Advert
“EBED BİZİMDİR”
Nevzat ÜLGER

“EBED BİZİMDİR”

Bu içerik 1688 kez okundu.

          18. 19. Ve 20. yüzyıllar içinde, İslam dünyasındaki entelektüel hayatın Batı karşısında yenik düştüğü kabul edilmektedir. Bu yenilginin teknolojik mukayese ile olduğu kadar bilim ve düşünce hayatı ile de yakın bir ilgisi var muhakkak. Bu yüzyıllar içerisinde İslam dünyasındaki bilim ve düşünce adamları kendi medeniyetlerinden kaynaklanan seçeneklerini geliştirmek yerine “Batıcılık” akımının etkisinde kalarak, genelde kendilerinden kaynaklanmayan sorunların çözümüne yönelik çabalarla adeta enerjilerini  “israf” etmişlerdir. Kendilerine olan güvenlerini kaybettikleri için, “en iyisini Batı bilir” düşüncesi İslam dünyasını çevrelemişti. Esas itibariyle İslam dünyası teknolojik anlamda zayıf ve güçsüz olduğu için bu yanaşma mantığı toplumu gerilettikçe geriletmişti.

         Düşüncede yabancılaşan İslam dünyasındaki elitler zamanla modası geçmiş Marksizm ve Maoculuk ile koyu bir Amerikancılık akımına hem kendileri kapılmış hem de toplumun önemli bir kesimini bu girdaba sokmuştu. Halk bu sapmayı fark etmiş ama elitler bu girdaptan çıkmayı çok sonraları gündemlerine alabilmiştir. Bundan ötürü de genellikle sivil kadrolar resmi kadrolardan daha hızlı düşünerek toplumu öze dönüşüme zorlamıştır. Elbette bunun bilimsel olarak desteklenmesi gerekiyordu ve bunun içinde yirminci yüzyılın üçüncü çeyreğine kadar beklenilmişti.

         20. yüzyılın ikinci yarısını start kabul edersek, özellikle son çeyreğinden itibaren anti emperyalist ve anti sömürgeci davranışlar sergileyerek önemli oranda “anti-Batıcı” olmaya başlamışlardır. Başkalarının medeniyet kodları yavaş yavaş atılarak kendi medeniyet kodlarıyla düşünmeye ve davranışlar sergilemeye başlayan İslam dünyası artık teknik sahada da, politik sahada da, finans alanında da görülmeye başlamıştır.

         Elbette önümüzde yığınla problem var ama yerli insan tipi artık etkinliğini göstermeye başlamıştır. Çok rahatlıkla “bölgemizdeki olaylara yabancı kalamayız” diyebilen bir Türkiye, “artık olayların bizi bulmasını beklemeden, olayı çıktığı yerde kontrol altına alacağız” diyerek bütün İslam dünyası için adeta bir “diriliş muştusu” olmuştur.

         Zihni dünyamız berraklaşmaya başlamıştır. Türkiye’deki son olaylar karşısında göstermiş olunan toplum refleksleri de bunu gösteriyor zaten.

         İslam medeniyeti tekrar etkin bir konuma gelebilecek atılımları sergilemeye başlamıştır. “Yiğit düştüğü yerden kalkar” ilkesince Türkiye’de/İstanbul’da düşen bu medeniyet yine Türkiye merkezli olarak ayağa kalkmaya başlamıştır.

         Her insan için mensup olduğu medeniyet, yazdıklarının nirengi noktasıdır. Farklı kanallardan ses verenler belki biraz “entel” gözükürler ama bu ülkenin insanına hitap edemezler.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ÇIKIŞ MAÇIMIZ OLACAK
ÇIKIŞ MAÇIMIZ OLACAK
ÖZTÜRK: KART GÖREN CEZASINA KATLANIR
ÖZTÜRK: KART GÖREN CEZASINA KATLANIR