Advert
NE OKUYALIM?
Nevzat ÜLGER

NE OKUYALIM?

Bu içerik 2116 kez okundu.

       Hayat devam ediyor. Ama biz nedense kendi küçük dünyamızın dışına çıkmaya adeta korkuyoruz. Tabi bunun için çok okumak ve okuduklarını da içselleştirmek gerekir. Buna siz temlik de diyebilirsiniz. Elbette okumak için seçtiklerimiz ilgi alanımızın aydınlatılmasına hizmet edici eserler ve kişiler olmalıdır. Yoksa okumak yalnız başına bir fazilet olamaz.

         İslamda dini bir sınıf olmadığı gibi, sekülerlik diye de bir şey yok. Herşeyi yaratanın Allah olduğunu kabul edenler için her şey Allah’a aittir ve bir kudsiyeti vardır. Önce buradan bakacağız. Öyleyse en zararlı şey gelişi güzel okumaktır. Belki de bu gelişi güzel okuma yüzünden birçok okuyucu maksadına erişemediği gibi biraz da “ortalık adamı” oluyor. Adeta birer serseri mayın.

         Okunan şeyin dili güzel olmalı öncelikle. Eğer okunulan eserin dili iyi değilse, insanı normalin dışına çıkarır, belki de işe yaramaz hale getirir. Demekki okunulan şeyin hem özü ve sözü doğru olmalı, hem de dili güzel olmalı. Hedef çok okuyan adamdan ziyade, planlı ve ilgi alanını doyuracak şekilde okumaktır.

         Nurettin Topçu’yu okuyorsan tasavvufu da okuyorsun demektir ki; Batı düşüncesine İslam çıkışlı alternatif düşünce üretebileceksiniz demektir. Eğer Muhammed Hamidullah’ı okuyorsanız medeniyet telakkinizin İslamileştiğini fark edersiniz.

         Mehmet Akif’i ve Necip Fazıl’ı okuyorsanız milletle devleti kucaklaştırmanın anahtarını bulmuşsunuz demektir. Birinde “asrın idrakine söyletmeliyiz İslam’ı”anlayışı, diğerinde “Sakarya ve Anadolu’yu” bulmuşsunuz anlamı çıkar. “Osmanlı İslamcılığının prototipi Mehmet Akif, Cumhuriyet İslamcılığının öncüsü ve üslup ustası da Necip Fazıl’dır.” Ayrı bir pencere açılacak ama olsun; “Evet, Muhsin Ertuğrul önemli bir oyuncudur. Ama Muhsin Ertuğrul’u Muhsin Ertuğrul yapan “Bir Adam yaratmak” piyesidir. Muhsin Ertuğrul’un isteği üzerine daha önce yazılan “Reis Bey” oyununa o dönemin devletlu tiyatrocuları “Süper Mürşid’in” eserleri burada (Devlet Tiyatroları’nda) oynatılamaz diye itiraz ediyorlardı.” O dönemin devlet anlayışı biraz da bu. Bu anlayış otuz yıldır değişmeye başladı. Neyse! Ertesi yıl “Bir Adam Yaratmak” piyesi tam bir sezon kapalı gişe oynar. O yıllarda Ayşe Şasa Kemal Tahir ekolünden, Üstün İnanç da Büyük Doğu’cu. Sonraları Şasa da bu çizgiye gelecekti.

         27 Aralık 1936 günü Akif’in cenazesinde devlet yok, millet var. Hatta çoğunlukla üniversite gençliği var. Necip Fazıl bunu bildiğinden;  “Tabutumu taşısın dört inanmış adam” diyordu.

         Teoman Durali, Nakıbel Attas’ın, Toshiki İzutsu’nun cenaze merasimine katılmak üzere Japonya’ya gitmekte olduğunu görünce soruyor: “İzutsu nasıl biri? Müslüman olmuş muydu?” Nakibel Attas; “Zannetmiyorum, fakat resmen ihtida etmiş olmasada onun İslam ahlakı üzerinde yaşadığını biliyorum” diyor.

         Doğru eserleri ihtiyacımıza uygun olarak okuyabilirsek sonucunun da güzel olacağına dair önemli bir anekdot. 

         Esas soru kaldı; “Ne okuyalım?” Yazılacak! Cedelle değil, İslami bilinçle.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X