilgili bir düzenleme var mıdır? Yoktur. İkinci de Türkiye’de çok tartışılmayan konulardan bir tanesi de yargıç bağımsızlığıdır. Yargıç verdiği kararlardan zarar görmeyeceğini inanıyorsa bağımsız davranır, yargıç vicdanıyla cüzdanı arasında kalmayacak bir refah seviyesine sahip olursa bağımsız davranır. Yargıç siyasi düşüncelerden dolayı ödüllendirilmezse, siyasi davrandığı için terfi ettirilmezse bağımsız davranır. İşiyle siyaseti karıştıran kişinin adalet mekanizmasında yeri olmamalıdır’’ ifadelerini kullandı.

‘AÇIKLANAN YARGI REFORMU İHTİYACI KARŞILAMAMIŞTIR’

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yargı reformunun ihtiyaçları karşılamadığını belirten Sönmez, ”Yargı reformu bir ihtiyaçtır ancak açıklanan yargı reformu ihtiyaçları karşılaşmamıştır. Hakim savcı sınavlarının kamera kayıtları altında yapılması gerekir, HSK’nın özgürleştirilmesi siyasetten ayrılması gerekir, hukuk eğitiminin nitelikli hale getirilmesi gerekir hukuk eğitimini 5 yıla çıkartmakla iyi hukukçu yetişmez. Hukuk fakültelerinin sayısının azaltılması eğitim kadrosunun kalitesini yükseltilmesi gerekir. Terörle mücadele yasasında ise elinde silah olanlara karşı son derece kararlı davranılması gerekir ancak bunu yaparken de hukuka ve demokrasinin ölçülerine uymalıdır. Sempatizanı militan yapacak, terör örgütlerinin tabanını genişletecek uygulamalardan kaçınılmalıdır. Bir diğer hususta yargıyı siyasetin aracı yapmak isteyenlere, hesaplaşma aracı yapmak isteyenlere fırsat verilmemelidir. Hem yargı bağımsızlaştırılmalıdır hem de yargıç özgürleştirilmelidir. Bunlar sağlandığı takdirde Türkiye’nin büyük oranda problemlerini çözeceğini düşünüyorum. Çünkü devletin dini adalettir adaletin olmadığı yerde devlette yoktur. İslam hukukunda devlette liyakat imandan önce gelir. Biz liyakati ve adaleti aramalıyız’’ şeklinde konuştu.

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X