Advert
DÜNYEVİLEŞME YALNIZ BATIYA MI AİT?
Nevzat ÜLGER

DÜNYEVİLEŞME YALNIZ BATIYA MI AİT?

Bu içerik 1965 kez okundu.

         İslam’ın 610 yılında gelişinden hemen on yıl sonra Medine’de “devlet” haline geldiği bilinmektedir. Arada bir iki tökezlemenin dışında 18.yy başlarına kadar da İslam devletlerinin bölgelerinde daima belirleyici özelliği olan birer devlet oldukları büyük bir kabul görmektedir. Ancak Osmanlı Devleti’nin 1699 yılında Viyana’da yenilmesi sonucu imzalanan Karlofça Antlaşması’ndan sonra belirgin bir Batı üstünlüğü başlamış ve 20.yy başlarına kadar da bu üstünlük kabul görmüştür.

         Son üç yüzyıl Batı’nın hegemonyasının tartışmasız kabul edildiği bir tarih dilimidir. Özellikle teknolojik üstünlüğünü kabul ettiren Batı, beşeri sermaye olarak da üstün olduğu tezini devamlı tekrar etmiş, halkı Müslüman olan ülkelerde ki Batıcı kadrolar da devamlı Batı’nın üstün ve becerikli olduğunu söylemekle yetinmemiş, Müslümanların teknolojik ilerlemeyi başaramayacakları tezini işlemiştir.

         İşte işin burasında temel bir soruyu kompleksiz sorup, kompleksiz cevaplandırmak gerekir:

         “Müslümanlar Batı’ya yalnız teknik sahada mı üstünlük tanıdı, yoksa kendi dini alanda ki üretimleride mi yetersiz kaldı?” Tabir-i diğerle, Müslümanlar üzerine baskıyı yalnız Batı ve Batıcılar mı uyguladı yoksa Müslüman alimler de ihyacı (yeniden canlandırıcı) bir harekette bulunamadılar mı?

         Bir takım ilkeler sıralanarak düşüncenin önüne sedler çekildi mi acaba? Mesela sadece üstadımız bilir, şeyhimiz bilir, liderimiz bilir türü bir metaforla insanlar düşünceden uzak tutuldular mı? İnsanların görevi sadece yücelttikleri bazı insanlara bağlı kalmak olarak mı kaldı yoksa kendileri de ortaya bir düşünce koyabildiler mi? Hatta bir adım daha atarsak; kudsiyet atfedilen insanların tartışılamayacağını neden düşünemediler? Halbuki biz biliyoruz ki, Allah ve resulünün dışındaki kişileri, saygı sınırlarını aşmadan tartışmak ne günahtır ne de sakıncalıdır. Belki onları tartışmamak yeni kutsal varlıklar meydana getirmektir.

         Bu gün dünyada modernizmin etkilemediği, olumlu ya da olumsuz yeni değer yargıları oluşturmadığı az alan kalmıştır. Yeni yeni 21.yy’la birlikte Müslümanlarda yeni uyanışlar ve kendi medeniyet kodlarına dönüşlere şahit olmaktayız. Tabi bu arada medeniyetlerin interaktif olduklarını, her medeniyetin diğer medeniyetlerle karşılıklı etkileşim içinde oldukları da muhakkaktır. Buna belki de ihtiyaç var. Çünkü aksi halde dini alanda değil ama kültürel alanda gelişmenin olması mümkün değildir.

         Yine temel bir soru hemen kendini hissetirdi: “Din dışı özellikler tamamen moderniteye mi aittir yoksa Müslümanım diyen insanlardan da “dindışı” davranış ve düşünceler nükseder mi?”

         Yalnız modern hayat mı “dünyevileşmeyi” getiriyor yoksa bazı dini fenomenler de dini, dünyevileşme/ticarileşme aracı olarak kullanıyor mu?

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X