Advert
KENTTE İŞ BÖLÜMÜ VE BEDAVACILAR
Nevzat ÜLGER

KENTTE İŞ BÖLÜMÜ VE BEDAVACILAR

Bu içerik 1944 kez okundu.

Geçen haftaki yazıda, şehir, kent, mülkiyet, medeniyet ve uygarlık üzerinde durmuştuk. Bu yazıda da kentlerin yönetimi ile yönetimde rol alan kayıt içi ve kayıt dışı iş bölümünden bahsedeceğiz.

          Elimizde, kentlerin nasıl ve kimler tarafından, hangi teknik imkanlarla kurulduğunu anlatan bolca literatür var ama bu inşa sırasında nelerin yaşandığına ilişkin bilgiler yok denecek kadar az. Yani teknolojiden bahseden bu literatürler, insan unsurundan ve insanların karşı karşıya kaldığı baskı ve zulümlerden pek bahsetmez. Mesela piramitlerde, mesela Yunan tapınaklarında, mesela operaların yapımında akıtılan kan ve gözyaşından bahisleri, tıpkı günümüzdeki banka kredileri verilirken esas metnin altına sıkıştırılmış karınca yazıları gibi, ancak çok dikkatli ve biraz da merak sahibi olanlar görebiliyor. Onlardan da vicdan sahipleri gördüklerini toplumla paylaşıyor. Değişik bir ifade ile kent ve kentte yapılanlar insandan daha fazla önemli olmuştur hep. Bu konuyu sorgulamak biraz da sömürüyü ve insanın değersizliğini gündeme getireceği için, Müslümanlardan başka bu işe eğilen olmamıştır. İdeoloji sahipleri için kent ve uygarlık ile statükoyu muhafaza etmek adına mevcut iş bölümü birer kutsal değer ve korunması dinden daha önemli fenomenler olarak görülmüştür. Ne zaman ki ilerleme ve uygarlık fikri insan değeri ile açıklanmaya sayfa açınca sömürünün çirkin yüzü görülmeye başlamıştır.

         Tarih kitaplarını hep ezen ve muktedir olanlar yazmış, yazarken de çirkinlikler hep özenle örtülmüş, ancak güç sahiplerine övgüler dizilmiştir. Elbette hakikati arayan tarihçiler de çıkmış ama onlar itina ile ve sessizce bir kenara itilerek refüze edilmeye çalışılmıştır. Fakat onlar kahramanlıklarının hakkını vererek hakikati hep haykırmışlardır.

         Günümüzde sadece harabelerini gördüğümüz yapıların tekrar görkemli hale getirilmesi için sarfedilen çaba kadar bir emek de insanın insanca yaşaması için harcanabilse yeryüzünde günlük iki doların altında ücretle yaşamaya çalışan iki milyar insan sayısı hızla azalabilirdi.

         İşbölümünün henüz ortaya çıkmadığı dönemlerde köy, eşit bireylerden oluşan bir topluluktu. Köy ortak yaşamında farklı sınıflar söz konusu değildi. Kentin biçimlenmesinden sonra köyün pozitif ortak yaşamının yerini sömürü, asalaklık ve köleliğe dayalı olumsuz bir hayat biçimi aldı. Asalaklık güç sahiplerinin güçlerini daha artırmak düşüncesi ile onların güçlerinin devam etmesine yardımcı olacak ama kendileri de birer güç gettosu olacak başka “asalakları” çıkardı. Buna yeni terminolojide “değerler sistemi” diyorlar. Artık toplumda varlıklı ve güç sahibi olanlar, güçlerini ve gelir fazlalıklarını halkla paylaşmak yerine, birikimlerini artırdılar ve aralarında güçlerine göre bölüştüler. Asalak kitlenin de gelirini yine fakir halkın cebinden ötettiler. Bu olgu kentsel gelişmeyi güya sağlarken, toplumun yoksul büyük kesimini yıkıma ve ölüme götürdü. Elbette yalnız varlıklı insanlarla büyük ölçekli kapitalin ortaya çıkması mümkün değildi. Eskiden bu işi sağlayan farklı örgütlenmelere karşı sonraları daha modern oluşumlar üretildi. Artık müteahhitler, bazı bürokratlar, çek mafyaları, uyuşturucu mafyaları, silah kaçakçıları, arsa spekülatörleri, bazı siyasetçiler, dini görünümlü sahte ilahlık peşinde olan kişi ve guruplar türedi. Düşünülen kent sisteminin sadece kaba kuvvetle yürümesi biraz zordu. Bu nedenle de bu guruplar içinde hep iyi polis-kötü polis rolü kullanılmış ve hep de işe yaramıştır. Bu desteği sağlamada moral güçler pekala önemli işlev görebilirdi. Çeşit çeşit babalar biraz da bundan dolayı üretilmiş. Bol hediye, bol himmet. Elbette himmet olmadan bu kadar ulvi ve büyük işlerin başarılması pek mümkün olmazdı.

         Bu iç içe yapı bu güne kadar işledi. Bundan sonra işler mi, onu pek bilemiyoruz. Belki peron değişikliği yoluna gidilebilir. Kentin bu işleyişinin görünen kısmının anlatılması kolay ve pürüzsüz elbette. Bu işbölümü kentte hep devam etti. Peki ya şehir? Onu da bilim tarihi ile birlikte analım.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X