Advert
KALKINMADA İKİ İSİM: TURGUT ÖZAL ve TAYYİP ERDOĞAN
Nevzat ÜLGER

KALKINMADA İKİ İSİM: TURGUT ÖZAL ve TAYYİP ERDOĞAN

Bu içerik 1558 kez okundu.

         Türkiye 1946 yılında çok partili hayata geçti. Bu bir demokrasi sayılmazdı. Türkiye demokrasiyle şöyle ya da böyle 1950 yılında tanıştı.

         14 Mayıs 1950 yılında iktidar el değiştirdi. Halkın oyları ile DP iktidara geldi.

        DP iktidar ve onun genel başkanı kurtuluş savaşının “Galip hoca”sı Mahmut Celal Bayar’dı. Ancak DP dönemini anarken ya da anlatırken Celal Bayar değil “Adnan Menderes” akla gelir. 1950’li yıllarda liberalleşmeye giden yoldaki levhalarda hep Adnan Menderes ismi yazılıdır. Zaten 1960 ihtilalinden sonra da devrilen partinin genel başkanı değil, Adnan Menderes “idam” edildi. Ama bu halk onu unutmadı. Hep sevdi. Aleyhindeki bütün konuşmalara rağmen Adnan Menderes bu halkın gönlünden atılamadı.

Kim ne derse desin, bu halk büyük çoğunluğu itibarıyla nankör değildir. Kendisine iyilik yapanları unutmaz. İnsanların sevgisini resmi tarihle anlamak pek mümkün olmaz. O sevgiyi halkın gösterdiği sevgi yumaklarında görmemek için “gönül gözü kapalı” olmak lazımdır.

Derken o yıllar geçti. Bu yıllar içinde zaman zaman önemli çıkışları olan bir adamı sürekli gördü insanlar. Bazen genel müdür. Bazen müsteşar. Bazen Başbakan yardımcısı.

Sonra Başbakan. Sonra Cumhurbaşkanı. Sonra bütün resmi sıfatlarına rağmen, bütün protokol kaidelerine rağmen cenazesi eller üstünde taşınan bir efsane adam. 17 Nisan 1993. Milyonlarca insan cenazesine katıldı. Gazeteler günlerce onun için başlık attılar.

İtalya basını : Türk mucizesinin babası öldü.

Belçika: Özal ülkesini yeni bir Japonya haline getirmek hayalindeydi.

The Sunday Telegraph : Türkiyeyi haritaya koyan adam. 

Ama “kirli”, “maksatlı” ve “bulanık” beyinler onu anlamamakta ısrar ettiler.

            Türkiye onunla “ithal ikameci” bir anlayıştan “dışa dönük” büyüme modeline geçti.

            Büyümenin motoru olarak “ihracat” seçildi. İş adamlarını uçaklarla dünyaya taşıdı. Türk iş adamları dünya pazarlarına onunla açıldı.

            Kıskanmaya gerek yok. İhracat çakılı kaldığı 2,5 milyar dolarlık göstergeden 14 milyar dolara onunla geldi.

            İthalatı da o serbestleştirdi. Bu serbestlik sanayide “kaliteli ve ucuz mal” üretimini sağladı. Dışa açılmanın rekabetin başka yolu da yoktur.

            Türkiye’de ilk kez “otoyol” yapımına onun döneminde başlandı.

            Haberleşme de köylere kadar otomatik telefonlar götürüldü.

            Araç telefonlarını, çağrı cihazlarını, faksları, bilgisayarları, renkli televizyonu, özel TV’leri geniş halk kitleleri onunla tanıdı.

        “Anadolu Aslanları” onun eseridir. Sermaye Anadolu’ya onunla yayılmıştır. Sanayide subsansiyonları o kaldırdı. Serbest kur sistemi onunla başladı. Yap – işlet – devret modeli ilk defa onunla Türkiye’de uygulandı.  Özelleştirme kanunu ve uygulaması onunla başladı.

            Savunma sanayi fonu kuruldu. F16 projesi başarıldı. Eğitim ve sağlık hizmetleri onunla özel sektöre açıldı. GAP onun kurduğu fonlar sayesinde hızlandı.

            Peki 1993’ten sonra bu kalkınma niçin devam etmedi. “Bazı virajlar vardır. 140 kmlik virajlardır bunlar. O viraja 139 km hızla girersen gecikirsin, 141 km hızla girersen de araba devrilir.” 1993-2002 arasında bu hız çok düşürülmüştü.

Artıları ve eksileri olan adamdı ÖZAL. Ama artıları eksilerine on tur bindirecek bir devlet ve siyaset adamıydı.

 Şimdi aynı doğrultuda bir başka devlet adamı var ve tam da ondan bahsetme konumundayız: Recep Tayyip Erdoğan. Şimdi (haftaya) onunla ilgili konuşalım.

NOT: Bütün Müslümanların Ramazan Bayramını tebrik ediyorum.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Takımımız ligde yer alacak
Takımımız ligde yer alacak