Advert
SAKIN TERK-İ EDEPTEN
Nevzat ÜLGER

SAKIN TERK-İ EDEPTEN

Bu içerik 2098 kez okundu.

          Olay ne kadar doğrudur bilinmez ama oldukça ders vericidir.

         Urfalı Şair Nabi, devlet ricalinden bir gurupla Hac’a gidiyorlar. Malum o zaman gidiş-gelişler yaya veya at sırtında kervanlarla yapılmaktadır. Türkiye’den giderken Mekke’ye daha 450 km kala Medine önünüze çıkar. Kervan Medine’ye girmeden önce saat gece yarısını biraz geçmiştir. Bir süre dinlenip sabah namazına Mescid-i Nebevi’ye gideriz diyerek kısa bir mola veriliyor. Yorgunluk nedeniyle kervanda bulunan devletlu biraz uzanarak dinlenmek isterken farkında olmadan ayaklarını Medine’ye doğru uzatarak hafif bir şekerleme yapıyor. Onun ayklarını medine’ye doğru uzatmasını şair Nabi pek fazla yadırgadığından hemen oracıkta ; 

         “Sakın terki edepten, kuy-ı mahbubu hudadır bu

          Nazargah-ı ilahidir, makam-ı Mustafa’dır bu” diye başlayan şiirini şu dizelerle bitirir;

         “Ey bad-ı saba uğrarsa yolun semt-i harameyne

          Tazimimi arzeyle resul-u sakaleyne.”

          Devletlu hemen kalkar ve Nabi’ye, “farkında olmadan oldu, aramızda kalsın” diye ricada bulunur. Nabi de olumlu yaklaşır.

         Sabah kervan Medine’ye girerken, müezzin minareden bu dizeleri okumaktadır. Nabi de devletlu da hayretler içerisindedirler. Namazdan sonra müezzini çağırtarak okuduklarını nereden öğrendiğini sorarlar. Müezzin biraz tereddütten sonra; “Efendim, gece rüyamda Hazreti Peygamberi gördüm. Bana bu okuduklarımı öğreterek bunları sabah ezanından önce okumamı emretti. Çünkü ümmetimden Nabi geliyor dedi. Ben de okudum” diye cevap veriri.

         Nabi sevincinden bayılır ve devletlu da olayın etkisinden uzun süre kurtulamaz.

                                                   *

         Kayseri’li Yaman Dede de peygamber aşkını öyle ifade etmemiş miydi?

         “Gül açmaz çağlayan akmaz ilahi nurun olmazsa

          Söner alem, nefes kalmaz, felek manzurun olmazsa

          Firak ağlar, visal ağlar, ezel mesturun olmazsa

          Cemalinle ferahnak et ki yandım Ya Resulallah.”

                                         *

         Rüzgarlar esmediği zaman deniz sakin ve sessizdir. Rüzgar esmeye başlayınca deniz kabararak büyük dalgalar oluşur. Dalgaların artmasıyla da yakındakiler denizi göremez olurlar, deniz görünmez olur. Aynen bunun gibi sevgisi-aşkı olmayan insan da sakin deniz gibidir. Ancak aşkı ve muhabbeti olan insan dalgalı denize benzer. Coştukça coşar.

         Ali Ulvi Kurucu öyle değil mi?

         “Ruhum sana aşık, sana hayrandır Efendim,

          Bir ben değil, alem sana hayrandır Efendim.

         Mahşerde nebiler bile senden medet ister,

         Rahmet diyen alemlere Rahmandır Efendim.”

         Yunus Emre ile noktalayalım yazıyı:

        “ Şefaat eyle bu kemter kuluna 

          Adı güzel, kendi güzel Muhammed.”

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ÇIKIŞ MAÇIMIZ OLACAK
ÇIKIŞ MAÇIMIZ OLACAK
ÖZTÜRK: KART GÖREN CEZASINA KATLANIR
ÖZTÜRK: KART GÖREN CEZASINA KATLANIR