Advert
ARTIK MİLLİLEŞME ZAMANIDIR
Nevzat ÜLGER

ARTIK MİLLİLEŞME ZAMANIDIR

Bu içerik 1916 kez okundu.

Bireysel sermaye birikimi olmayan, ülke nüfusunun yetersiz, uluslararası komünikasyon imkânları sınırlı, teknolojik gelişmeyi takip edememiş bir topluluğun iktisadi büyümeyi nasıl sağlayacağı biraz netamelidir..

Bu anlamda Osmanlı nevi şahsına münhasır, tarihin kayıt ettiği istisnai ve mükemmel bir oluşumdu. Diğer bir ifade ile Karlofça Antlaşması’na kadar Osmanlı’nın değişmesi için bir sebep yoktu. Daha açıkçası değişmemesi normaldi. Çünkü yaşadığı dönemlerde dünyada ondan daha mükemmel bir devlet henüz yoktu. Herkes ona benzemeye gayret ederken, o biraz da o yıllarda rakipsizdi. Şimdi düşüncesi netleşmemiş bazı insanlar zannediyorlar ki İslam dünyası hep Batı’nın gerisinden geliyordu. Halbuki Batı son 300 yılın şampiyonu. Bizdeki nedeni de yerli ve milli yönetici azlığı olduğunu son 33 yılda iyice fark etti bu ülke.

Konu oldukça netleşti gibi ama kalkınma ve büyüme hakkında birkaç soru cümlesi zikredilebilir:

-Bilim, İslam’ın gelişinden sonra Müslüman alimler tarafından oldukça anlaşılır bir noktaya getirilmiş ancak teknolojiyi yakalayan neden Batı olmuştur?

-Kalkınma konusu zaten münakaşa mevzuu iken, ekonomik kalkınma mutlaka Batı tipi mi olmalıdır?

-Sanayileşmenin Batı tipi olması şart mıdır? Düşmanın silahı ile silahlanmayı nasıl anlamalıyız?

- İnsan merkezli bir kalkınma olamaz mı? Müslümanlar kadar Batı düşünürlerinden önemli bir kesimi, insanların yalnız maddi yönlerine hitap eden kalkınma modelinden neden rahatsızlık duyuyorlar?

-İslam dünyası neden kalkınamadı? Müslümanlar, bir toplumun hatta büyük bir birleşik camianın edilgen durumdan kurtarılması için alternatif bir modelin takdimini yapmalı değiller midir?

-İlmi alt yapı çoğunlukla Müslümanlara ait olduğu halde, ilmin ete kemiğe büründürülmesinde/ mücessemleştirmede neden ilk sırayı alamadı?

-Osmanlı sanayileşmeyi niçin ıskaladı? Kapitalist kalkınmaya karşılık bir modeli niçin öneremedi,/uygulayamadı?

-Mutlu olmak için Batı tipi bir toplum yapısı mı gerekir? Kalkınmanın insan merkezli olanı yok mudur?

-Öncelik sermaye temerküzü müdür yoksa adil gelir dağılımı mıdır? Toplumda fert başına gelir kavramı ile birlikte, gelirin adil dağılımı sağlanamaz mı? Müslümanlar bunu bin yıldan fazla bir zaman diliminde başarmamışlar mıydı?

-Sömürü olmadan büyük sermaye nasıl oluşturulabilir? Vahyi dinler esas itibariyle sömürüye karşı çıktıkları halde, Batı için “ehlikitap” demek işin neresinde duruyor?

         -Önce toplumsal refah mı, kalkınma mı? (Gelirin adil dağılımı)

-Önce burjuvazi mi, orta sınıf mı? (Paranın birkaç kişide toplanması kural mı?)

-Önce servet temerküzü mü, adil gelir dağılımı mı? (Sosyal devlet nesrinde)

-Önce İslam medeniyeti mi, Batı medeniyeti mi? (Adalet mi, kuvvete itibar mı?)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X