Advert
DİVRİĞİ ULU CAMİİ VE DARÜŞŞİFASI
Nevzat ÜLGER

DİVRİĞİ ULU CAMİİ VE DARÜŞŞİFASI

Bu içerik 2117 kez okundu.

           8 Ekim 2016 cumartesi günü “UNESCO Kültür Mirası” listesinde bulunan “Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası”nı görmek üzere üç arkadaş yola koyulduk. Önemli iş adamlarımızdan Orhan Elgin, F.Ü. öğretim üyelerinden Prof. Dr. Vedat Tanyıldızı ve bendeniz Nevzat Ülger. Sabah namazını Mevlana camiinde kıldık. Kamil Usta’da Vedat Beyin çorba ikramından sonra saat 07’de, Orhan Bey’in yönetiminde kendisinin mersedes arabasıyla Keban’a doğru yol almaya başladık. Saat 07.25’de Keban’a, saat 07.45’de Ağın yol ayırımına ulaştık. Önümüzdeki ilk hedef Arapkir, sonra da Divriği.  Hem Arapkir yolunda hem de Arapkir-Divriği yolunda kar birikimini önlemek için yer yer taş duvarlar örülmüş, yer yer de demir setler oluşturulmuş. Bu duruma üzülen Orhan Bey; “Yol kenarlarında hiç ağaç yok gibi. Halbuki bu yolların kenarları iki veya üç sıra halinde ağaçlandırılmış olsaydı hem görüntü güzelliği sağlar, hem de kar ve tipi için yollar açısından daha güvenli olurdu” dedi. Haklı. Artık her iklmde yetişecek ağaçlar herkesce bilinmektedir. İlgililere duyurulur.

         Dünyada taş işçiliği alanında belki Roma gibi ülkelerin esamesi var ama taş işçiliğinin en güzel örneklerini herhalde Anadolu Selçuklularında, ona bağlı Beyliklerde ve Osmanlılarda görmek daha bir zevkli. Erbabı da “Dünyada Türkler kadar taşı sanatkarane bir şekilde işleyen millet zor bulunur” diyor.

         Saat 08.45’de Divriği, Ulu Camisi ve Kalesi ile karşımızda duruyordu. Divriği 11.000 nüfuslu, 1225 rakımlı bir ilçe. 1071 tarihinde Türk eğemenliğine geçmiş. Osmanlı ilk defa 1398 yılında burayı almış ama esas fetih 1514 tarihi.

         Divriği kalesi, Ulu Cami ve Darüşşifa, Kesdoğan Kalesi, Hüseyin Gazi Türbesi, Divriği Konakları, Divriği Taş Evleri, Harebeler ve Ayna Mağaralar ile Aşağı ve Yukarı Hamamlar, Naib Kümbeti ve ahşap camiler gezilecek ve görülecek yerler arasında.

         Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası olarak bilinen bu yapı topluluğu, cami, darüşşifa ve türbeden meydana gelen bir külliyedir. Anadolu Selçuklu Devleti’ne bağlı Mengücek Beyliği döneminde inşa edilmiş. Ulu Cami, Süleyman Şah’ın oğlu Ahmet Şah tarafından; Darüşşifa ise eşi Melike Turan Melek tarafından yaptırılmış. 1228 yılında başlanıp 1243 tarihinde tamamlanan yapı kompleksinin Baş Mimarı Muğis oğlu Ahlatlı Hürrem Şah'tır.

         Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası hayranlıkla seyredilecek güzellikte bir taş işçiliği. Burada taşların aldığı şekiller ve zerafet adeta muhteşem bir şiir, belki de asimetrik bir resim tablosu.

         Nasıl hayran olmayalım ki; Hurrem Şah ustamızın (mimarımızın) elindeki malzeme, taş, gönye, levye, tarak, külünk, çekiç, balyoz, keski, çivi kalem ve metal yaprak. Hani derler ya, “suyun serabı kendisinden, sesin yankısı yinelediği sesten güzeldir”, işte bu sözü hakkel yakin burada görebiliyoruz.

         Mayıs ile Eylül ayları arasında, ikindi namazından 45 dakika önce, Gölgeli kapı’da insan silueti şeklinde bir gölge oluşmaktadır. Bu siluet, önce Kur’an okuyan, sonra namaz saati yaklaştığında ise ellerini bağlayarak kıyamda duran bir insan gölgesi şeklini almaktadır. Çok kapsamlı bir fizik bilgisi ve çok ince hesaplarla yapılabilecek ışık ve gölge sanatı. Hayranlık uyandırmaz mı hiç?

         Üç büyük kapıda binlerce şekil ama hiç tekrar etmemiş. Teknik ifadesi ile asimetrik bir şahaser. İki kapıdaki denge taşları da incelemeye değer doğrusu.

         Birgün teferruatı ile anlatırım inşallah. Görmek gerekir. Her gün yüzlerce insan bu şahaseri görmek için Divriği’ye gidiyormuş.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X