Advert
ABD SEÇİMLERİ VE TÜRKİYE
Nevzat ÜLGER

ABD SEÇİMLERİ VE TÜRKİYE

Bu içerik 1629 kez okundu.

        ABD seçimleri bütün dünyayı etkiledi. Çünkü ABD bütün dünyayı ilgilendiriyor. Ama olumlu ama olumsuz. Galiba artık o da düşüşe geçti. Düşüş ne kadar sürer, onu yöneticilerinin uygulamaları belirleyecek. Osmanlının düşüşü 200 yıl sürmüştü. Her neyse, bu bahis ayrı.

         Önce birkaç satırbaşı:

         -Trump solcu değil ama solculardan rey almış.

         -Yahudi oylarının % 90’ı Clinton’a gitmiş.

         -Trump “neocon” değilmiş.

         -Obama gelir dağılımının adil hale getirilmesinde yetersiz kaldı.

         -Clinton kaybetmesini FBI’ya bağladı.

         -Trump zengin ama “kenarın temsilcisi” muamelesi görüyor..

         -Trump’un kurulu düzene karşı çıkması Cumhuriyetçileri kızdırdı.

         -Trump bir bakıma göbeğini “kaşıyan adam” sayıldı.

         -Trump; “ayda sembolik olarak bir dolar maaş alacağım” diyor.

         -Gelişmiş ülkelerde artık, demokrasi, feminizm ve eşitlik gibi çifte standart söylemlere yer yok. Reylerin çoğunu Clinton aldı ama seçimi Trump kazandı.

         - Trump adeta “bana güvenin, gerisini merak etmeyin” dedi.

         Çetele uzatılabilir ama konunun Türkiye için anlamına da bakmak gerekir. Önce şunu söyleyelim ki; dünyadaki kurulu düzeni insanların çoğu anladı. Tamamen güç üzerine kurulu ve insanı değil, maddeyi koruyor. Avrupa’da ve ABD’de çoğunluk olan Protestanlık, kul-Allah, kul-eşya ve kul-tabiat ilişkisini kurmak için değil, kapitalizme ilmihal olarak anlaşılmıştır. Diğer bir ifade ile 4.yy’da Roma Hrıstiyanlaşmadı, Hrıstiyanlık Romalılaştı. Peki seçimler ABD’de seçilmişlere tercih hakkı veriyor mu? Biraz zor.

         ABD bir sistem ülkesi. Değişik bir ifade ile ABD’de her zaman derin devlet baskısı görülmüştür. Trump ABD’nin bu güne kadar seçilen başkanlarının 45.si. Hani demokrasi felan deniyor ama bu kırk beş başkandan 20 tanesi suikaste uğramış, dört tanesi ölmüş. Aslında bu sayı 21 olacaktı ama R. Nikson istifa ederek suikast teşebbüsüne imkan bırakmadı. Hatta 1963 yılında Başbakan İ. İnönü’ye devlet adamlığı üslubunu aşan ifadelelerle dolu bir mektup gönderen L. Johnson hariç tehdit edilmeyen başkan yok diyorlar. Anlatmak istediğim; ABD’de derin devlet anlayışı en belirgin husustur. Trump bu işin neresinde olacak, onu da yakında göreceğiz.

         Söz buraya gelmişken, Ermeni meselesinde ve Kıbrıs olayında Türkiye’ye en saldırgan başkan E. Kennedy olmuştu. DAEŞ gibi örgütleri ABD’nin kurdurduğunu söylüyor Trump. Bir başka örnek Obama; bu günkü Ortadoğu’da  sekiz yıldır onun politikaları uygulanıyor. Halbuki Obama ne kadar da sevimli gelmişti bizim bir kısım insanımıza. Obama’nın siyahileri dahi memnun edemedi deniyor.

         Seçim öncesinde Clinton’la ilgili soruşturma atağı Clinton’u, seçimden sonra seçim sonucunu adeta gayrı meşru gösterme hareketleri de Trump’u, devlet bürokrasisinin (belki derin devletin demek gerekirdi) terbiye etme girişimleri olarak görmek gerekir.

         Şu bir vakıa; Trump bütün dünyayı tedirgin etti. AB bakanları Trump için toplanıyor. Acaba ABD-Rusya yakınlaşması nereye kadar olur diye.

         Türkiye kendi medeniyet kodları üzerinden değerlendirme yaparak, gerçekçi olmalıdır.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ÇIKIŞ MAÇIMIZ OLACAK
ÇIKIŞ MAÇIMIZ OLACAK
ÖZTÜRK: KART GÖREN CEZASINA KATLANIR
ÖZTÜRK: KART GÖREN CEZASINA KATLANIR