Advert
KENTİN BEDAVACILARI
Nevzat ÜLGER

KENTİN BEDAVACILARI

Bu içerik 2037 kez okundu.

          Sadece kent ve onun değerler sistemi değil, bilim ve düşünce tarihi de, coğrafi keşifler ve bilim tasnifleri de hep Batı tarafından belli bir amaca göre kristalize edilerek önümüze sürüldü. Amerikan yerlilerinin öldürülmesinden Kolomb ve İspanya suçlu olmadığı gibi, Meksika yerlileri olan Azteklerin yok edilmesinden dolayı da İspanya ve Hernan Kortes suçlu gösterilmedi. Bu yerli halk kendilerini korumak adına değil, uygarlığın gelişmesine engel oldukları için yok edildiler dendi. Avrupa’ya gemiler dolusu altın ve mücevheratın nasıl getirildiğinden ve 18. asırdan başlayacak olan sanayi devriminin bu paralarla start aldığından bahsedilmedi hiç. Hele hele Endülüs Emevileri etkisi ile Avrupa bilim tarihinin ivme kazandığından hiç sözedilmedi. Öyle bir sunum yapıldı ki, onların yerli işbirlikçilerinin ve olayı kavramamakta ısrar edenlerin yardım ve çabaları ile BATI hep sevimli gösterildi.

         Papazlar insanlara cennet vaat edip onların günahlarını bağışlarken, halk da onlara kazançlarını aktardı. Elbette yöneticiler ruhbanları, ruhbanlar da yöneticileri memnun edecek uygulamaların içinde oldular hep. Zaman zaman yaptıkları kavgalar bazen kayıkçı kavgası bazen de gelir bölüşümündeki anlaşmazlıklarla ilgili olmuştur genellikle. Yalnız din tekelleştirilmemiş, aynı zaman da gelir kaynakları da tekelleşmişti. Ölen ölür kalan sağlar bizimdir ilkesi Batı için sıradan bir ilkeydi. Bu anlayış günümüze de sirayet ederek, siyasetçi ve iş adamlarını adeta insanlara rızık veren, “bakın sizin için uğraşıyoruz” noktasına taşımıştır.

         Gandi, İngiltere’ye karşı Hindistan’ın bağımsızlık mücadelesini verirken önemli ilkelerle asalaklara işaret ediyordu. Çünkü o,  Batı sömürgeciliğinin temelinde makineyi görmüştü. Düşüncelerini açıklarken makinenin insanı ve toplumu ezmesine karşı olduğunu belirtmişti. Gandi’nin tavrı biraz dini, biraz milli, biraz da siyasi kaynaklıdır. Gandi yedi büyük günahı şöyle sıralamaktadır:

1-Ahlaki ilkelere dayanmayan siyaset etme biçimi,

 2-Üretmeden kazanmak,

3-Kişilik kazandırmayan eğitim,

4-Ahlak tanımayan ticaret,

5-Bilinçsiz-şuursuz eğlence,

6-İnsan merkezli olmayan bilim,

7-Takvasız ibadet.

           Bu ilkeleri hangi topluma uygularsanız uygulayın hemen yerine oturacaktır. Bu ilkelerdeki olumsuzluklara göre hareket eden toplumda bu uygulamalara karşı çıkarsanız çeşitli isimlerle dışlanabilirsiniz. O nedenle de bu olayları anlamaya başlayan insan sayısı artıkça bu tablo değişebilir. Tabi anlattığımız bu tablo Avrupa’ya özgüdür. Ancak bilime ve düşünceye ambargo koyan Batı, bu eğemenliğini artık yavaş yavaş kaybediyor.

         Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan çarpıcı bir ifade kullanıyor. “İş Güvenliği” toplantısında birkaç ay önce yaptığı konuşmada şöyle diyordu: “Bizim anlayışımızda insan ekonomik bir yaratık değildir. İşçilerin ücretleri ve sosyal hakları kısıtlanarak, işçiyi iş kazaları ve meslek hastalıklarından koruyacak önlemleri almayarak kazanç olmaz. O kazanç haramdır. Bu kazanmak değil çalmaktır.”

          Her türlü kalkınma hareketlerine rağmen hem Batı hem de Doğu henüz özgürlük problemini ve gelirin adil dağılımı problemini çözemedi. Sözlü, yazılı ve görsel hürriyet konusunu, hukuk ve insan hakları konusunu, kadın ve çocuk hakları konusunu, işsizlik ve açlık sorununu, uyuşturucu ile mücadele konusunu, eğitimsizlik sorununu, etnik yapılara dayalı üstünlük iddiaları sorununu, ülkelerin birbirlerinin iç işlerine müdahale etmek için kullandıkları terörizm konusunu vs. çözüme kavuşturabilmiş değildir. Ancak Yeni Türkiye umut veriyor doğrusu.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ak Parti İlçelerde Temayül Yoklaması Yaptı
Ak Parti İlçelerde Temayül Yoklaması Yaptı