Advert
GÜNLER NE GÜNLERDİ
Nevzat ÜLGER

GÜNLER NE GÜNLERDİ

Bu içerik 2061 kez okundu.

         Ömer Faruk elinde Tevhid ve Şura dergileriyle İzzet Paşa Camii altındaki İlim Yayma Derneği önünde sloganlar atardı 40 yıl önce.

         Bir kısım gençler “Önce ahlak ve maneviyat” diye bağırırken, bıçkın delikanlılar “Çırpınırdı Karadeniz” türküsü söyler, mavi gömlekli Ecevit taraftarları “Tek yol devrim” sloganlarını duvarlara yazarlardı.

         O yıllarda Erbakan’ın “Yeniden Büyük Türkiye” ve “Lider Ülke Türkiye” sloganları bizleri heyecanlandırırken, içte ve dışta ne kadar düşman peyda ediyordu.

         Ecevit o yıllarda haklı veya haksız, “Kıbrıs Fatihi” olarak seçimlere giriyor ve 214 milletvekili çıkararak birinci parti oluyordu. Ama onu iktidara taşıyanlar ise Erbakan’ın “renksiz” diye nitelediği AP’den ayrılıp birer bakanlık koltuğuna oturan onbirler oluyordu.

         1980 yılında darbe yapılıp bütün siyasi partiler kapatılınca, Elazığ’da iki arkadaşın öncülüğünde küçük bir İslami gurup; “30 AğustosTa şeriat ilan edilecek” diyerek hem kendilerini ayrıcalıklı göstermeye çalışıyorlar hem de orduya selam çakıyorlardı.

         Ne kadar da revaçtaydı Necip Fazıl’ın “Sakarya Türküsü.” Ama revaçta olmayı o gün de bu gün de hak ediyordu doğrusu. Arif Nihat Asya’nın “Hak yol İslam yazacağız” diye ünlenen şiiri ise dillerde pelesenk olmuştu. Bu iki şiiri hem İslamcılar hem de Milliyetçiler kullanıyordu. Ecevit’in ise Yunan adalarına bakarak yazdığı şiir, solcular için en hümanist bir söylemdi.

         İslamı çok iyi bildiklerine inanılan İmam Hatipliler, 1979 İran Devrimi sıralarında mezhepler konusunu çok iyi bilmediklerini fark ettiler. Tabi durum aynı zamanda bir fırsat eğitimine dönüştü ve bu konuda bir hayli mesafe aldılar.

         O yıllarda İsmail Bey 1979 senato seçimlerinde senatör olmak için yaşını dokuz yaş büyüterek arzusuna kavuştu ama yapacağı hizmetlere 12 Eylül darbesi ile ket vuruldu.

        Rahmetli Osman Bey, siyasi partiyle fazla içli dışlı olduğu için dernek yönetimince bir hayli hırpalanırken, hırpalayanlar ise “Ağır Abi” pozisyonunda kalmak istediler, fakat olmadı. Çünkü siyaset hem koşturma ister, hem de daima memurlara galebe çalar.

         Bu gün de çok kullanılan “Türkiye okumuyor” repliği o yıllarda da çok kullanılırdı. Oysa o yıllarda da okunanacak kitaplar çoksatarken, sıradan kitaplar pek ilgi görmezdi. Bu gün de durum aynı. 2016 yılında 404 milyon kitap bandrolü satılmış. Bu da kişi başına 7-8 kitap ediyor. Hem de bu kitapların %5’i edebiyat ve sanat, %16’sı araştırma-inceleme, %8’i çocuk ve gençlik, %13’ü inanç üzerine yazılmış. Ama aynı replik nedense devam ediyor. Neticede okunması gereken kitaplar her zaman da çok okunuyor diyebiliriz.

         Şöyle bitirelim yazıyı; “Türkiye, ahlaken mazbut, helali ve haramı bilen, yaptığı işte mahir, dinini ve dünyasını iyi kavramış insanlarla dünya haritasındaki yerini aleme öğretir.”

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X