Advert
TOPLUM NORMALLEŞİYOR
Nevzat ÜLGER

TOPLUM NORMALLEŞİYOR

Bu içerik 1895 kez okundu.

         Osmanlı hiçbir zaman ulus devlet formatında olduğunu söylememiştir. Hatta ümmet kavramından da fazla söz etmemiştir. İşleyişi adil olduğu için ben şuyum veya buyum deme ihtiyacı duymamıştır.

         Tekinalp soyadını alan Mohiz Kohen aslen bir Yahudi. Onun en büyük takipçisi de Ziya Gökalp. Ulus devlet anlayışı bu iki zattan mülhem. Kurucu kadro aslında bu düşünce ile hareket etmiyor. Bu fikir daha çok Batı dayatması. Mübadele anlaşmaları da kurucu kadronun bu fikirde olmadığını gösteriyor.

         Bizim medeniyetimizin ve kültürümüzün DNA’sı; dilimiz ve dinimizdir. Batı hep bu iki unsurla mücadele etti. Dilimizi fakirleştirdiler, dinimizi hurafelerle doldurdular. Tahrif edilmiş bir din, ilkel bir dinden daha fazla olumsuzluklar içerir. Dilimiz de dinimiz de bir hayli “ihya”ya muhtaç hale getirildi. Şimdi tekrar ayağa kaldırılıyorlar. Elbette biraz sancılı oluyor.

         Hem dil konusunda hem de din konusunda yeniden güzelleşmeye başladık. Artık hurafelere iltifat etmeyen Müslümanların sayısı ile tekrar 5 binden fazla kelime ile yazmaya başlayan ediplerimiz sayısı artmaya başladı. Bir dili iyi konuşamıyan, o dille iyi yazamayan, o dille dinlediğini iyi anlamayan ve o dille iyi konuşamayan insan o dili iyi bilmiyor demektir. Yani yalnız bir dilin dilbilgisini bilmek yeterli değildir. Şimdi bu özelliklere sahip insanlarımızın sayısı artmaya başladı. Devletin de bu insanlara şemsiye olmaya başlamasıyla toplumda büyük bir memnuniyet oluşmaya başlamıştır. Dili iyi bilmeyen insanların iyi düşünebilme ve düşündüğünü anlatabilme şansları azalır.

         Osmanlı’da esas unsur olarak Türk kavramı fazla öne çıkarılmamıştır. Çünkü büyük devletler kavmi özelliklerini öne çıkarmazlar. Büyük devletler idealler için yaşarlar. Bu ideal bazen Kızılelma’dır, bazen hilafettir, bazen Acem’dir vs. Büyük devlet; belirli bir ulusu öne çıkarmayan ama aynı amacı gerçekleştirmeye çalışan insanlar topluluğudur. Osmanlı da idari kadro devşirmedir ama hepsinin de idali Osmanlı’yı yaşatmak ve ülkede adaleti devamlı hale getirerek vatandaşlarını mutlu etmektir.  Zaten devletlerin imanı da “adalet” değil midir?

         “Erdemli olmak”, “kadın hakları”,  “insan hakları”, “hayvan hakları”, “demokrasi” gibi kavramları Batı diğer toplumları bloke etmek için kullanıyor. Halbuki “Adalet” diye bir kavram var. Tarifi de muhtevası da kesin ve sarih bir kavram. Zaten İslamın’da bir model tarifi yok, adaletli olmak emri vardır. Öyle ise esas hedef adil olmak olmalıdır. Kur’an’ı iyi anlamak bir meziyettir, daha da önemlisi bir ihsandır.

         Batı, ruhumuzu esir aldı ve sadece bedenimizi bizde bıraktı. Bunun yokluğunu hem ülkenin bütün insanları hem de yöneticiler fark ettiği için, ruhumuzu geri almanın mücadelesini veriyoruz. Elbette Batı bundan hoşlanmıyor ve tuttuğu kiralık insanlar aracıcılığıyla bizimle kavga ediyor. Bundan dolayı da Cumhurbaşkanı; “bize dokunan çok iyi hesap yapmalıdır” diyor. Çünkü bu millet hep idealleri için mücadele etmiştir.  

         Batıcılıkla birlikte ithal edilen “hümanizm” felsefesi aslında insanların yaratıcı ile olan bağlarını kesmek için tedavüle sokulmuştur.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X