Advert
ŞEYTANIN MODERN HİLELERİ
Habib KARAÇORLU

ŞEYTANIN MODERN HİLELERİ

Bu içerik 322 kez okundu.

           Modern hayat denilen içinde yaşadığımız bu dönemde insanlar bin bir çeşit problem ve sıkıntı ile mücadele edip boğuşurken bu hengâmede en fazla yokluğunu çektiğimiz şeyin vakit olduğunun bilmem farkında mısınız? Farkında olanla olmayan arasında zannedersem çekilen sıkıntı konusunda pek de bir fark yok. İnsanoğlu her geçen gün yeni yeni icat ve keşiflerde bulunur da onun ezeli ve ebedi düşmanı şeytan da boş durur mu? O da gelişen teknoloji ve icatları kendi amaç ve hedefleri doğrultusunda insandan daha iyi bir şekilde kullanıyor elbette.

            Yukarıdaki anlattıklarımız mizah değil maalesef gerçeğin ta kendisidir. Telefon, radyo, televizyon, bilgisayar, internet, mobil telefon ve bunların üretip sunduğu çeşit çeşit program ile haberleşme sistem ve medyatik türevleri öylesine insanoğlunu teslim almış durumdaki, bu esaretin tarifi çok zor. Daha bebeklik çağındakinden piri fanisine kadar bir şekilde tüm insanlık esir alınmış durumda. İnsanlar artık acınacak bir vaziyette bu esaretin pençesinde kıvrım kıvrım kıvranırken Şeytan da işini kolayca halletmenin rahatlığı içerisinde keyif sürmekte.

            Önceki yüzyılda Batıdan bize gelen tiyatro çok az bir kitleye hitap ediyor her tarafa ulaşamıyordu. Derken sinema icat edildi. Ancak sinemanın da her ne kadar hatırı sayılır bir izleyicisi olsa da tüm topluma ulaşması çok zordu. Radyo her ne kadar daha geniş kitlelere hitap etse de sadece kulağa hitap ettiğinden ifsat aracı olarak kullanılmakta pekte yeterli olamamıştı. Radyoyla beraber insanların hayatına giren sinemanın etkisi tabi ki daha çoktu. Ancak sinemanın evlere taşınması gerekiyordu ki müthiş bir icat geliştirildi; televizyon.

            Çocukluk yıllarımızda evimize giren televizyon, görmediğimiz, işitmediğimiz, hayal bile edemediğimiz tüm haramları, rezillikleri, kötülükleri ve pislikleri her gün saatlerce evimizin içine akıttı. Birçok haram ve kötülük çok masum kılıflar içerisinde çeşitli film ve programlarla güzel bir şekilde sunularak yutturuldu. Ancak toplumu ifsat etmede televizyon da yetersiz kalıyordu, daha etkili ve yaygın bir icatta bulunmak gerekiyordu, bilgisayar ve onun peşinden internet icat edildi. Bu ikisi insanları meşgul ve ifsat etmede önceki icatları çoktan sollamışlardı. Çünkü bunlar öncekileri de içine alan daha geniş bir kitle iletişim aygıtlarıydı.

            Televizyon ve bilgisayarla ilgili önemli bir problem vardı, oda bunların sadece ev veya işyerlerinde kullanılma imkânı vardı. Öyle bir icat olmalıydı ki bunları da içine alarak her tarafa rahatlıkla taşınabilmeliydi, her yerde kullanılmalıydı; cep telefonu denilen mobil telefon icat edildi. Çok müthiş bir buluştu, adeta insanlık tarihi yeniden yazılıyordu. Bu buluş kendinden önceki tüm buluşları sollamış hepsine beş-on tur bindirmişti. Öylesine kabul görmüş, öylesine hayatın içine girmişti ki; artık şu sözü çok işitmeye başlamıştık: “Eyvah! Cebimi evde unutmuşum!” Ne büyük bir eksiklikti onun yokluğu, onsuz hayatın devam etmesi asla mümkün değildi! Cep telefonuna göre artık insanların toplum içerisinde statüsü de belirleniyordu. Çağdaş biri mi yoksa geri kalmış biri mi,  cebi onu ele veriyordu. Cep telefonu teknolojisine ayak uydurmakta öyle kolayda değildi. Her geçen bir üst modeli piyasaya sürülüyor, öncekiler demode oluyordu. Eski telefonları kullanmakta ısrar edenler toplum içerisinde mahcup da edilebiliyordu.

