Advert
ÜST AKIL VE ERDOĞAN
Nevzat ÜLGER

ÜST AKIL VE ERDOĞAN

Bu içerik 1917 kez okundu.

       Bu gün bazı kavramlarla yola çıkalım. 15 Temmuz başarısız darbe girişiminin ne olduğu artık bilinmelidir. Hala 15 Temmuz darbesini anlamayan her seviyeden insan var. 

         Üst akıl; İngiliz-Yahudi ittifakıdır diyor erbabı. Bu üst aklın en önemli hedefi Türkiye’den kurtulmaktır. Çünkü Türkiye, bütün aleyhte çalışmalara rağmen İslam medeniyetinin en önemli taşıyıcısıdır. Bu medeniyet Türkiye’de uykuya yatırılmıştı ve yine Türkiye’de uyanacaktır. Türkiye yenilirse bütün İslam dünyası yenilmiş sayılırdı.

         Türkiye ne zaman bu üst aklın hoşlanmadığı işler yapmaya başlarsa hemen darbe yapılmış veya darbeye teşebbüs edilmiştir.

         Birçok neden üretilerek 27 Mayıs 1960 darbesi, İslam’a dönüşten korkulduğu ve orta direğin şehirlileşmemesi yapılmıştır.

         Üst akıl, Keban barajından ve yüksek kalkınmadan rahatsızlık duyunca 12 Mart 197’de muhtıra gelmiştir.

         70’lı yıllarda toplum komünizm ve ulusculuk etrafında kümelendirilemeyip, üstüne üstlük MSP ve Erbakan tarafından seslendirilen İslam söylemler de ses getirmeye başlayınca 12 Eylül 1980 darbesi yapılmıştır.

         Partisi üç defa kapatılmasına rağmen Erbakan ve partisi ile genel anlamda İslamcıların iktidar yürüyüşleri önlenemeyince 28 Şubat 1997’de post-modern darbesi yapılmış ve sayısız insanın geleceği ile oynanmıştır.

         3 Ekim 2002’de iktidara gelen AK Parti’nin, üst akılın hoşuna gitmeyen icraatlarına engel olunamayınca 2002-2016 yılları arasında hepsi de başarısız olan yedi darbe girişimi yapılmıştır. 

         Öncelikle R. Tayyip Erdoğan, üst akıl denilen bu İngiliz-Yahudi dünyasının buyruklarına kulak asmadı. Üst akıl bu sıkıntıyı 1800 yılından beri en fazla 2. Abdulhamit’ten ve Erdoğan’dan çekti. Kıyas etmek anlamında söylemiyorum ama bu iki lider bu üst akıl için en milli devlet adamlarıydılar.

          Çünkü gerek kendi ülkesinin insanlarıyla, gerekse İslam dünyasının bütün fertleriyle kalbi ve zihni iletişim kurmakta çok mahirdir bu iki lider. 

         Şimdi İslam dünyası en fazla Erdoğan’da İslami özünü ta derinden duymuştur. Tabi özümüz ve tarihi müktesabatımız Müslümanlıktır. Üst aklın temel hedefi bu kitleyi bölmektir. Bölemeyince de Müslümanları vahyi İslamdan koparmak için bir durdurucu olarak “Ilımlı İslam” projesini devreye soktular. Bu ılımlı İslam projesi de bunun uygulayıcıları da zaten üst akıl denen oluşumun çocuğuydu. İşte bu noktayı göremeyen veya görmek istemeyen birtakım insanlar olayı kümülatif olarak kavrayamadılar gibi geliyor bana. Halbuki bu toplumu “evcilleştirmek-Batıcı yapmak” için ne de çok uğraşmışlardı. 

         Evet, bu toplumda sinelerinden maneviyatı alınmış küçük bir kitle “Batıcı” olmuştu ama toplumun temel direği hiçbir zaman Batıcı olmadı.

         1908 yılından itibaren Müslümanları “batıcı” yapamayacağını anlayan üst akıl, bizleri dinden uzaklaştırmak için ayrı bir formül, devletten soğutmak için de ayrı bir formül kullandı. Ama Müslümanlar medeniyetin sacayakları olan ne dini, ne devleti ne de şehri hiç terk etmedi. Hatta 1983 yılına adar köyde tutmaya çalıştığı bu insanlar, 1983 yılından sonra şehirlere akın ettiler. Böylece medeniyet kodlarıyla daha yakın irtibat kurdular.

         Hele bir de kendileri ile aynı dili ve aynı gönlü taşıyan liderlerini bulmuşlardı ki; artık ne üst aklın buyrukları ne de üst aklın emirerleri bu halk için ancak süpürülmeye layık nesne olabilirdi ve öyle de oldu.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X