Advert
İSLAM ŞERİATI BORÇLUNUN BORCUNU GECİKTİRMESİYLE BORÇ VERENİN BORÇ MİKTARINI ARTTIRMASINI HELAL GÖRMEZ
Halit POLAT

İSLAM ŞERİATI BORÇLUNUN BORCUNU GECİKTİRMESİYLE BORÇ VERENİN BORÇ MİKTARINI ARTTIRMASINI HELAL GÖRMEZ

Bu içerik 355 kez okundu.

Bazı müesseselerin sözüm onlara kendilerini İslami müessese olduklarını iddia eden, yapmış oldukları alışverişlerinde faizli alışverişlerden kaçındıklarını ve kendi müesseselerinin murabaha (kar amaçlı), mudarebe (para çalıştırma), müşareke (katılım, ortaklık) ile alışveriş yaptıklarını söyleyen bazı müesseseler borçluların taksitlerini verebilecek durumdayken dahi üzerine ittifak edilen zamanda borçlarını ödememelerinden ötürü ödemeyi uzatıp ve ertelemektedir. Müşterilerin taksitlerini vaktinde ödememelerinden ötürü bu müesseselerin ağır bir yük ve riskle karşı karşıya olduklarını söylemektedirler. Bu müesseseler faizle alışveriş yapan bankalar gibi borçlunun taksitini ertelediğinde yeni bir hesaplamaya gittiği gibi, var olan borcun üzerine yüzde oranında bir yansıtma yansıttıkları gibi ben faiz yapmıyorum, faizden kaçıyorum diyen bu finanslarda faizle alışveriş yapan bu bankalar gibi meselelerini borçlular borçlarını zamanında ödemedikleri taktirde onlar da var olan borcun üzerine belli bir oranda yansıtmaktadırlar. Ve bu müesseseler anlaşma metnine “taksitini zamanında ödemeyen borçlunun borcu üzerine aylık olarak şu oranda geciktirme zammı alınacaktır” ibaresini yazdıklarını ve alışveriş yapanlara da anlaşma metnini de beraber iş yaptıkları kişilere gönderdiklerini görmekteyiz. Hatta bir kredi kartını verdiklerinde dahi arkasından göndermiş oldukları mektupta kredi borcunu vaktinde ödemediğiniz taktirde taksiti geciktirmenizden dolayı %20’lik gecikme zammı alınacaktır yazmaktadırlar. Yani bunlar da müşküllerinin halli için Allah’a, yaratıcısına karşı savaş ilan eden faiz bankaları gibi faizin ismini yumuşak bir şekle getirip gecikme zammı olarak adlandırarak taksitlerini geciktirenlerden yüzdeliği almaktadırlar. Bilmemiz gerekir ki bu akit (anlaşma) faizli bir akittir. Bu müesseseler ile faizle alışveriş yapan bankalar arasında hiçbir farkın olmadığını mü’min kardeşim bilmelidir. İşin hakikatine baktığımızda bu anlaşma örneği de İslam öncesi cahiliye döneminde yaygın olan faizin aynı şeklidir. Şöyle ki o dönemde malla borç veren kişi borç zmanı geldiğinde borçluya gider ve ona “ya borcunu ver ya fazlalaştır” derdi. Bu müesseseler de borçlarını alamadıklarında normal borcun üzerine daha fazla ekleyerek borçludan almaktadırlar.

Bu müesseselerin tutumları İslam’ın zorda kalan borçluya kolaylık sağlanması, borcunun tamamen silinmesi ve onun sadaka yerine sayılması ilkesine ters düşmektedir. Zira Rabbimiz Bakara 288. ayetinde “Eğer borçlanan kişi zorluk içerisindeyse, ona ödeyebileceği bir müddete kadar zaman verin. Eğer bilirseniz, (borcu) sadaka olarak bağışlamanız, sizin için daha hayırlıdır” buyurmaktadır. Bu müesseselerin ve faizli bankaların uygulaması Allah’ın bu emrine ters düşmektedir. İslam borç verene zorluk içerisinde olan eğer borçlu zordaysa, çaresizse borçluya zaman tanımasını, borcunu silip onu sadaka olarak kabul etmesini emretmektedir. İslam borcunu ödeyebilene ise borcun ödeme zamanı geldiğinde onu ödemesini emretmektedir. Borçlu kişi de borcunu ödeyebilecek durumda ise borcunu ertelememesi gerekir. Borcunu ödeyebilecek durumda olduğu halde ödemeyen kişi hakkında İslam peygamberi (s.a.v)  “hali vakti yerinde olanın borcunu ertelemesi zulümdür” buyurmaktadır. Hali vakti yerinde olan borcunu vermiyorsa onu da zalim olarak nitelendirmiştir.

