Advert
ÜÇ BAŞBAKAN; ÖZAL, ERBAKAN, ERDOĞAN
Nevzat ÜLGER

ÜÇ BAŞBAKAN; ÖZAL, ERBAKAN, ERDOĞAN

Bu içerik 1961 kez okundu.

        Özal 1983-1993 yılları arasında Türkiye’nin ufkunu açan ve alışkanlıklarını değiştiren adamdır. Bilim onunla halkla buluştu. Para onunla Anadolu’ya saçıldı. Siyaset onunla millileşme yoluna girdi. Özal haberleşme iletişim devrimini Türk toplumunda yapan Başbakandır.  Bilgisayarın önemli olduğunu o yıllarda ilk keşfedenlerin başında Özal vardı. Dahası program yapacak kadar bilgisayar konusunda bilgi birikimine sahipti.

          Sanayileşme alanında en ilginç isim; Prof. Necmettin Erbakan’dır. 1908 yılından beri ilk defa İttihatçı olmayan muhafazakâr bir Başbakan.  Allah’ ın ipine sıkı sıkı sarılalım, Batı’nın tesirinde kalmayalım, Batılılar bizi yiyecek diyen otantik görüşlü bir Başbakan. Sanayinin iç desenini biliyor. O zamana kadar Türkiye‟nin yöneticileri sanayileşmiş bir ülkede sanayi deyince bunun içinde neler olduğunu bilmeye meraklı bir kültüre çok sahip değiller. Ondan önceki başbakanımız inşaat yapmayı barajlar yapmayı biliyor ama kültüründe sanayileşme yok. Daha önceki başbakanlarımızda da bu yok.

           Prof. Erbakan‟ın sanayinin iç desenini iç yapıtaşlarının birbiriyle iletişimini bilmesi gibi önemli özelliği var. Ülkede sanayinin kurulmasını gözlemlerken sanayinin özel sanayiciler eliyle kurulması piyasa ekonomisi hukukunun daha canlandırılması konuları biraz hafif kalıyor. Prof. Erbakan’da o yıllarda “KİT” anlayışı ağır basıyor. Özel sektör sızıntı olarak var ama çok işler şekilde değil, Batı ülkelerinde işlediği şekilde bu döngü hala yok. Dolayısıyla tam sanayileşmiş ülke değiliz biz.

       Milliyetçilik denince ilk akla gelen partinin programında kooperatifçilik gibi bir sürü şey var ama teknolojiyle sanayileşmeyi piyasa ekonomisini tepkimeye sokacak bir kurgu yok. O zamanlar bazı siyasi rakipleri gibi bunlar da sanayileşmeyi dalgaya almaya iştirak ettiler. Dolayısıyla milliyetçilerin portföyü de ittihatçıların portföyü gibi sarı bir zarf içindeydi.

         Özal İhracat olmadan ülkenin ve insanın anlayışının değişmeyeceğini ve güçlü bir orta sınıf (Ortadirek ) olmadan da ne ülkenin kalkınacağını, ne de demokrasinin yerleşemeyeceğini düşündüğünden büyük teşviklerle  ihracata yol ve kapı açmıştır.

         1980’ler de ihracat 2,5 milyar dolara çakılıp kalmıştı.

         1987’de bu rakam 35 Milyara çıktı. İhracata-üretime dayalı kalkınma modeli.

         2007’de 130 Milyar dolar.  2012 yılında 150 miyar dolar.

         Ve Ülke çadırının “Ortadirek”i, belkemiği kurulmuştur.

         Bugün ülkenin sesi çıkıyorsa bunu Ağırlıklı olarak Rahmetli Özal’a, Erbakan’a ve Erdoğan’a borçluyuz.

          Başbakan yurt dışında, “ One minute”  diyorsa, biraz kişisel yapısının, biraz milli olmanın yanında devletin de güçlü olmasının tesiri var.

         Güçlü bir ekonomi, insanına güven vermekte ve gerektiğinde yüksek sesle konuşturabilmektedir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X