Advert
YENİ NESİLLERE HANGİ MİRASI BIRAKIYORUZ?
Habib KARAÇORLU

YENİ NESİLLERE HANGİ MİRASI BIRAKIYORUZ?

Bu içerik 394 kez okundu.

On gün önce komşu şehrimiz Malatya’da yapılan bir Yerel Eğitim Şurasına biz de Elazığ’dan öğretmen arkadaşlarımızla birlikte katıldık. Birbirinden değerli uzman ve akademisyenlerin eğitime ilişkin sunumlarını heyecanla ve ibretle takip ettik. Eğitim Fakültesi Dekanı olan bir hocamızın günümüz eğitim sistemi ve sonuçlarına ilişkin verdiği örnekleri de hayret ve üzüntüyle dinledik. Bunlardan en ilginç olanı ise şuydu: Yine kendisi gibi çok önemli bir eğitim kurumumuzda görev yapan bir arkadaşından bahsetti hocamız; Bilişim Teknolojileri Bölümünün başkanlığını yapan bu hocamız yeni aldığı cep telefonuyla ilgili bir uygulamayı beceremeyince liseye gitmekte olan oğlundan yardım ister, o da bir iki saniyede sorunu halleder. Bunun üzerine şaşkınlığını gizleyemeyen Hocamız bunu nasıl yaptığını sorar ve aldığı cevap çok ilginç ve bir o kadar acıdır: “Mal mısın?” Bu cevap karşısında uzun yıllardan beri yüzlerce üniversite öğrencisini okutan hocamız suspus olur ve ne diyeceğini bilemez.

  Yıllardan beri ahlak ve maneviyattan yoksun eğitim sistemimizin yeni nesilleri getirdiği nokta işte yukarıda verdiğimiz örnekte özetlenmiştir. Daha evindeki çocuğunu bile eğitememiş olan, bundan bihaber olan nice hocalarımız vardır ne yazık ki. Eğitimi okul, sıra, tahta, araç-gereç,  bilgisayar ve teknoloji gibi maddelerden ibaret sanıp nefis terbiyesini yani manevi eğitimi unutmuş olan eğiticilerimiz ve eğitim yöneticilerimiz, yeni nesilleri eğitme noktasında sermayelerini tüketmişlerdir. Daha ne kadar ve ne zamana değin bu ülkenin çocuklarını oyalamaya, avutmaya, yanlış şekillendirmeye ve yönlendirmeye devam edecekler bilemiyorum. Farkındaysalar eğer, yazboz tahtasına çevirdikleri eğitim SOS sinyallerini çoktan beridir veriyor. Gelen büyük tehlikeyi bertaraf etmeye ne yeni yapılan modern okullar, ne akıllı tahtalar, ne tablet bilgisayarlar, ne cicili bicili sınıflar ne de atanan binlerce yeni öğretmen kâfi gelmiyor.

 Geçenlerde bir öğretmen arkadaşımızla evinin önünde karşılaşıyoruz. Bana apartmanlarının sprey boyalarla yazılar yazılıp kirletilen duvarını gösteriyor. Defalarca boyamalarına karşılık, defalarca yazıyla kirleten duvara esefle bakıyorum: “Yahu biz nasıl bir nesil yetiştiriyoruz ki, helalden haramdan, kul hakkından, temizlikten, komşu hakkından, insanlıktan, edep ve hayâdan haberleri yok.” Diyorum. Tamamen öğrencilerin kafasındaki bilgileri ölçerek onlara not vermek suretiyle değerlendiren bu eğitim sisteminin yetiştirdiği kimselerden daha ne bekleyebiliriz? Maddeciliği kendisine felsefe edinmiş olan bu sistemden bu ülkeye bir hayır gelmediği görülmüştür. Her alanda yenilik ve değişim içerisinde olan ülkemizin eğitim konusunda da acilen köklü ve radikal bir değişime ihtiyacı bulunmaktadır.

