Advert
GELİR DAĞILIMI VE MUTLULUK
Nevzat ÜLGER

GELİR DAĞILIMI VE MUTLULUK

Bu içerik 1973 kez okundu.

Günümüzde dünyanın çözmek zorunda olduğu en büyük problem gelirin dağılımıdır. Eğer bu problem çözülemezse toplumsal patlama kaçınılmaz bir hale gelebilir. Gelir dağılımı sıradan ve herhangi bir ekonomik sorun değil, politik, ekonomik ve toplumsal bir sorun haline gelmiştir. Bu sorun gelir eşitsizliğinden değil, dağılım adaletsizliğinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle de, gelir dağılımı ile yoksulluk arasındaki ilişki aynı zamanda gelir dağılımı ile toplumsal refah arasında da doğru orantılı olarak durmaktadır. Yani gelir dağılımı ne kadar adil olursa yoksulluk o oranda azalacak, yoksulluğun azalması ile de toplumsal adalet ve mutluluk o oran da görünür hale gelecektir.

Ülkeden ülkeye değişik göstermekle birlikte, sosyal düzenlemeler, işgücü piyasası, üretim faktörlerinin dağılımdaki fiyatlandırılmalar, bütçe açıkları ve dolaylı vergiler gelirin dağılımına tesir etmektedir.

          Gelir dağılımı alt gelir gurupları aleyhine olursa toplumsal huzurun sağlanması açısından adil gelir dağılımı sağlanamamış, toplumsal huzur da kaybedilmiş olur.

Toplum fertlerinin, toplumda yaşayan her bireyin kanun önünde eşit olduğuna, toplumsal olaylar içerisinde etkin rol almada her ferdin istidat ve kabiliyetine göre muhakkak bir rol üstlenebileceğine inanması gerekir. Eğer rol dağıtımında, temsil edilme noktasında ahlaki ve evrensel hukuka uygun hareket edilmediğine inanılıyorsa toplumsal adaletten ve toplumsal uyumdan bahsetmenin çok da mümkün olmadığını kabul etmek gerekir.

Ülke kazanımları dağıtılırken güç odaklı, para merkezli, bürokratik inisiyatifli, makam merkezli gibi tercihler yapılmamalı, insan odaklı ve hak merkezli dağıtım yapılarak toplumsal adalet temin edilmelidir. Yaşadığımız dünyada insanlar evrensel bir “adalet” istiyorlar.

Adil devlet açısından hak sahibinin fakir, zengin, insan, hayvan, Müslim, gayrimüslim olmasının çok fazla önemi yoktur. Hak kime aitse ona verilmelidir, kimin hakkı çiğneniyorsa, buna da engel olunmalıdır. Toplumsal adaletin tesisi açısından “adalet” herkes için gerekli ve uygulanması vazgeçilmez bir kavramdır. Zaten devletlerin imanı adalet değil midir?

Doğru, kapitalizm nasıl olursa olsun sermaye temerküzüne (birkaç elde toplanmasına) dayanır. Yani kapitalizme göre kalkınma küçüklerin değil, büyüklerin görevi ve hakkıdır. Batı sistemine ciddi ciddi adapte olmuş insanların da başlıca savı budur. Halbuki toplumsal mutluluğun yolu gelirin adil bölüşümünden geçer. Yalnız Batı ilkelerine göre hüküm vermeyi ilke edinmiş insanların toplumsal mutluluktan bahsetme gibi bir gündem maddeleri hiç olmamıştır.

Devletlerin imanı adalettir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Gazi Caddesi'nde Korku Dolu Anlar Yaşandı
Gazi Caddesi'nde Korku Dolu Anlar Yaşandı