Advert
1916-2016
Nevzat ÜLGER

1916-2016

Bu içerik 2007 kez okundu.

          Cumhurbaşkanı’nın söylediklerini lütfen kişiselleştirmeden dinleyelim. Cumhurbaşkanı her devletin ve normal insanın rahatla anlayabileceği şeyler söylüyor.  Mesela diyor ki; “Türkiye’nin stratejik konseptinde anlayış değişikliği yaptık. Savunma için, çevrelenmeyi reddetmek için artık teröre ve olaylara yerinde müdahale edeceğiz.” Bu anlayışla “Fırat Kalkanı” operasyonu ile Kuzey Suriye’de oluşturulmak istenen PKK/PYD koridorunu kırmıştır.

         Bu gün “Garp cephesinde değişen bir şey yok” ama Türkiye cephesi eskisi gibi değil.  Batı hala emperyalist planlarını devreye sokmaya çalışırken Doğu’nun kendi  “Batıcı” kadrolarının çoğunu tasfiye ettiğini kabulde zorlanıyor. Doğu artık komplekslerinin çoğunu attı. Daha yerli ve daha milli. 

         ABD ve AB destekli İran ve PKK tarafından çerçeve içine alınmak, Yeni Türkiye’nin kabul edebileceği bir durum değil. Türkiye artık belli bir mesafe alınmış olan bu Washington planına karşı durmakla yetinmeyip, kısmen de oluşturulmuş olan bu çerçevenin kırılmasına uğraşıyor. Washington da elinin güçlü olmadığını çok iyi biliyor.  Çünkü DAEŞ aslında para verenin istediği yerde konser veren kasaba sanatçısı gibi bir şey.

          ABD’nin bölgedeki planlarından rahatsız olanların sayısı bir hayli fazla. Dolayısı ile Türkiye bu mücadelede yalnız değil. Fırat Kalkanı hareketi de bunu gösterdi. Irak’ta Başbakanlık rolü verilen şahsın söylediklerinin hiçbir kıymeti harbiyesi yok. Onun bütün çabası, 2014 senesinden önce var olan Şii hakimiyetini tesis etmek. Bu nedenle de Türkiye’nin, Barzani’nin ve Sunnilerin ABD’ye yaptıkları önerilerinin dikkate alınmasından rahatsızlık duymaktadır. Bu tabloyu Kuzey komşumuz da çözdüğü için Türkiye’nin bölgede yapacağı hareketler önemli bir engellemeyle karşılaşmıyor. Haşdi Şabi’lere (İran’a bağımlı-Mezhepçi Irak Hükümeti’nin paramiliteri’ne) karşı artık Haşdi Vatani’lerin olduğunu fark ediyor Batı.

        Batılılarca, Osmanlı'nın yıkılmasının ardından Levant topraklarının, 1916'da François Georges Picot ve Sör Mark Sykes tarafından çizilen sınırlarla Fransa ve Britanya arasında paylaşılmasının sonucu olarak günümüzde hâlâ yeni sınırlar çizmek için kan akıtılmaya devam ediliyor.    

         Bu gün Ortadoğu diye isimlendirilen bölgede yaşanan olaylar, 1916-1950 arasında Avrupa'nın çıkarcı müdahalelerinin bugüne nasıl kara bir gölge gibi düştüğünün resmidir.

          Irak'taki trajedinin köklerini ve Orta Doğu'daki pek çok şeyi anlamak isteyenler için James Barr'ın “Kırmızı Çizgi” adlı eserini öneriyorum, günümüzle inanılmaz bir şekilde benzerlik kurabileceğimiz bir tarih kitabı.

         Neticede Türkiye cephesi açısından söylersek; “Doğu cephesinde değişen” çok şey var. Halen fert başına düşen milli geliri 10.000 doları aşmış, ihracatı 150 milyar dolar, toplam dış ticaretinde 500 milyar doları hedeflemiş bir ülkede, GSMH’sı iki trilyon dolara doğru hedef doğrultmuşken, Batı’nın emperyalist hedeflerine Türkiye neden evet desin? 

Üzerinden tam yüz yıl geçmiş olan Sykes-Picos anlaşması bugün de güncellenerek devam etmektedir.  Doksan dokuz yıl önceki Batı idealinin devam etmesi ve planladıkları taşların yerine oturtulması için IŞİD, DAEŞ, PKK ve HAŞDİ ŞABİ sahaya sürülmüştür. Bunlar vasıtasıyla yapılan tahribatın Türkiye’deki sonucunu almak için, dini referanslı kırk yıllık “parelel örgüt-FETÖ” kullanılarak 15 Temmuz 2016 günü darbe kalkışması yapılmış ama Cumhurbaşkanının çağrısı üzerine halk darbecileri püskürtmüş ve darbeciler devlet güçlerince derdest edilmiştir. Bu arada 240 kişi şehit olmuş, bir bakıma ülkenin %80’i gazi konumuna gelmiştir.

 “Bu gün geleceği tahmin etmek geçmişi bilmekten daha kolay, çünkü geçmiş sürekli değişiyor.” Bizim için yakın geçmiş tarih ne kadar da flu!

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X