Advert
BİLİMSEL VE AHLAKİ KALKINMA
Nevzat ÜLGER

BİLİMSEL VE AHLAKİ KALKINMA

Bu içerik 1895 kez okundu.

 

20.yy’ın ikinci yarısından itibaren özelde Türkiye’de, genelde İslam coğrafyasında kendi medeniyet kodları üzerinden atılım yapmak isteyen Müslüman düşünce adamları, işletmeciler, iktisatçılar ve siyasetçiler büyük bir atılım başlatmışlardır. Teorik bilgi kadar teknolojik atılımlarda da geri kalmışlık çizgisini değiştirmeye başlamıştır. Mesela Türkiye’de 2014 yılı itibarı ile fert başına gelir 10.000 doları aşmıştır. Türkiye’nin dış ticareti hızla bir trilyon dolara doğru gitmektedir. İhraç edilen ürünler içerisinde teknoloji ağırlıklı olanları artmaya başlamıştır.

İlmi ve fikri gelişmeyi büyük çapta yakalamış olan Doğu için esas problem ahlakidir. Hazzın, hızın ve çılgınca tüketimin kollarına düşmüş olan insanların en büyük handikapları tüketim hastalığıdır. Sosyal ve ahlaki çöküntünün ortadan kaldırılması çok kolay bir iş olarak görülmemelidir. Çağımızın insan ruhunu çürütücü hastalıklarının tedavisi için yalnız entelektüel bir uyanma yetmez, Müslümanlara şok tedaviler gerekmektedir. Bunun için tavsiyelere değil, modellere ihtiyaç vardır. En tesirli modeller elbette devlet ve hükümet başkanlarıdır. Resmi kanallar taklitçiliği bırakırlarsa toplumsal değişme hem hızlı hem de anlamlı olur. Kapsamlı bir hayat görüşünün sağlıklı bir toplum oluşturmada, bilim ve teknolojiden daha elzem olduğunu Batı’daki yaşayış şekli bize çok iyi anlatmıştır. Türkiye yönetici kadro açısından iyi bir yoldadır. Tayyip Erdoğan’ın dünyada itibar görmesi zaten bu dediklerimizi onaylıyor.

Günümüz dünyasında bir düşüncenin, sınırların dışına çıkması veya sınırlardan içeriye girişi çok kolaydır. Dışarıdan alınan her yeni üretim ve tüketim anlayışının yeni müesseseler meydana getireceği çok açıktır. Orta boy işletme fikrinin bu toplumda yer etmesi şarttır. İnsan yüzlü kalkınma ancak orta boy işletmeler eliyle sağlanabilir. Orta boy işletmelerin üretimlerinin toplamından büyük işletme imalatları elde etmek hem daha sağlıklı, hem de daha kolaydır. Bu fikirlerin kök salması için zamana ihtiyaç vardır. Bu ülke bu gidişatta olduğunu Başbakanın Diyarbakır’daki açıkamalarıyla gösterdi.

         Unutmamak gerekir ki, hem kalkınma ve gelişme hem de tahakküm sadece siyasi ve iktisadi değil, belki ondan da daha fazla kültüreldir. Batı sahip olduğu teknik ve iktisadi imkanlarla Doğu ülkelerinin merkezlerine yerleşerek kültürünü bu ülkelerin yöneticileri eliyle o ülkelerin insanlarına empoze etmişlerdir. Hatta bu ülkelerin çocuklarını eğitmek için kendi ülkelerine götürmüşler ve bu gençlerin çoğu ülkelerine Batı’nın birer distrübütörü olarak dönmüşlerdir. Yeniden bir ihya hareketi, yeniden bir diriliş, yaşanan dünyada yeniden söz sahibi olmak kendi medeniyetimize dönmemiz şarttır ve bunun için de İslam Bilimi fenomenine yeniden sahip olmamız gerekir. Çünkü zaman ve mekan ile mekanda ikamet edenlerin inanç ve medeniyetleri dikkate alınmadan yapılacak iyileştirmeler beklenen ve umulan sonuçları vermez. Türkiye’nin 21. yüzyıla iyi bir başlangıç yapmasının temel motifi, dönemin yöneticilerinin bu zaman ve mekan fenomenini dikkate almış olmalarıdır. İslam’ın 15. yüzyılında bilim adamlarımız vardı ama onlara imkan sağlayacak devlet yöneticilerimiz azdı, ancak şimdi bu imkanlar çoğalmaya başladı.

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X