Advert
NADİR OZAN’DAN FETHİ SEKİN’E ELAZIĞ ŞÜHEDASI
Habib KARAÇORLU

NADİR OZAN’DAN FETHİ SEKİN’E ELAZIĞ ŞÜHEDASI

Bu içerik 423 kez okundu.

          Üzerinde bin yıldan beri hür yaşadığımız aziz vatanımızın her karış toprağı için bir şehid verdiğimizi söylesek abartmış mı oluruz? Malazgirt Zaferinden günümüze kadar bu topraklara sahip olmanın, bu coğrafyayı vatan edinmenin en ağır bedeli neyse onu ödemiş olan bir milletiz velhasılı. En ağır bedel canla ödenen bedeldir elbette. Bu bedeli ödeyerek bu vatanın ve bu devletin bekasını devam ettiren milyonlarca kahraman şehidimiz yatmakta bu topraklarda. Milli Şairimiz Mehmet Akif’in:” Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?  Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!” dediği kadar da vardır şehidlerimizin sayısı.

         Yakın tarihimize şöyle bir göz attığımızda öncelikle Yemen şehidlerimiz karşımıza çıkmakta. Adına o kadar çok türkü yakılan Yemen! Ah Yemen! 1905 yılından 1918’e kadar nice Anadolu yiğitlerine mezar olan Yemen! O kadar çok şehid verilmiş ki o uzak diyarlar için analar ağıt yakmış: ”Yemen bizim neyimize? Şivan düştü evimize.” Diye. Balkan Harbi,  Birinci Cihan Harbi, Çanakkale, Sarıkamış, İstiklal Harbi hepsi art arda gelip nice koç yiğitleri kurban almış. İstiklalini terk etmeyen bu millet hiç bu topraklarda rahat bırakılır mıydı? Düşmanın bizi rahat bırakmaya hiçte niyeti yoktu, bu sefer de  başka kılıklarda başka yöntemlerle saldırmakta bizlere. Kendi canları çok kıymetli olan Türkiye düşmanları kendine kuklalar bularak sinsice saldırıyor bu aziz vatana ve millete.

         Bu vatanı ve milleti bölmek ve yok etmek için çeşit çeşit planlar yapan ezeli düşmanlarımız 70’li yıllarda çıkardıkları sağ-sol çatışmalarından sonra 80’li yıllarda Türk-Kürt ayrımcılığını ortaya atarak kurup destekledikleri terör örgütü eliyle vatanımıza ve devletimize saldırmaya başladılar. Ülkemize karşı ilan edilmemiş bir savaş başlatan Küresel Emperyalist güçler otuz yılı aşkın bir zaman sürecinde pekte başarılı olup bir sonuç elde edemediler. Çünkü her saldırdıklarında karşılarına hesap edemedikleri bir engel çıkıyordu; o engel bu milletin imanlı evlatları idi.

         Evet, bu milletin imanlı evlatları her defasında onların kirli planlarını bozuyordu. Tıpkı Aktütün karakolundaki Teğmen Nadir OZAN, 15 Temmuzda Ankara’da Ömer HALİSDEMİR  ve son olarak İzmir’de Polis memuru Fethi SEKİN gibi. Yazımıza başlık yaptığımız Elazığ’ımızın unutulmaz şehitlerinden Nadir OZAN kardeşimiz de tıpkı son şehidimiz Fethi SEKİN gibi teröre karşı göğsünü siper etmiş düşmanı bu vatana sokmamıştı. 1995 yılı Mayıs ayının 11.gününde şehit düşmüştü Nadir kardeşimiz. O aslında bir öğretmendi. Öğretmenliğe başladıktan sonra askere alınmış ve yedek subay rütbesiyle  jandarma olmuştu. Temel eğitiminin ardından Hakkâri Şemdinli’deki sınır karakolu Aktütün’de görevlendirilmişti. Hani bir zamanlar sık sık adından söz edilen Aktütün Karakolu. Nice vatan evladının şehadet şerbeti içtiği Aktütün! Yüksek dağların ortasında Irak sınırına sıfır noktadaki bu karakola 10 Mayıs gecesi yani Kurban Bayramının birinci günü baskın yapar vatan hainleri. Terhisine on gün kalmıştır Nadir Teğmenin, ama o görevini en iyi şekilde yapma inancını azimle sürdürmektedir. Arkadaşının yerine gece mevzi nöbetini devralarak sınırı koruma görevini üstlenir. Vatan hainleri dört bir yandan baskın yaparlar. Nadir Teğmen ve silah arkadaşları saatlerce kendilerinden sayıca çok olan düşmanla çarpışırlar. Arazinin zorluğu ve gece şartlarından dolayı yardım çok geç gelir. Bu arada bulunduğu mevziye atılan bir roketatar mermisiyle şehit düşer Nadir kardeşimiz. Genç yaşta vatanı uğruna feda eder canını.

 

         Nadir OZAN’dan önce de sonra da çok şehit verdi Azizler diyarı Elazığ’ımız. Son şehidimiz 5 Ocak günü İzmir adliyesinde teröristlere karşı yine kahramanca çarpışan Polis Memuru Fethi SEKİN kardeşimiz oldu. Elazığ toprağının kıymetli bir evladı olan bu yiğidimiz tıpkı Nadir Teğmen gibi son mermisine kadar çarpışarak şehit düştü. Tüm Türkiye’nin ve Elazığ’ın medarı iftiharı oldu. Elazığlının töresinde korkmak yoktu. Hele hele kaçmak hiç yoktu. Düşmandan kaçılır mıydı hiç. İşte Elazığ evladının her yerde ve her zaman sergilediği bu fedakârlığın, bu civanmertliğin, bu vatanperverliğin bir örneğine daha tüm milletimiz bir kez daha şahit oldu. Tıpkı dedeleri gibi Yemen’de, Çanakkale’de, Sarıkamış’ta, Kore’de ve Kıbrıs’ta olduğu gibi destanlar yazdı kahramanlarımız. Din-ü devlet ve mülk-ü millet için nice Nadirler, nice Fethiler, nice Özcanlar, Zaferler, Faruklar, Mehmetler, Mustafalar bu toprağı kanlarıyla suladılar. Rabbim hepsinden razı olsun, Sevgili Peygamberimiz (S.AV.)’e komşu olsunlar. Onlar ölmediler aramızda yaşıyorlar,  Kerim kitabında öyle buyuruyor Yüce Rabbimiz:” Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz.” (Bakara Suresi 154.Ayet) Ne mutlu şehadet şerbetini içerek o kutlu mertebeye ulaşanlara! Bir kez daha Elazığ’dan sesleniyoruz tüm dünyaya: “Şehidler ölmez, vatan bölünmez.”

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ters lale tohumları toprakla buluştu
Ters lale tohumları toprakla buluştu
Sarıkaya: Kandil zulmün, haksızlığın yıkılışı demektir
Sarıkaya: Kandil zulmün, haksızlığın yıkılışı demektir