Advert
GAZALİ’DEN İNCİLER
Nevzat ÜLGER

GAZALİ’DEN İNCİLER

Bu içerik 2154 kez okundu.

          -Divan ağaç kısmıyla değil, suretiyle divandır. İnsan da cismiyle değil yine suretiyle insandır. Bütün eşyanın çeşitliliği madde ile değil, şekli görünüşleriyledir.

         -Allah akılları yarattı ve onları vahy ile tamamladı; sahiplerine de yaratıklar üzerine düşünmeyi emretti. Akıl, vehim ve hayal perdesinden sıyrıldığı takdirde ancak eşyayı olduğu gibi görecek duruma gelir.

         -Allah alemi insan için bir ev gibi yapıp hazırladı. Onda tavan (sema), taban (arz), lambalar (yıldız), cevherler de hazine ve malzeme yerine geçer, insan da bu boş evin sahibidir. Bu alemde bitkiler, hayvanlar her çeşit renk ve her şey insanın ihtiyacı ve menfaatı için yaratıldı.

         -Allah, her şeyi yukarıdan aşağıya doğru yoktan varetmiştir. Oluş ve yok oluşun hakiki sebebi Allah’tır. Her şey O’nun izni ve iradesiyle hareket eder.

         -Zaman, hareketin miktarı olup, öncelik sonralık bakımından kendini belli eder. Eğer hareket olmasaydı varlıkta zaman olmazdı. (Alemde hareket halinde olmayan hiçbir şey yoktur.)

         -Şer’i emir ve hitaplar canlı varlıklardan yalnız insana karşı yapılmıştır. Bütün cisimler cisim olmakta ortaktırlar. Cisim olmanın özelliği ise üç boyuta sahip olmaktır. Yalnız bu ortak taraflarının yanında hareket ve idrakte ayrılmaktadırlar.

         -Canlı varlıklarda üç çeşit ruh bulunur: nebati ruh, hayvani ruh ve insani ruh. Ruh, kalb fanusuna yakılarak konulmuş bir lambadır. Hayat bu lambanın ışığı, kan yağı, his ve hareket de nurudur.

         -İnsanda, gözden önce bir güç vardır; göz gördüğü şeyi ona götürür, bütün idrak edilen şeyler orada toplanır ve ordan idrak edilir. Ortak duyular şekilleri, muhafaza etmek için hafıza kuvvetine yükseltir ve bu şekilde ona hizmet eder. (Ortak duyum idrak olabilir.) Ruh, kalb fanusuna yakılarak konulmuş bir lambadır. Hayat bu lambanın ışığı, kan yağı, his ve hareket de nurudur. Ruh, kaynağı kalb boşluğu olan latif bir cisim, kalbin atışlarıyla damarlardan vücudun bütün zerrelerine yayılır. “De ki ruh, rabbinin emirlerindendir.” (İsra/85) Akıl ve zihinler onun hakikatini anlamaktan acizdirler.

         -Nefs, insandaki gazap ve şehvet (arzu) gücüdür. Nefisle mücadele etmek zaruridir. Eğer arzulara uyarsa nefsi emare (kötülük) meydana gelir. Arzulara karşı durmayı becerirse buna da mutmain nefis denir. “Ey mutmain nefis, razı olarak ve razı olunarak rabbine dön.” (Fecr/27-28) Nefis fıtraten kendisinden akıl nurunun gelmesine istidatlıdır.

         -Akıl ancak din (şeriat) ile doğru yolu bulabilir, din de ancak akıl ile açıklık kazanır. Akıl temeldir, din ise binadır. Bina olmadıkça temel, temel olmayınca da bina ayakta duramaz. Akıl göz ise din görmeyi temin eden ışıktır. Din (şeriat) hariçten bir akıl, akıl ise dahilden din (şeriat)dir.

         -Göz, aklın casusudur. Ayrıca hayal, vehim, fikir, zikir, hıfz (zihin) gibi duygular da aklın casuslarındandır.

         -Fenasız bir beka, bıktırmayan bir zevk, üzüntüsüz bir sevinç, farkın olmadığı zenginlik, noksansız bir kemal, zilletsiz bir izzet sadetdir ve bunun da yolu; ilim ve ameldir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X