Advert
CEMAATLER VE TÜRKİYE
Prof. Dr. Sadettin TANYILDIZI

CEMAATLER VE TÜRKİYE

Bu içerik 661 kez okundu.

     15 Temmuz darbe girişiminin ardından dikkatlerimiz tekrar cemaatler gerçeğine çevrildi.  İslam düşüncesinin farkında olan ve bu konuda emek sarf etmiş biz Müslümanların yıllardan beri ifade ettiği cemaatleşme veya fırkalaşmanın neden olacağı sorunların bu ümmeti böleceği ve altından kalkılamaz sorunlara neden olacağı teorilerimiz bir kez daha ispatlandı.

       “Topunuz birden Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, birbirinizden ayrılmayın ve Allah’ın üzerinizdeki nimetini düşünün.” (Al-i İmran 103) diyen Rabb’imizin emirlerinin aksine biz müslümanlar yüzyıllar boyunca parçalanmayı ve bölünmeyi bir marifet addederek hatta daha ileri gidip her yeni grubun taze bir kan ve İslam hizmeti için katkı sağlayacağı gibi akıldışı iddialarla kendimizi kandırıp durduk.

        Her cemaatin ortaya çıkışı sosyolojik olarak diğerlerini ötekileştirmekle başlar. Başlangıçta, her grup kendi üstat ya da hocalarının yorumlarının diğerlerinden farklı olduğunu ve mutlak doğrunun yalnızca kendilerininki olduğunu düşünerek işe başlarlar. Bu düşünce Kuranı Kerim’in sunmuş olduğu ana düşünce felsefesine aykırıdır. Rabb’imiz Resul-ü Ekrem(sav) aracılığıyla indirmiş olduğu kitabında; genel olarak bir kulun yaşamı boyunca karşılaşabileceği her tür durum, ihtiyaç, sıkıntı, sevinç ve benzeri olaylar karşısında nasıl davranması gerektiği konusunda sınırlar koyar ve çoğunlukla ayrıntılara inmez. Dolayısıyla Kur’an ayetlerinden çıkardığımız yorumların ‘’mutlak ve kesin’’ olduğunu ve “herkesin böyle kabul etmesi gerektiğini” iddia etmek, hem akıl hem de İslam dışı bir anlayıştır. Rabbimizin indirmiş olduğu kitapta ayrıntı vermeyip genel hadler koymasının nedeni; dinamik, akılcı, her tür düşüncenin gelişebildiği, empatinin hakim olduğu ve herkesin yekdiğerinin düşüncesini onaylamasa da, saygı duyup sabredebildiği bir toplum oluşmasını sağlamaktır. Oysaki  hizmet yarışı veya tebliği daha geniş kitlelere yayabilmek amacıyla, yüzyıllardır ortaya çıkan küçük büyük on binlerce mezhep, cemaat ve tarikat anlayışlarının getirdiği bugünkü sonuç; bir diğerine tahammül edemeyen, başlangıçtaki oluşma felsefesinin aksine diğer düşünme biçimlerini gayr-i meşru addeden hatta daha ileri giderek onları yok etmeyi amaçlayan (Hariciler, Daeş, El-Kaide, Hizbullah vb.) örgütlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. İnsanı ve onun oluşturduğu toplumların bu dünyada ve ahirette mutlu ve mesut yaşamasını sağlamak amacıyla gönderilmiş bir dinin mensuplarının bu hale nasıl geldiği aşikardır.

      FETÖ’nün 1980’den 17 Aralık 2013’e kadar tüm cumhuriyet hükümetleri tarafından desteklenmiş olması;  sivil ve askeri bürokraside bu kadar ciddi ve zarar verebilecek bir güce ulaşmasına ve devletimizin temel kurumlarının neredeyse tamamına zarar vermesine neden olmuştur. İlgili örgütün yıllardır ‘’dinler arası diyalog’’ veya benzeri büyük projelerle Müslümanları önce Hristiyan ve Yahudilerin hoşuna gidecek bir anlayışla peygamberinden uzaklaştırmak, sonuç olarak ise İslam düşüncesini tahrif veya tağyir ederek Müslüman toplumunu ana kaynaklarından uzaklaştırmak amacıyla sürdürdüğü tüm tezgah ve dümenler; yıllar boyunca hem bazı siyasi iktidarlar hem de bir çok İslami grup tarafından hayranlıkla izlenmekteydi. Bu gaflet halinin temel nedeni olan ‘’ İslam öğretisinin ana kaynağı olan Kuran kökenli bir din eğitimimizin olmaması ‘’ durumu bugün hala temel problem olarak önümüzde durmaktadır. Din eğitiminin doğru ve dinin sahibi olan Rabbimizin istediği şekilde temel referansı Kuran’ı kerim olacak şekilde devlet eliyle, düzenlenmesi toplum ve devlet bütünlüğümüz açısından hayati önem arz etmektedir. Bu başarılamadığı takdirde, insanın bu temel ihtiyacının rastgele, saplantılı grup ve yapılar tarafından suiistimal edileceği açıktır.

     Evet, mezhep, cemaat ve tarikatlar bu ümmetin binlerce yıllık bir gerçeğidir. Ancak hem Osmanlılarda (Bektaşi olan Yeniçeriler vb.) hem de günümüzde İslami grupların siyasileşmesi ve dünyevileşmesi gerçeği, altından kalkılamaz sorunlara neden olmaktadır. Her İslami grup kendi iddia ettiği gibi Allah’ın rızasını kazanmak için çaba ve gayretlerine devam etmeli ancak, devlet kurumlarını ele geçirmek ve kendi yandaşlarına maddi imkan sağlamak hayalinden derhal vazgeçmeli ve devleti yönetenler de buna imkan sağlamamak için ellerinden geleni yapmalıdırlar,   

 

Selam ve Dua İle.   

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ELAZIĞ’DA İKİ AYRI KAZA:4 YARALI
ELAZIĞ’DA İKİ AYRI KAZA:4 YARALI
ELAZIĞLI SPORCUDAN ÖNEMLİ BAŞARI
ELAZIĞLI SPORCUDAN ÖNEMLİ BAŞARI