İslam şeriatı, borçlu ister zorda olsun ister durumu iyi olsun borç verenin borç üzerine fazlalık eklemesini helal görmemiştir. Borçlu borçlarını zamanında vermediği zaman borç veren kişinin onu bu anlaşmaya zorlaması kesinlikle haramdır, bunun İslam’da yeri yoktur. Oysa günümüzde Türkiye’deki finans ve katılım bankalarının sözleşmelerine baktığımızda müşteriyi buna zorlamaktadırlar. Faizden kaçan, faizle alışveriş yapmak istemeyen Müslüman kardeşlerimin bu finanslarla yapmış oldukları bu tür akit ve alışverişlerin haram olduğunu bilmeleri gerekir. Faiz alan bankalar gibi bunlarla da muamele yapmak haramdır. Finans ve katılım bankalarına şu çağrıda bulunuyoruz: İslam adına bu ümmeti kandırıp onları haram olan alışverişe sürüklemeyin ve bu ibareyi sözleşmeden kaldırın ki Müslümanlar ev, araba, arsa, demir vs. almak için sizden  borç alacaksa rahat bir şeklide alsın. Biz de buna teşvik edelim. Allah’tan korkalım. Allah’ın haram kıldığı alışverişlerden ümmet olarak kaçınmamız lazımdır.

Yine PTT, Türk Telekom, elektrik, su ve doğalgaz dağıtım şirketlerinin, trafik cezalarının ve sair kurumların vatandaşın faturasını gününde ödemediği için üzerine fazla para koymaları da haramdır. Toplumdan bu şekilde haksız yere kazanç elde etmeleri haramdır. Bu işten vazgeçmedikleri takdirde bilsinler ki Allah hepsinden bunun hesabını soracaktır.

Şimdi faiz hakkında inen ayetleri ele alalım:

 “ Faiz yiyenler kabirlerinden şeytan çarpmış gibi kalkarlar. Bu, onların ‘alışveriş de faiz gibidir’ demelerinden dolayıdır. (Bakara 275)

“Allah faiz ile elde edilen malda bereket bırakmaz ve sadakaları arttırır. Allah günahkar inkarcıları sevmez.” (Bakara 276)

“ Ey iman edenler!  (Taksitlerin zamanı geçtikçe paranın üzerine) kat kat arttırılmış olarak faizi yemeyin. Allah’a karşı günah işlemekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.” (Al-i İmran 130)

“Kendilerine yasaklandığı halde faiz almaları ve insanların mallarını haksız yere yemelerinden dolayı onlardan inkar edenlere acı bir azap hazırladık.” (Nisa 161)

Faizin haramlılığı ile ilgi ayetleri serd ettikten sonra peygamberin konuyla ilgili  bazı hadislerini ele alalım:

Semure b. Cundeb dedi: Resulullah diyor ki: “Miraç gecesinde bana gelen iki adam gördüm. Beni alıp Beyt-i Makdise götürdüler. Kandan bir nehrin içerisinde duran bir adamın yanına gelene kadar yürümeye devam ettik. Nehrin kıyısında da ellerinde taş olan bir adam duruyordu. Nehirdeki adam çıkmak için kıyıya yöneldiğinde, kıyıdaki adam ellerindeki taşları ona fırlatıyordu. Böyle devam etti ve nehirdeki adam ne zaman çıkmak istese, ellerinde taş olan adam taşları fırlatıyordu ve nehirdeki geri dönüyordu. Bu nedir diye sordum. Dediler ki: Nehrin içinde gördüğün kişi faiz yiyendir.”

İbn-i Mes’ud’dan, O’da Resulullah’tan rivayet ediyor: “Bir kimse ribadan ne kadar kazanırsa kazansın varacağı yer yokluktur”

Abdullah b. Mes’ud’dan, O’da Resulullah’tan naklediyor: “Faiz yetmiş üç sınıftır. En hafifi kişinin annesiyle zina yapması gibidir. Ribaların en kötüsü Müslüman bir kimsenin ırzına göz dikmedir.”

Abdullah b. Hanzala’dan Resulullah’ın şöyle dediği rivayet ediliyor: “Kişinin bilerek yediği bir faiz dirhemi otuz altı defa zina yapmasından daha şiddetlidir.”

Cabir İbni Abdullah hazretleri şöyle demiştir: “Resulullah (s.a.v.) faiz yiyene, yedirene, kâtibine, aracılık yapana  ve şahitlerine lanet etmiş ve ‘Onların hepsi günahında ve vebalinde eşittirler.’ demiştir.” (Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesei, İbni Mace)

Ebû Hureyre'nin Peygamberimizin şöyle dediğini rivayet ediyor: “Öyle zaman gelir ki, insanlar faiz yerler." İnsanların hepsi mi?  diye sorulunca şöyle dedi: Yemeyen olursa ona da tozu bulaşır.” (Nesâî, Büyu', 2)

Halkı Müslüman olan bir ülkenin televizyonlarda, gazeteler de Allah’ın haram kıldığı faizin reklamı açık bir şekilde dillendirildiğini, bu faizli alışverişlerinin hemen hemen kahir bir ekseriyet tarafından işlendiğini ve kimsenin de buna karşı çıkmadığını sessiz kaldığını görmekteyiz. Allah’ın faiz yiyen ve yemeyenlere büyük bir azapla azaplandıracağından korkarım. Bu yazımız faizden kaçındıklarını iddia eden finans ve katılım bankalarına ve onların fetva kurumlarına bir ihtardır. Vesselam.

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
DAMDAN DÜŞEN YAŞLI ADAM HAYATINI KAYBETTİ
DAMDAN DÜŞEN YAŞLI ADAM HAYATINI KAYBETTİ
ELAZIĞ'DA 18 KİLO ESRAR ELE GEÇİRİLDİ, 3 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
ELAZIĞ'DA 18 KİLO ESRAR ELE GEÇİRİLDİ, 3 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI