Advert
KİME HİZMET EDİYORLAR?
Nevzat ÜLGER

KİME HİZMET EDİYORLAR?

Bu içerik 1914 kez okundu.

         Bu ülkede 1920 yılında dini geleneğimize 1946 yılına kadar mola verildi. Başlangıç tarihini 1909 darbesine çekmekte de bir beis yoktur zannederim. Bu yıllarda bir kısım ulema yurt dışına gitmiş, bir kısmı da ya evlerinden çıkmamışlar ya da ne koparırsak diyerek kem küm etmişler.

         Türkiye 1945 yılından itibaren çok partili hayata geçince bu arada ilahiyat fakülteleri de açılmaya başlamış ama ilahiyatçılarımızn bazıları “ilahiyatçı” sıfatıyla öyle şeyler söylemişler ki, zannedersiniz ki kur’an’la tanışmamış birileri konuşuyor.

         Bu ilahiyatçıların hepsi de “pozitivist” sistemin mahsülüydüler. Kimi hüküm ayetlerine karşı çıktı, kimileri İslam’a hakaret etmek için tasavvufa saldırdı. Bir kısmı İbni Arabi’ye, bir kısmı Bediüzzaman’a, diğer bir kısmı Mevlana’ya saldırırken biryerlere yaranmak için esas niyetleri İslam’a hakaretti. Bediüzzman “ben yeni ilmi kelam mesleğindenim” diyerek, imani meselelere ait düşüncelerini açıklıyordu. Zaten kendisi “ben skolastik bir hoca değilim” diyordu. Ama onları taşlayanlar buz gibi skolastik zihniyete aittiler. Ne kadar süslü cümle kullanırlarsa kullansınlar, söyledikleri şeylerin hiç biri yeni de değildi, yeni bir açılım da sağlamıyordu. Tek hedefleri vardı; peygambersiz bir din ortaya koymak.

         Bu ilahiyatçılar açıktan söylemeseler de bir kısmı selefilik perdesi altında vehhabilik hayranı, diğer bir kısmı maalesef “Moon” teşkilatı mensubuydular.  Meşhur olmak sevdasından mıdır bilmem ama bir kısım ilahiyatçılar sanki toplumda çok konuşulmak için ya da bir görevi yerine getirmek için hiçbir kutsal tanımadılar demek geliyor insanın içinden.

         Bu kitleye mensup insanlara "laik şargonla" radikal insan demek mümkündür. Çünkü; bu kitlenin bütün meselesi kuru bir dini hayattır. Yani megalomanik bir kişilikle, her şeyin en doğrusunu ben bilirim diyen hastalıklı bir ruh hali.

         Bu tipler elbette normal dışı davranışlara yönelirler. 15 Temmuz darbesinin başarısız olmasından çok rahatsız oldular bu insanlar. Hani oğlu papaz olan bir şair vardı, hatırlayamadıysanız bir tiyo daha vereyim, kendisi Galatasaray lisesi müdürlüğü de yapmıştı. Evet bildiniz; Tevfik Fikret. Bu şahıs da Ermeni bir teröristin Müslümanların halifesine yaptığı suikastte başarısız olunca şiirle feryad-ı figan etmiş, ne kadar üzülmüştü.

         “Ey şanlı avcı, damını bihude kurmadın

         Attın fakat yazık ki, yazıklar ki, vurmadın”

         Bir Ermeni teröristin Abdulhamid’e kurduğu bombalı saldırıda Abdulhamit öldürülemediği için üzülmüştü toprağı bol olasıca. Yıllar yılı bu adamın şiirleri ders kitaplarında okutuldu. Üstelik kendisine “millet şairi” dendi.  Şimdi bir başkası çıktı, 15 Temmuz darbesinin başarısız olmasından arkasından  “ABD, Avrupa Birliği ve Şanghay Teşkilatı bu işe müdahil olmalı, Türkiye’ye sağdan hizaya gel demeli” dedi. Bu cümleleri okuyup yazmak bile insanın yüzünü kızartıyor. Alçaklar istemese de bu ülke eski emperyal gücüne ulaşacaktır. (Emperyal saygı uyandıran anlamındadır. Marksist terminolojiden kurtulun.)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X