Advert
YAPISAL REFORMLAR İSABETLİDİR
Nevzat ÜLGER

YAPISAL REFORMLAR İSABETLİDİR

Bu içerik 1356 kez okundu.

20. yüzyılda Batı, modernite adını verdiği bir disiplin içerisinde kendine zemin hazırlamış, bunda da kısmen muvaffak olunmuştur. Modernizm; hümanizm, sekülerizm ve demokrasi sacayağı üzerine kurulu, egemenliği insana özgü kılan, kurtuluşu dinde değil, yalnız bilimde, belki bilim adı altında kısmen kurgularda arayan bir ideoloji ve yaşam biçimidir. Modernizm, Batı uygarlığını esas alır. Sekülerizm; dini olan bütün değerleri bireysel ve toplumsal hayatın dışına iten, sadece bu dünyayı yaşanabilir kabul edip, öte dünya kavramını reddeden insan merkezci yaşama ve düşünme biçimidir. Rönesans ve aydınlanma dönüşümünden hızını almıştır diyebiliriz. Bu dönemdebireycilik ve feminizm özellikle öne çıkarılmış, bu ekoller kanalıyla birey toplumsal yaşamdan kopartılarak stres içinde her an intihara veya deviant türü davranışlara uygun problemli bir varlık haline getirilmiştir. Keza feminizmadına kadın aileden kopartılarak nikahlı yaşamın dışında “birlikte olma” anlayışı ile din dışı bir hayat yoluna itilerek kutsallardan uzaklaştırılmış, çocuk yapmaktan soğutulmuş, adeta anlık yaşayan biri olmuştur. Sadece dünyalık için bütün aşkın değerleri yok sayan bir anlayış. Tamamen din dışı bir hayat için oluşturulan Truva atları.

Batı’daki bu akımlar meydana gelirken İslam coğrafyasının çeşitli bölgelerinde de bir çok ihya hareketlerine de, aslında Batı adına çalışan modernist hareketlere de şahit olmaktayız. İslam dünyasında meydana gelen bu hareketlerin bazıları Müslümanların bir kısmı tarafından benimsenirken bir kısmı ise daha çok uluslararası siyasetin yönlendirdiği olaylar olarak değerlendirilerek ancak tahammül edilmiştir.

İslam dünyasında yaşanan karmaşaya karşılık Batı’da herhangi bir savaş ortamı yaşanmıyor. Düzenli bir şekilde büyümeye çalışıyorlar ama artık büyüme süreçleri durdu. İslam ülkelerine daha iyi kavga etsinler diye silah satıyorlar ve terör örgütleri kurduruyorlar!

Şimdi bu oyun artık 20. yüzyılda olduğu gibi toplumun büyük kesimi tarafından benimsenmiyor, hatta artık sıradan insanlar tarafından dahi analiz edilebiliyor. Şimdi Müslümanlar için Batı bir fesat yuvası olarak görülüyor.

Cumhuriyet sonrası yazarları arasında “İslam dışı” düşünceye katılmamış hikayeci, romancı ve makale yazarı bulmak zorlaşmıştır. Bu akım 1970’li yıllardan sonra etkisini azaltmakla birlikte hala devam etmektedir. Günümüzde ise postmodernizmin etkisiyle pozitivizm köküne dayanan modernist süreç etkisini bir hayli kaybetmiş, deney / gözlem yoluyla elde edilmiş tek ve değişmez kabul edilen bilgilerin yanına sezgiler ile İslam dinini esas alan doğrular gelmeye başlamıştır.

21. yüzyılla birlikte din tekrar geri gelmeye başlamıştır. Bu ekollerden şöyle ya da böyle etkilenmeyen az insan kalmıştır. Her şeye rağmen Müslümanların düşünce ve siyaset sahnesinde tekrar yer alarak, aktif tefekkür dönemlerine başlamaları sonucu, 21. yüzyılda İslam, bizim coğrafyamızda tekrar görünür olmuştur.

Görünen o ki, Batı, 395 yılından beri çeşitli isimler ve çeşitli ekoller adı altında dini, hayatın dışına taşımaya gayret etmiştir. Hatta dini, hayatın dışına taşımaya güç yetiremediği zamanlarda da dinin aslını değiştirerek din adına dinsizlik yapmaya özel bir gayret göstermiştir. Bunun için dini görünümlü oluşumlar sağlayarak Müslüman coğrafyası yeni Sykes-Picot ya da yeni Sevrlere muhatap edilmiştir.

 Batı; Hıristiyanlığın değil ama kilisenin baskısından kurtulmak için çok çalıştı. Zannederim başka da bir yol kalmadığı için dinin dışına çıktı çoğunlukla. Yani bir din- ilim çatışmasından bahsedilecekse bu Batı dünyası için geçerli olup, İslam dünyası için bu çatışmadan bahsedilemez.

Türkiye’de yapısal değişim hızla hayata geçiriliyor. Çünkü eski yapı problem üretmek üzerine kurgulanmıştı. Şimdi kalkınma, gelişme ve bir coğrafyaya umut ve cesaret oluşturarak dünya devleti olacak şekilde biçimlendirilmektedir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Takımımız ligde yer alacak
Takımımız ligde yer alacak