Advert
DOĞRU BİLDİĞİMİZ YANLIŞLAR
Nevzat ÜLGER

DOĞRU BİLDİĞİMİZ YANLIŞLAR

Bu içerik 1854 kez okundu.

Hz. Ayşe validemiz evlendiği zaman 16 yaşında mıdır yoksa 19 yaşında mıdır? Bunların aksine toplumun genelinde bilinen kanıtsız tahmin ve söylemlerin hedefi nedir acaba? Bilgisizlik veya kayıt dışı bilgi diyebilir miyiz?

        1- Prof.Dr. Süleyman Ateş: “Hz. Ayşe validemiz risalet yılı dünyaya geldi. Demek ki hicrette 13 yaşında. Evlenmesi de hicretten 3 yıl sonra olduğuna göre evlendiği zaman 16 yaşındadır.” diyor.  

        2- Diğer bir kanıtlama da şöyledir: “Hz. Ayşe validemizin ablası Esma, hicretin 73. Senesinde 100 yaşında iken vefat etmiştir. Hicrette ise 27 yaşındaydı. Hz. Ayşe ise ablasından 10 yaş küçüktür. Demek ki Hz. Ayşe validemiz hicrette 17 yaşındaydı. Onun Resulullahla nikahlanması hicretten 3 yıl sonra olduğuna göre, o evlendiği zaman 20 yaşında olmaktadır.

         3-Hz. Ayşe validemizin doğumu peygamberlikten 6 yıl öncedir. Hz. Peygamber’in evlenme teklifi ise peygamberlikten 10 yıl sonra ve nikahlanması da hicretten 3 yıl sonra olduğuna göre, o evlendiği zaman 19 yaşındadır.

         Görüldüğü üzere üç anlatımda da Hz. Ayşe validemiz evlendiği zaman 16, 19 veya 20 yaşında olmaktadır. Bizdeki çalışmalar çoğunlukla skolastik (dedi, dedi, dedi) anlayışı üzerinden yapıldığı için, genellikle bir yanlış durmadan tekrar edilmektedir.

                                                             *

         Modernitenin toplum üzerindeki müthiş baskısı ve insanımızın para ve makam hevesi, bizde arzu edilen şeyle, meydana gelen şey farklı olmuştur.

         Arzu edilen:                                                     Meydana gelen (oluşan):

         1-Sosyal sınıf                                                   1- Kalkınma

         2-Orta sınıf                                                       2- Burjuvazi

         3-Adil gelir dağılımı                                        3-Servet temerküzü

         4-İslam medeniyeti                                          4-Batı medeniyeti

        Halbuki siyasilerimizin hedefi, adil ve sorumlu yönetim, sürdürülebilir kalkınma ve gelişme, milli mutluluk, adalet ve adil gelir dağılımı olmuştur hep.

         Küresel sistem, kendisine benzemeyen bütün medeniyet tecrübelerini önce yok saymayı sonra da yok etmeyi çok yaptı bu güne kadar. Ama zannederim durum şimdilerde yavaş da olsa değişmeye başladı. Esasen tek rakibi İslam olduğu için, onu önce Protestanlaştırmak istedi. Bunun için iki başlık teklif etti hep: Ilımlı İslam’ı kabul et, Müslümanları terörist olarak nitelendir. Hatta bunun için bir çok guruba ne imkanlar sağlandı.

         Modern toplumun insanı “insani ilişkilerini” hayatı paylaşmak için değil, karşımdaki insandan ve hayatın kendisinden nasıl pay alırım düşüncesi üzerine kuruyor.

                                                             *

         İktisat biliminin iki temel öğesi vardır: Üretim ve bölüşüm. Buraya kadar problem yok. Problem buradan sonra başlıyor.

         Bu temel öğelerden üretimle ve üretimi yaşatmak adına tahrik edilen bir tüketimle sonuna kadar ilgilenilmiştir ama bölüşüm olgusu henüz ortada ve çözüm bekliyor.

 

         Büyük ideallerimiz var, büyük hedeflerimiz var, büyük amaçlarımız var deniyor ama o amaçları gerçekleştirmek için ya yeterli birikimiz yok ya da iddiamızla gerçek uyuşmuyor. Modernite ve Batı eleştirisi var ama bunları pratiğe dökmekte henüz mahir değiliz. 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X