Advert
BİR MESELE OLARAK İSLAM
Nevzat ÜLGER

BİR MESELE OLARAK İSLAM

Bu içerik 1874 kez okundu.

Türkiye üzerine konuşacak ve yazacak olan insanlar şunu kabul etmelidirler ve konuşmalarını ve yazmalarını ona göre yapmalıdırlar: Birincisi Türkiye’de yapılan her siyasi ve toplumsal olayın mutlaka şöyle ya da böyle İslam’la bir ilgisi vardır. İkincisi Ortadoğu’da meydana gelen her olayın da şöyle ya da böyle din olarak İslamla, siyasi ve toplumsal olarak da Türkiye ile bir ilgisi vardır. Bu ilgiler hiçbir zaman unutulmamalıdır. Aksi halde yapılacak yorumlar eksik ve kısır kalır. Ortadoğu kavramı yerine Osmanlı’nın eski hinterlandı kavramını da kullanmak mümkündür ve yanlış değildir.

      Son iki yüz yılda Batı tarafından bu ülkenin insanına dayatılan ideolojilerin ve Batıcı aydınların tehlike olarak gördükleri şey de zaten İslam’dır. Kendilerince bu tehlikeli durumu bazen STK denilen yasal örgütlü dini hareketleri veya çok kullanılan bir kavram olarak “siyasal İslam” denilen siyasi ve toplumsal gurupları hedef alarak yürütmektedir. Konu farklı gibi gözükmekle birlikte hedef İslam ve Müslümanlıktır. Çünkü bu ülkenin en koparılamaz bağları İslam’dır. Örneklendirirsek; bu ülkede yakın zamanlara kadar, hatta iyice sıkıştıkları kendi gettolarından eski solcu ve ulusalcıların veya son kullanımdaki isimlendirmeyle “yeni liberallerin”, Mehmet Akif, Necip Fazıl, Nurettin Topçu, Sezai Karakoç, İsmet Özel, Necmeddin Erbakan, Recep Tayyip Erdoğan gibi kendi semalarındaki yıldızlara olan husumetleri aslında onların üzerinden İslam’a olan düşmanlıklarıdır. Bu ülkedeki gençlerin İslamla irtibatlarını önlemek için onların “Marksist” oluşlarına dahi göz yumulmuştur. Bu ülke uzun bir süre küçük emri vakileri inkilap ve ilerleme zannetti diyor Tanpınar. Arapça ve farsça kelimelerin mektep programlarından çıkarılmasının da bu küçük işlerden olduğunu ekliyor Ahmet Hamdi. Aslında aranan şey “konformizm”di. Nitekim son 90 yılda ortalıkta bir aydın enflasyonu var ama ciddi entelektüel sayısı üç beş kişiyi geçmiyor. Aslında bu hareketle yapılmak istenen şey, İslamı çağrıştırdığı için bu kelimelerin bu ülkeden kovulma olayıydı. İnsanlar bu memleketi sevdiğini ifade eden insanlarca cehalete teslim edilmişti. Yerine daha iyisi konulmadan birçok şey sıkıntı verilecek hale getirildi. Aruz da acaba bu yüzden mi yoksa kelimeler yetersiz kaldığı için mi terk edildi?  (Ziya Gökalp’in ve Ömer Seyfeddin’in İttihat Terakki üyesi olarak Selanik’te bu uğurda sarf ettikleri mesainin hedefi buydu)

      12 Mart 1971 muhtırasından sonra devrin Başbakanı şapkasını alarak gitti ve akabinde Nihat Erim başkanlığında bir hükümet kuruldu. Kültür Bakanı da T. Sait Halman oldu. Halman’ın düşünce yapısı aşağı yukarı bilinmektedir. Halman’ın talimatı ve izni ile yapılan birtakım icralaatlarından dolayı, o günkü Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası viyola sanatçısı ve müzik tenkitçisi Faruk Güvenç tarafından hemen 18 Kasım 1971 günü bir mektupla Kültür Bakanı, Başbakana şikayet edilir.

      Konu uzun ve şümullü olmakla birlikte Amerikalı bir bilim adamının kaleminden çıkan cümlelerle konuyu noktalayalım: İslam liberalizmi projesinin seksenli yıllarda ABD’de kurgulandığı bilinmektedir. Sonradan hükümete darbe girişiminde bulunacak olan bazı Türk akademisyenler de bu çalışmalara katılmışlardır. Projenin ana hedefi Müslüman ülkeleri idare eden devlet ve ekonomileri daha liberal hale getirmek, kişileri özgür hale getirmekten ziyade kontrol mekanizmasını artırmak, ülkeleri uluslar arası ekonomik hareketlere daha bağımlı hale getirmek, Müslümanları sistemi tehdit edebilecek muhtemel konumlarından uzaklaştırmaktır. “İslam, liberal kapitalizmin yörüngesine sokulmalıdır” demektedirler.

      Müslümanların yönetimleri ele geçirerek, hegemonik güçleri bloke etmelerinden ve kitleleri ve bölgeyi etkilemelerinden korkmaktadırlar. Mısır’daki, Suriye’deki, Irak’taki, İran’daki, Sudan ve Libya’daki vs. olayları tetkik ederken olayların İslam’la ve Türkiye ile bağlantıları muhakkak kurulmalı değil midir? Bu bakış açısının yakalanamaması halinde yapılacak izahlar hissilikten, belki kasıttan öteye gidemez. Koca koca titri olan konu uzmanlarının bu bağları kurmak istememelerini bilmemekle değil, kasıtla açıklamak daha isabetli olur kanaatimce.

      Yüzlerce örneğini sayacağımız benzeri olayların İslam’la ve Türkiye ile ilişkisini kurmak mı daha isabetlidir yoksa bu irtibatı kurmadan izah etmek mi daha isabetlidir? Sekiz bin küsur yıllık insanlık tarihi zaten aynı mücadele ile geçmiştir. İslam ya da İslam dışı, işte bütün mesele.

      NOT: Herkesin Ramazan Bayramını tebrik ediyorum.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X