Advert

SERDAR: RAPOR, KARŞILIKLI İŞBİRLİĞİNE ZARAR VERECEK MAHİYETTEDİR

SERDAR: RAPOR, KARŞILIKLI İŞBİRLİĞİNE ZARAR VERECEK MAHİYETTEDİR
SERDAR: RAPOR, KARŞILIKLI İŞBİRLİĞİNE ZARAR VERECEK MAHİYETTEDİR İRFAN ARSLAN
Bu içerik 804 kez okundu.

Ak Parti Elazığ Milletvekili ve İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Av. Ömer Serdar, Avrupa Parlamentosu'nun 8 Şubat 2018 tarihli oturumunda kabul ettiği “Türkiye’de İnsan Haklarının Durumu” başlıklı karara ilişkin açıklamada bulundu.

Raporun, Türkiye’nin içinde bulunduğu koşulları anlamaktan uzak bir metin olup, ülkemizin Avrupa Birliği ile karşılıklı işbirliğine zarar verecek mahiyette olduğunu belirten Serdar, açıklamasında, “8 Şubat 2018 tarihinde Avrupa Parlamentosu’nda kabul edilen “Türkiye’de Mevcut İnsan Haklarının Durumu” başlıklı rapor, Türkiye’nin içinde bulunduğu koşulları anlamaktan uzak bir metin olup, ülkemizin Avrupa Birliği ile karşılıklı işbirliğine zarar verecek mahiyettedir. Hemen her fırsatta Türkiye karşıtı oluşumlara sahip çıkan, konu Türkiye olunca nesnellikten uzak her karara büyük bir hevesle imza atan Avrupa Parlamentosu’na şunları hatırlatmak isteriz; 15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ/PDY terör örgütü tarafından gerçekleştirilmek istenen darbe girişimi, Türkiye’nin meşru hükümetini ve demokratik kurumları hedef almıştır. Darbeciler, vatandaşlarımızın –başta yaşam hakkı olmak üzere- temel hak ve hürriyetlerine kast etmiş ve anti-demokratik yöntemlerle seçilmiş hükümeti devirmek istemişlerdir. Bu tehdidin bertaraf edilmesi için gerekli olan Olağanüstü Hal ilanı, Türkiye’nin en doğal hakkıdır. OHAL kapsamında alınan tedbirler de uluslararası yükümlülüklerimize uygun ve hukuk ilkeleri çerçevesinde yürütülmektedir. Olağanüstü Hal, sadece Türkiye’nin başvurduğu bir yöntem değildir. AB üyesi pek çok ülke, milli güvenlik kaygıları söz konusu olunca böyle bir yönteme başvurmaktadır. Kendi güvenliğinin tehlikede olduğu dönemlerde “hukuk devleti ve insan hakları” ilkelerini askıya alan Avrupa’nın bu konuda empati yapması yerinde olacaktır. Zeytindalı Harekâtı, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. Maddesinde kayıtlı meşru müdafaa hakkına istinaden, ilgili Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararlarına ve uluslararası hukuka uygun olarak yürütülmektedir. Türkiye bu harekâtı yaparken, oradaki terör örgütlerini ve sınırlarımıza yönelik tehditleri uzaklaştırmak istemiştir. Bu operasyonun hedefinde terör örgütü PKK’nın Suriye kolu olan PYD/YPG ve bölgedeki DEAŞ unsurları bulunmaktadır. Bu harekât yapılırken azami hassasiyet gösterilmiş ve sivil kayıpların yaşanmaması adına her türlü önlem alınmıştır. Avrupa Parlamentosu, eğer bir insan hakkı ihlali arıyorsa, Avrupa Parlamentosu’na tavsiyemiz, Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları kuruluşlarının, PKK/PYD konusunda hazırladıkları raporlarını okumaları olacaktır. PKK, 2002 yılından beri Avrupa Birliği’nin terör örgütleri listesinde yer almaktadır. Türkiye’nin DEAŞ ile mücadelesinden övgüyle bahseden Avrupa Parlamentosu, bir başka terör örgütü olan PKK ve türevleriyle mücadelesinde ise ikircikli bir tutum ortaya koymaktadır. PKK/PYD terör örgütü de tıpkı DEAŞ gibi, Avrupa Birliği’nin terör örgütü listesindedir. Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları kuruluşları tarafından yayımlanan raporlarda da PKK/PYD’nin yaptığı insan hakları ihlalleri uluslararası toplumu rahatsız etmektedir. Türkiye’nin PKK/PYD ile mücadelesi bu minvalde değerlendirilmeli, ülkemizin özveriyle yürüttüğü bu mücadelenin Avrupa için de hayati önemi haiz olduğu Avrupalı müttefiklerimiz tarafından da görülmelidir. Kendi binalarına terör örgütünün sembollerinin asılmasına izin veren Avrupa Parlamentosu’nun, terör örgütü listesine aldığı PKK’ya terör örgütü gibi davranması Avrupa Birliği’nin felsefesine uygun bir yaklaşım olacaktır. Türkiye, demokratik hukuk devletinin gereklerine hassasiyetle riayet eden bir ülkedir. Türkiye’nin, 'demokrasi, insan hakları ve evrensel hukuk' alanlarındaki hassasiyetleri en üst noktadadır. Bu konularla ilgili her türlü her türlü tarafsız eleştiri ve yapıcı öneriye açık olduğumuz bilinmeli; buna karşın ülkemize yönelik tutarsız, önyargılı, sübjektif ve rasyonellikten uzak kararlara müsamaha göstermeyeceğimiz unutulmamalıdır. Türkiye, Birliğe katılma iradesi taşıyan ve bunu her fırsatta dile getiren demokratik bir hukuk devletidir. Avrupalı müttefiklerimizden beklentimiz, ortaklık ruhuna uygun olarak davranmaları, karşı karşıya kaldığımız sıkıntıları aşabilmek adına demokratik bir sabır göstererek destekleyici ve kolaylaştırıcı bir konum belirlemeleridir” dedi. 

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
KAYNAK TARAFTAR DESTEĞİ İSTEDİ
KAYNAK TARAFTAR DESTEĞİ İSTEDİ
Biletler satışa sunuldu
Biletler satışa sunuldu