Advert
21.YÜZYILA İYİ BAŞLADIK
Nevzat ÜLGER

21.YÜZYILA İYİ BAŞLADIK

Bu içerik 1263 kez okundu.

İnsan merkezli olmak kaydıyla kalkınma şarttır. Çünkü hedef insanın hayatını kolaylaştırmak ve insani ilişkilerde ben duygusu ile birlikte biz duygusuna ulaşmaktır.

Arnold Toynbee meşhur bir tarihçidir. Toynbee, tarihi 1569’dan önce ve 1569’dan sonra diye ikiye ayırıyor. Gerekçesini de şöyle açıklıyor: “Bu klasik tarih anlayışını bırakın. Bundan insanlığa fayda yok. Eski çağmış, taş devriymiş falan. Ya ne? Tarih 1569’dan öncesi ve sonrası diye ayrılır.” Neden? İngiltere kralı 4. Henri, İngilteredeki ilim adamlarını toplamış ve; “siz bulutlar üzerinde araştırma yapıyorsunuz, benim vatandaşımın bin bir meselesi var. Siz ilim için ilim değil, fayda için ilme döneceksiniz.” Toynbee diyorki, sanayinin ilk defa İngiltere’de kurulması asla tesadüf değildir. Batı’da ilmin süratlenmesi, onların üzerinde yaşadıkları toplumla uyumlu olmalarıdır.

Yani diyor ki adam, ilmin asıl maksadı insanlığa ve vicdanlara daha faydalı işler yapmak, insanlara mutluluk yollarını açmaktır. Ama bu gün Batı güdümündeki ilimle geldiğimiz nokta, kan, gözyaşı, kitle imha silahları, terör ve savaştan başka ne var. En gelişmiş kabul edilen toplumların % 60’ı yokluk, sapıklık ve kural dışı davranışların içinde yaşıyor. Demek ki ihtiyaç duyulan şey; “İnsan merkezli ilim, insan merkezli kalkınmadır.” Taklitçi bir milletin ilim adamlarının orijinal kitap yazmalarını bekleyemeyiz. Bu anlamda Türkiye, 21. yüzyıla iyi bir başlangıç yapmıştır. Bilim ve teknoloji alanında da, hürriyet alanında da, sivilleşme alanında da vs. çok iyi bir başlangıç yapmıştır.

         1960’lı yıllarda Türkiye’de fert başına gelir 560 dolar, Güney Kore ile Singapur’da 500 dolar. Yıl 2015 ve Türkiye’de fert başına gelir, son 13 yılın gayreti ile 10.400 dolar, Güney Kore’de 35.000 dolar, Singapur’da 56.000 dolar.

         Mesela; Güney Kore ne yapmıştı da böyle bir sıçrama yapmıştı? Önce bu gün imal ettiği otomobil markaları için FORD platformunu almıştı. Yani özgün bir tasarımla yola çıkmak için en az sekiz yıl harcamak gerekir. Halbuki teknolojiye üst seviyeden başlamak, yani yetkin firmalardan teknoloji transfer edip kendi inisiyatifiniz altında üretmek en iyi yoldur. G.Kore böyle yapmıştı.

         Türkiye de yerli otomobil üretmek için önemli aşamaları aynı yolla geçerek müstakbel otomobilin prototipini görücüye çıkardı. Ekonomide önemli bir kaide olan “Geç Gelenlerin Avantajı”nı kullanarak 1947’de İsveç’te kurulan ve otomobil üretebilen “SAAB” otomobile fikri mülkiyet hakları için 40 milyon avro ödedi. Zor durumda olan Saab markasının sahibi NEVS’i rahatlattı. NEVS’in TÜBİTAK ile yaptığı anlaşma ile de “Türkiye’nin ilk yerli otomobilinin geliştirilmesi üç yıl sürecek. Tüm test araçları ve prototipler ile üretim öncesi nihai araçlar NEVS tarafından üretilecek. Yani Türkiye’de fabrika kurulup üretime hazır oluncaya kadar araçlar NEVS platformunda üretilecek. NEVS Türkiye’de yerli otomobili üretecek endüstriyel ortağa da sahip olduğundan Know-How ile desteklemeye devam edecek. Ama Türkiye’de otomobili üreten aracı firma NEVS olmayacak.”

         Yani Türkiye hibrit otomobil üretmek için bu platformun lisans haklarını almış oldu. Türkiye kendi araçlarını bu platformu kullanarak kendisi yapacak. Ayrıca yerli otoda 1.6 motor seçeneği de Türkiye şartlarına en uygunudur zannederim.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
AĞAR: TERÖR ÖRGÜTLERİNİ LANETLİYORUM
AĞAR: TERÖR ÖRGÜTLERİNİ LANETLİYORUM
CİP MESİRE ALANI İLGİ ODAĞI!
CİP MESİRE ALANI İLGİ ODAĞI!