Advert
İSLAM’DA KADIN VE ERKEK ARASINDAKİ FARKLARDAN DÖRDÜNCÜSÜ DEVLET İDARECİLİĞİ
Halit POLAT

İSLAM’DA KADIN VE ERKEK ARASINDAKİ FARKLARDAN DÖRDÜNCÜSÜ DEVLET İDARECİLİĞİ

Bu içerik 271 kez okundu.

İslam, devletin üst düzey yöneticiliğini (halifeliği) erkeğe yüklemiştir. Bu konuda İslam peygamberi şöyle demiştir: “Başına bir kadını emir yapan toplum başarıya ulaşamaz”. Resulden gelen bu emir sadece devletin üst düzey yönetimiyle sınırlandırılmıştır. Farslar Kisranın ölümünden sonra onun kızlarından birini kendilerine idareci olarak seçtiler. Resulullah bunu işittikten sonra yukarıda geçen hadisi söylemiştir.

İdarecilik genel anlamıyla kadından engellenmemiştir. Bütün İslam alimlerinin ittifakıyla kadının, çocuklar üzerine ve aklı noksan olan kişiler üzerine vasi olması caizdir. Ve her kadın hangi cemaat olursa olsun mal harcamada ve şahit olarak vekil edilmesinin caiz olduğunu söylemişlerdir. Şehadet de bütün fakihlerin söz birliğiyle vilayetin kendisidir. Ebu Hanife bazı durumlarda kadılık yapabileceğinin caiz olduğunu söylemiştir. Bu da bir vilayettir. Hadisten kadının devlet halifesi olamayacağını ve bu devlet riyasetiyle beraber yükümlülük ve mesuliyeti zor olan durumlarında buna yüklendiği açık bir şeklide anlaşılmaktadır.

Kadının devletin yüksek idarecisi olamaması, cumhurbaşkanı, başbakan veya halife olamaması kadının insanlığıya, saygınlığıyla veya bu işe ehil olmamayla alakalı değildir. Ancak bu ümmetin çıkarlarını güvenceye almayla alakalı olan bir şeydir. Kadının nefsi ve fiziki yapısı ve toplumsal misyonunun durumundan ötürüdür.

İslam’daki devlet reisliği sembolik şekillerden ve imza atmadan ibaret değildir. İslam’daki devlet reisliği toplumun başındaki müfekkiri, bariz ve görünür yüzü ve konuşan dilidir. O, sonucu vahim geniş yetkilere sahiptir. Düşmanlara karşı savaş ilan eden, toplumun askerini savaş meydanlarına sevk eden, İslam’ın ve Müslüman toplumun yararı varsa barışa ve ateşkese karar veren veya savaşı devam ettiren odur. Tabi ki bütün bu yetkiler Allah’ın emri olan “Onlarla istişare et” emrine uyarak ehli hal ve akdın istişaresiyle olmalıdır. İhtilaflı durumlarda onun kararı tercih edilir. Ve burada aynı ayeti kerimenin içerisinde “işe karar verdikten sonra Allah’a tevekkül et” emrini uygulamaya başlar. İslam’da devlet reisi herkesin toplandığı Mescid’ül Cami’de halka hutbe okuma ve okutmayla yetkilidir. Vakti yeterli olursa namazlardaki imamet ve insanlar arasındaki davaları çözme sorumlusu devlet reisidir. Zamanı yoksa kendi adına konuşacak yardımcılar tayin eder.

Bütün bu riskli ve taşınması ağır olan vazifelerin kadının duygusal ve fiziki yapısıyla uyumlu olmadığı hepimizce bilinmektedir. Bu ne garipsenir ne de inkar edilir. Özellikle savaşla ilgili durumlarda ve askeri komutanlıkta. Çünkü bütün bunlar kendini kontrol etme gücüne sahip olma, kendine yön verebilmeyle sağlanabilir. Kan döküldüğünü gördüğü halde savaşa girme cesaretine sahip olan insanlarla bunlar yapılabilir. Kadın bu hasletlere sahip olmadığı için ne kadar Allah’a şükretsek azdır. Eğer kadın da bu hasletlere sahip olsaydı hayat içerisindeki şefkat, rahmet, sevgi, muhabbet tamamen yok olurdu. İslam’ın kadını devlet reisliğinden men etmesinin sebebi budur. Bunun dışında başka şeyleri öne sürmek görüleni hiçe saymak, kibirden, cedelden, inatçılıktan başka bir şey değildir. Tarihte askeri birliklerin öncülüğünü yapan, savaşlara giren kadına rastlansa da bu tarih seyri içerisinde erkeklere nisbi olarak az görülen ve nadir olan vakalardandır. Bizler içinde yaşadığımız bu asra kadar dahi birçok devletin kadını hayatın bütün alanlarında istihdam ettiğini görmemekteyiz. Devletlerin savunma bakanlığını, askeri genelkurmaylığı, büyük askeri filoların komutanlığını veya bir tümenin komutanlığını bir kadının riyasetine vermeye razı olduklarını görmemekteyiz. Kadının bu alanlarda atanmamasının kadın için noksanlık değildir. Çünkü hayatın tümü aynı tarzda devam etmez. Yüz ekşitmelerle, kaba güçle, sertlik, katılıkla yürümez. Böyle olmuş olsa hayat ve yaşam çekilmez bir cehenneme dönüşür. Erkeğin gücüyle kadının şefkatini, erkeğin katılığıyla kadının rahmetini, erkeğin şiddetiyle kadının yumuşaklığını mezc etmesi Allah’ın rahmetindendir. Hem bizim hem de kadınların mutluluğu onların şefkati, rahmeti ve empatisinde saklıdır. Hepimizin mutluluğu şefkat ve rahmette gizlidir.

 

Kadının devlet reisi olamamasının bizce gerçek sebebi hutbe okumama, namazda imamlık yapamama ve müşkilatları çözememede değildir. Ancak bunun sebebi devlet reisliğinin cesaret istemesi ve devlet maslahatının duygular üzerine galip gelmesi, bütün vaktini devletin işlerine vermeyle alakalıdır. Bunlarda gücü, dayanıklılığı, tahammülü gerektiren işlerdir. Bütün bunlar doğuran, emziren, anne olan kadının misyonunu mizacı ve doğasından uzak olmasından dolayı İslam, kadının cumhurun reisliğine müsaade etmemiştir. Vesselam.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ELAZIĞ'DA HUZUR 23 UYGULAMASI
ELAZIĞ'DA HUZUR 23 UYGULAMASI
Milletvekili Bulut MKYK’da
Milletvekili Bulut MKYK’da