Advert
FİKİR ALIŞ-VERİŞİNE DAVET
Nevzat ÜLGER

FİKİR ALIŞ-VERİŞİNE DAVET

Bu içerik 1819 kez okundu.

       Bu çağrının amacı, bazı kavramların konjönktürel olarak çekildikleri farklı mekanlardan esas mekanlarına dönüşümleri için bir çalışma olduğu kadar hem yazarlarımızı hem de okuyucularımızı konuşulacak kavramlarla daha derinlikli bir tanışmaya davettir. Rejim, Adalet, Millet, Cumhuriyet, Laiklik, Diyanet, Din, Alim, Aydın, Siyaset, Felsefe, filozof, İttihat-Terakki, İslamcılık, Milliyetçilik, Aydınlanma, Pozitivizm, Dindarlık, Yobazlık, Bilim, İlim, Teknoloji, Dil vb kavramların üzerinde biraz daha derinlikli düşünmeye davetiye çıkarmak gereklidir diye düşünüyorum.

         Bu kavramlarla ilgili olarak düşünce adamlarımız ve çeşitli meslek guruplarının daha üst ve belirleyici bir dil kullanmaları gerekir. Eğer aydınların, düşünce adamlarının ve meslek mensuplarının kullanacakları tanım ve örneklendirmeleri yukarıda sayılan kavramlarla buraya yazılmayan yüzlerce kavramları belirleyici bir dil kullanmazlarsa, tanımlar da idarecilerin ve siyasetçilerin yaklaşımları doğrultusunda olacak ve toplum dinamizmini kaybedecektir. Sayılan bu kişi ve guruplar belirleyici bir üst dil kullanmak yerine kendilerini motamot siyasetin çizgisine oturtmaları durumunda hem kendilerini hem de toplumu üretken olmanın uzağına düşürebilirler.  

         Örneklendirme yaparak konuya giriş yapalım. Tabi yazdıklarımız bu konulardaki en isabetli tanımlardır demek değildir. Maksat düşünce atmosferine yeni düşüncelerin de ortaya konulmasına zemin hazırlamaktır.

         Çeşitli şekillerde tarifleri yapılmakla birlikte esas itibariyle Cumhuriyet; hanedanın feshi, yöneticilerin seçimle işbaşına getirilmesidir. Bizde Cumhuriyet,  Birinci Dünya Savaşı sonrasında bir gurup asker, bürokrat, aydın, alim ve şeyhten oluşan bir ekip tarafından şekillendirilerek 29 Ekim 1923 tarihinde TBMM tarafından rejim şekli olarak ilan edilmiştir. İkinci dünya Savaşı’ndan sonra da değişiklikler yapılarak fiili olarak çok partili hayata geçilmiştir. Bu çalışmayı yapan gurubun mensuplarının ortak özelliklerine dikkat etmek gerekir. Çünkü bu özellikler aynı zamanda amaç birlikteliğinin kıvamını da belirler.

         Tabi bizde resmi ideoloji, batılı manada bir din-devlet ayrılığını öngörmez. Hatta bu ayrılığı biraz da tehlikeli gördüğü için “Diyanet İşleri Başkanlığı” gibi bir kurumu özenle muhafaza eder.

         Bu doğrultuda biraz daha ilerleyerek; Cumhuriyet döneminin yöneticilerinin tehlike gördükleri şey acaba İslam ve halkın Müslümanlığı mıdır yoksa moda tabirle söylersek “Siyasi İslam” mıdır? Bireysel davranışlardan ziyade resmi görüş önemlidir. Çünkü herkesce bilinen bir gerçek olan bu topraklarda yaşayan insanların her şeye rağmen İslam olduklarını yöneticilerin bilmemesi mümkün müdür? Bu konuda kişilerin din eğitiminden geçip geçmemelerinin çok da önemi yoktur. Necip Fazıl, Nurettin Topçu, Osman Yüksel, Necmettin Erbakan, Muhsin Yazıcıoğlu, Sezai Karakoç, İsmet Özel vd  esas itibariyle teknik anlamda din eğitiminden geçmemişlerdir ama kitleleri hem dini hem de siyasi anlamda etkileyebilmişlerdir. Bu isimler ve benzeri daha birçok isim için İslam, Büyük Türkiye için de bütün dünya için de vazgeçilmez bir öneme sahiptir.

         1970’li yıllara kadar kullanılan “muhafazakar milliyetçilik” kavramı bu yıllardan sonra değişime uğrayarak daha net ifadeler kullanılmaya başlanmıştır.

         1909’da başlayan darbe geleneği 21. yüzyılla birlikte acaba son buldu mu? Hep birlikte üzerinde konuşalım.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ÇIKIŞ MAÇIMIZ OLACAK
ÇIKIŞ MAÇIMIZ OLACAK
ÖZTÜRK: KART GÖREN CEZASINA KATLANIR
ÖZTÜRK: KART GÖREN CEZASINA KATLANIR