Advert
MESELE İNSAN MI, İDEOLOJİ Mİ?
Nevzat ÜLGER

MESELE İNSAN MI, İDEOLOJİ Mİ?

Bu içerik 2045 kez okundu.

         Türkiye’de çeşitli fikir akımları var. Bunlara ideoloji de denilebilir. Her ideolojinin mensuplarının sayısı farklı farklıdır. Ama zannederim hepsinin de bir ortak noktaları var: Bu ülke bizimle daha iyi kalkınır ve gelişir. Bu cümle doğru mudur? Doğrudur. Peki bu kadar çekişme neden?

         Tabi bu zaman alacak bir süreçtir. Çünkü Türkiye’de boy gösteren ideoloji mensuplarının kahir ekseriyeti kendi ideolojisinde mesafe alamamıştır, derinleşememiştir.. Bu nitelemeye, sağcılar da, solcular da, dindarlar da, diğerleri de dahil midir? Evet. Hiçbir ideoloji mensubu kendi ideolojik düşüncesinin katmanları hakkında uzun boylu konuşamamakta, nihai hedefin ne olduğu konusunda tatmin edici izahlar yapamamaktadır. Bu noktada aslında birçok görüş arasında geçişler vardır demekte mahzur var mı? Eğer var diyorsanız, hamaset yapmadan, kimseyi dışlamadan ikna edici açıklamalar yapmak gerekir. Gurupların gündemlerinin ilk maddelerine bir bakalım:

         -Önce vatan duygusu

         -Muasır medeniyet seviyesi

         -Önce bireysel sonra toplumsal günahlardan uzak kalmak

         -Herkese insanca bir hayat

         -Büyük Türkiye

         -Kalkınmış lider ülke

         - Yeni Türkiye ve diğerleri hep kalkınmayı ve bölgesinde ve dünyada saygın bir ülke olmayı hedeflemiyor mu? İşte bu sinerjilerin bölücülük dışında ortak hedeflere yönelmeleri yalnız fayda sağlar.

         Yunus’a, Mevlana’ya, Yahya Kemal’e, Karakoç’a, İsmet Özel’e, Süleyman Uludağ’a, İsmail Kara’ya, Halil İnalcık’a, Ziyaeddin Gümüşhanevi’ye, Mahmut Erol Kılıç’a, İbrahim Hakkı Erzurumi’ye, Turgut Özal’a vd karşı çıkanların sayısı her zaman azınlıktadır. Onları da birileri ajite ediyor zaten.

         İhtilaf ararsak çok buluruz, ittifak noktaları ararsak da çok buluruz. Öyle ise bu gurupların sinerjilerinin heba olmasını isteyenler bu ayrılığı körüklüyor. Maksat vahdet oluşmasın, ülke kalkınması olmasın vs. İnsanların düşüncelerini açıklamalarına engel olmak bağışlanabilir mi? İyi niyetlilerin önü kapatılınca, diğerlerinin önü açılıyor.

         İnsanın olduğu her yerde elbette problemler meydana gelir. Peki STK başkanı ve idarecisi, sendika yöneticisi, düşünce ekollerinin baba temsilcisi, adına kanaat önderi dediğimiz insanlar derde deva olabiliyorlar mı?

         Bir guruba mensup olmak eğer düşünmeyi önlüyorsa orada düşüncenin oluşmaması için çaba sarfedenler var demektir. Öyleyse o gurup, moda tabirle bir projedir. Bu durum bütün ideolojiler için de geçerli midir? Elbette. İdeolojilerden geçinenlere dikkat etmek gerekir. Tabi eğitim sistemimizin de hedefi “iyi insan” yetiştirmek yerine “iyi vatandaş” yetiştirmek olunca, tüccarlar çoğalıyor.

         Netice itibariyle, ayrı ideolojilerde olmak esas problem değil, esas problem insanların kendi ideolojilerinde derinleşme çabasında olmamalarıdır. Eğer derinleşme olursa, ülke kalkınması hızlanacak, belki de birçok insan şimdiki ideolojisini bırakacaktır. Cemil Meriç'i hatırlayalım.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X