            Teknoloji sayesinde artık Şeytan da rahatlamıştı. Onun sayesinde ifsat ve iğfal işleri çok kolaydı artık. O neydi eskiden öyle; bir kızla bir oğlanı bir araya getirmek için kaç takla atarlar ne kadar uğraşırlardı. Şimdi ufak bir fısıldamayla işler rayına giriyordu. İnsanlardan şeytan olanların işleri de çok kolaylaşmıştı. Tek tek dolaşıp insanları yoldan çıkarmak için dolaşmaya gerek yoktu. Televizyon, internet ve ceple istemediğinizden daha çok kişiye ulaşabiliyordunuz. İzlediklerini, okuduklarını ve muhatap olduklarını sorgulamaktan çok uzak, aciz bir toplum vardı karşılarında. Çünkü okullarda verilen eğitim bu konuda alt yapıyı çoktan oluşturmuştu bile. Akıl ve mantık dumura uğratılmış, ilmi ve fikri yoksulluk tavan yapmıştı. Mankurtlaştırılmış, sürü haline getirilmiş toplumlar onları dinlemeye, izlemeye, takip etmeye ve desteklemeye çoktan hazır hale getirilmişti.

            İnsanları bireyselleştirerek bir araya gelmelerine engel olmak suretiyle çok zayıf bir toplum ve parçalanmış aileler oluşturma konusunda kitle iletişim araçları artık günümüzde küresel emperyalizmin en önemli silahı haline gelmiş durumda. Bütün bilgi kaynağı onlar, arkadaş ve dost onlar, sohbet ve sır arkadaşı onlar, eğlence ve oyun arkadaşı onlar, ne arasanız onlarda var. Sanal bir dünya ve yalancı bir hayat artık gerçeğinin yerini çoktan almış durumda. Adına facebook denilen fasit dairenin içine girip de çıkmak öyle kolay mı zannediyorsunuz? Malayaninin bini bir para değil, bedava. Aman Allahım! Bu kadar boş, faydasız ve saçma şeyler nereden bulunup getiriliyor? İnsanların neyi var neyi yok, ne yapıyor, ne haltlar karıştırıyor? Merak ediyorsanız adını soyadını yazın internet size anlatsın. Dedik ya şeytanın işi çok kolaylaştı diye. Kitap okumak mı? Aman ne kadar da sıkıcı. Sohbete buyurmaz mısınız? “Abi benim çok işim var? Yani sosyal medya beni bekliyor, arkadaşlar neler yazdılar acaba, onları okuyup yorum yazmam, cevap yetiştirmem lazım demek istiyor. Cepte dolaşan watsappa da göz atamadık, kim bilir neler neler geldi, gündemin gerisinde kalmayalım.”

 

            Günümüz kitle iletişim araçlarının kontrolden uzak ve yasal alt yapısının olmayışı artık ciddi manada toplumun ve ülkenin geleceğini tehdit etmektedir. Demokrasi, özgürlük ve modernizm adına istismar edilen bu konularla ilgili ciddi ve acil çalışmaların yapılması elzemdir. Şeytanların ellerindeki bu silahlar artık alınmalıdır. Yalan, yanlış ve ahlaksızca hazırlanan bilgi ve görüntülere artık dur denilmelidir. Demokrasi, özgürlük ve modernizm birileri tarafından putlaştırılarak insanlık madden ve manen yıkılmak suretiyle yok edilmeye çalışılmaktadır. Buna dur diyecek babayiğitlere, inançlı insanlara sesleniyoruz: Bugün bunlara ses çıkarmayacaksınız da ne zaman ses çıkaracaksınız? Suriye gibi olduktan sonra mı? Yüce Rabbimizin Şura Suresi 30.Ayetteki buyruğunu bir kez daha hatırlatıyoruz: “ Başınıza gelen herhangi bir musibet ellerinizle işlediklerinizden ötürüdür. O, yine de çoğunu affeder. Musibetler çoğalıp da içinde boğulmadan tedbirimizi alalım, Yüce Rabbimizin gazabını değil rahmetini hak edecek ameller işleyelim. Allah (C.C.)’tan korkalım zira O Azizün Züntikam (Çok üstün bir intikam sahibi)’dır.” İçimizdeki sefihler yüzünden bizi de helak etme Ya Rab!” Amin.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ters lale tohumları toprakla buluştu
Ters lale tohumları toprakla buluştu
Sarıkaya: Kandil zulmün, haksızlığın yıkılışı demektir
Sarıkaya: Kandil zulmün, haksızlığın yıkılışı demektir