Advert
BELEDİYE “ŞEHİR” İÇİN KOŞTURMALI
Nevzat ÜLGER

BELEDİYE “ŞEHİR” İÇİN KOŞTURMALI

Bu içerik 1895 kez okundu.

    Dinlerin doğum ve gelişme yatakları şehirlerdir. Şehir kavramını şimdi “kent” diye ifade ediyorlar. Kent kavramı sanayileşme sonrasına ait bir kavram. Bakmayın insanların modernizme karşı söylemlerine, toplum adeta modern hayat için yarış halinde. Kendi medeniyet kodlarımızı içselleştiremezsek şehir yerine kentin peşine düşeriz ve bundan da rahatsızlık duymayız.

     Bugüne kadar yirmi altı medeniyet oluştu diyor işin erbabı. Sonra da ekliyor; şu an yaşayan medeniyet sayısı on. Yani sistemleştirilmiş yirmi altı medeniyetin yüzde altmışı yok edilmiş veya yıkılmış. Bu on altı medeniyeti kim yok etti; kolonyalist olanlar, sömürgeci olanlar ve ırkçı olanlar.

Medeniyet “gelişmişlik” kavramı ile dile getirilirken de bunun maddi ve manevi alanlar için kullanılan kavramları vardır. Esasen insanların zaaf ve kuvvetli yönlerini de bu medeniyet olgusu tanımlayabilir çoğunlukla. Ancak çok ince bir ayrıntı medeniyetle kültürü ayırır. Günümüzde sömürgecilikle elde edilmiş zenginliğe medeniyet diyenler çıkmıştır ama medeniyet kavramının olumsuzlukları çağrıştıran yanının olmadığını unutmamak gerekir. Hem sömürgeci hem medeni olunmaz. Medeniyetleri dinler meydana getirirler, olumsuz davranışların kaynağı daha çok kültürdür ve kültürü etnisiteler oluşturur. Batı, tahrif edilmiş bir din üzerine bina kurduğu için tahripkardır.

     Şehirler kültürel gelişmelere ve sanat oluşturmaya artı değerler katarak, sosyal ve ekonomik gelişmenin de alt yapısını oluştururlar.

     İstanbul’un yedi tepesinde yüzlerce camisi ve mimarisi ile İslam medeniyeti arz-ı endam ederken, İzmir’in saat kulesi, Kadife Kalesi ve Konak’ı, Elazığ’ın Harput’u, Sara Hatun’u, Ulu Camii, Ağa Camii, kalesi, kadim mahalleleri hep birer kimlik sembolleridir. Zaten şehirleri tanıtan da üzerlerindeki sanatsal yapılar ile sembol şahsiyetler değil midir? Modern zamanlarda daha farklı yapılar çıktı ortaya: köprüler, kuleler, alt geçitler büyük caddeler vs.

     Evet, şehirler mensup oldukları medeniyetlerin kimlikleridir, sembolleridir, işaret taşlarıdır. Nasıl “Yesrib” şehrinden “Medine”yi çıkaran medeniyet hürmete layıksa, Konstantinopolis’ten İstanbul’u çıkaran da aynı anlayıştır ve saygıyı hak etmektedir.

         Her şehirde bir tarihi sembol bulunmalıdır. Bir düşünce adamı, kalesi olmayan şehrin tarihi de kısadır diyordu. Tarihi olmayan şehirler modern zamanların işaretleri. Batı medeniyeti savunucuları kızmasınlar ama kadim bir Paris, kadim bir Londra, kadim bir Moskova yoktur. Onlar modern zamanlara aitler ama iktisadi etkinliklerinden dolayı düşünce ikliminde kendilerine yer bulabiliyorlar. Tabi onların da medeniyet işaretleri artık oluşmuş durumda.

     Emperyal güçler tarihi şehirlere zarar veriyorlar. Çünkü onlar için kıymet ölçüsü para ile ölçülebilen şeylerdir. Bağdat irtifa kaybetti, Trablusgarp düştü, Şam ve Halep ateş altında. Kolonyalist olanlar artık savaşı özelleştirdiler. Kendi askerleri yerine terör örgütlerini ve yerli iş birlikçilerinin ordularını kullanıyorlar.

         Belediye artık şehrin peşine düşmelidir. Nasıl mı? Haftaya.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X