Tanzimat’tan beri her alanda Batı’nın kuşatması ve baskısı altında olan ülkemizin artık bu çemberi kırıp bağımsızlığını ilan etme vakti gelmiş ve geçmektedir. Son yıllarda yoğun bir şekilde yaşanan terör olaylarının temel nedenlerinden biri de bozuk eğitim sistemi ve felsefesidir. Yeni nesilleri ahlak ve maneviyat ekseninde yetiştirmekten çok uzakta olan bu eğitim siteminden acilen kurtulmak gerekmektedir. Bu konuyla bu günlerde gündemde olan Milli Eğitim Bakanlığının hazırlamış olduğu yeni ders müfredatları (Taslak Öğretim Programları) incelenmek üzere askıya çıkarılmıştır. Bu konuda başta aydınlarımız olmak üzere tüm halkımıza büyük bir görev düşmektedir. Mevcut statükonun devamından yana olan kesimler yine bir kaşık suda fırtına kopartarak isteklerini zorla da olsa kabul ettirme yoluna gitmektedirler. Bunlara fırsat vermeden, aklıselim sahibi insanımızın gür bir sedayla hakkı haykırması ve bu güruhu susturması gerekmektedir.

Şöyle kabaca bir göz atarak incelediğimizde; Hayat Bilgisi, Türkçe, Fen Bilgisi, Sosyal Bilgiler, Biyoloji, Tarih ve Edebiyat gibi derslerin öğretim felsefelerinde zikredilen “milli”, “manevi” ve “ahlaki” gibi kavramların içinin doldurulamadığı, kıyısından köşesinden ele alınan bu konuların yine önceki müfredatların felsefesini oluşturan kavramların gölgesinde kaldığı görülmektedir. Söz konusu derslerin hiç birinde, milli, manevi ve ahlaki değerlerin özünü oluşturan; Allah, peygamber, yaratılış, kevni ayetler,  kulluk, helal, haram, ahiret, Kur’an, ibadet vb. terim ve kavramlara asla yer verilmemiştir. Öğretim felsefeleri yine Fransız İhtilalinin söylemlerini içermekte ve seküler düşünceyi esas almaktadır.

Yukarıda izaha çalıştığımız tablo günümüz Türkiye’sini yansıtmaktadır. Kahir ekseriyeti milli, manevi ve ahlaki değerlerden yana olan halkımız iş başa düşüp de mücadele ederek hakkını arama durumunda pasif kalmakta, durumu birilerine havale ederek kenara çekilmektedir. Bu sessizliğin ve duyarsızlığın bedelini de şimdiye kadar ödemiş ve ileride de ödeyecek olan çok kıymetli sağduyu sahibi insanımıza sesleniyorum: Sevgili Peygamberimiz (S.A.V.)’in devamlı dinlediğimiz şu hadisine bir kez daha kulak verelim: “Sizden herhangi biriniz bir kötülük gördüğünde onu eliyle değiştirsin. Eğer buna güç yetiremezse diliyle değiştirsin. Buna da güç yetiremezse kalbiyle (buğz etsin). Bu ise imanın en zayıf mertebesidir.” (Müslim; Kitabu’l-İman) Hadisi şerifte geçen “münker” kelimesi her ne kadar “kötülük” diye tercüme edilse de, akla, bilime, dine, örf ve âdete uymayan her türlü yanlış düşünce ve fiil aslında münkerdir. Bu münkeratın düzeltilmesi de dinimizce “emribilmaruf ve nehyi anilmünker” denilen farz-ı ayının yerine getirilmesiyle olacaktır. Yüce Rabbimiz Kerim Kitabında öyle buyurmuyor mu:  “Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır.” (Ali imran Suresi 104.Ayet) Ülkemiz ve milletimizin tüm sıkıntılarından ve belalarından kurtuluşu salih nesiller yetiştirmekle mümkün olacaktır. O halde gelecekte ülkemizi teslim edeceğimiz gençlerimize güzel bir miras bırakalım. Bu miras ahlak ve maneviyattan başka bir şey değildir. Bunun yolu da eğitimden yani milli, manevi ve ahlaki olan eğitimden geçmektedir. O halde her kes üzerine düşeni yapsın, facebook, tviter ve whatsApp gibi faydasız işlerle uğraşacağımıza şu yeni öğretim taslaklarını inceleyip görüşlerimizi yazalım, güçlü bir kamuoyu oluşturalım. Hep şikâyet eden, suçu başkalarının üzerine atan olmayalım. Buyurun “dilimizle düzeltmeye!”

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vali Kaldırım’dan Mevlid Kandili mesajı
Vali Kaldırım’dan Mevlid Kandili mesajı
Ters lale tohumları toprakla buluştu
Ters lale tohumları toprakla buluştu