Advert
ERDOĞAN’IN VARLIĞI TEMİNATTIR
Nevzat ÜLGER

ERDOĞAN’IN VARLIĞI TEMİNATTIR

Bu içerik 1868 kez okundu.

             Türkiye’de bir zamanlar çokça “küllük” dövüşü yapılır ve insanlar da buna inandırılırken, birileri de parsayı toplardı. Küllük kelimesini yeni nesil pek bilmeyebilir; “küllür, köylerde avluların dışına dökülen odun ve kömür külleri ile evlerin temizlenmesi sonrası oluşan tozun-toprağın döküldüğü yerdir.” R. Tayyip Erdoğan bu küllük dövüşlerini temizledi, küllük dövüşçülerini marjinal hale getirerek, bu ülkeyi hem bölge hem de dünya devleti haline getirdi.

               Dünya her geçen gün daha küçük hale geliyor. Bu nedenle de medeniyetler arasındaki etkileşimler ve medeniyetlerin mensubu olan insanlar arasında da kendi medeniyetini daha iyi anlama ve tahlil etme merakı artıyor. Hatta bu merak sahibi insanların çoğunun tahsilli, iş güç sahibi, toplumun derdiyle dertlenen insanlar olduğunu görüyoruz. Dahası medeniyet tahlili yapan insanlarının kahir ekseriyeti medeniyetin dinler tarafından meydana getirildiğini görüyor. Çünkü dinle ilişiği olmayan insanların bu tür gaile taşımaları düşük bir ihtimaldir. Tamamen olmuyor da diyemeyiz ama bu durumlarda ideologların da kendilerince bir din, bazen dinsizlik dini oluştukları da bir hakikattir.

         İdeoloji ve etno-kültürel temelli ittifak kurmak çok yakın geçmişte iyice anlaşılmıştır ki pek uzun ömürlü olmuyor. Artık her geçen gün din temelli organizasyonlar daha fazla gündeme geliyor. Başka türlü olamaz mı? Olur elbette. Ancak dünyanın gidişatını da iyi okumak gerekir. Elbette farklı medeniyetlerin mensuplarınca meydana getirilecek oluşumlar düşmanlık etmek manasına gelmez ama farklı oluşum içerisine giren ülkelerin de başka ülkelerin kalkınmalarına çelme takıldığı gerçeğini iyi görmek gerekir. Hatta Batı’nın ideolojik farklılıkları ortadan kalkınca hem İslam’la hem de kendi mezhebi farklılıkları arasındaki fay kırıkları daha bir görünür oldu.

         Batı, medeniyeti tarif ederken “maddi ve manevi gelişmelerin bütünü” olarak tarif ediyor. Aynı medeniyet içinde çeşitli kültürler olabilir. Medeniyeti dinler meydana getirirken kültürler etnik yapılara aittirler ve birer alt birimlerdir. Bundan dolayı da kültürler bazen kendi mensup oldukları dinleri nakzedebiliyorlar. Böyle bir durumda da ya dinden ayrılma söz konusudur ya da bir başka medeniyetin kodlarına göre oluşturulan yanlış bir uygulama vardır. Yatırlara bez parçaları bağlamak, metres hayatı yaşamak, feminizm, canlı ve cansız varlıklara perestiş etmek, hazcılık, hızcılık, insanları kutsamak vs hep bu türe örneklerdir.

         Şehir kavramının medeniyetle çok yakın bir ilgisi vardır. Çünkü şehirli olmak bağımsız düşünebilmektir. Kişi hala daha 3. Sınıf düşünce sahibi olan birilerini kanaat önderi olarak görüyorsa, ya hakikati çok ucuz bir menfaat uğruna satıyordur ya da şehirli olamadığı için temyiz gücü gelişmemiş olup iyiyi iyi olmayandan ayıramıyor demektir. Böyle bir insanın da şehir veya ülke yönetiminde önemli bir unsur olması halinde o şehir ya da o ülke gelişmesini erteleyecek demektir. Birçok ideoloji sahibini de bu kategoride görmek mümkündür. Bu aymazlık içinde yaşayan insanlar için de geçerlidir yaşamayan kimseler için de söz konusu olabilir.

         Son olaylar göstermiştir ki; niyetini ve kime hizmet ettiğini dahi bilmeden kişi veye kişilere aşırı perestiş etmek, hem perestiş edenlere, hem topluma hem de toplumların geleceğine olumsuz etkiler meydana getirmektedir. Bereket ki basiretli bir Devlet Başkanımız var ve sağlıklı ve derinlikli düşünüyor.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X