Advert
2050’DE TÜRKİYE İLK ON‘DA OLACAK
Nevzat ÜLGER

2050’DE TÜRKİYE İLK ON‘DA OLACAK

Bu içerik 2030 kez okundu.

         2015 yılında yayımlanan “Doğu’da ve Batı’da Bilim ve Düşünce” isimli kitabımda; Türkiye 2050 yılında dünyanın ilk on devleti arasında olacak demiştim. Hatta kitapla ilgili olarak benimle röportaj yapan bir dergi, “buna ilişkin karineleriniz nelerdir” diye soru sormuş, ben de tarihi, beşeri, jeostratejik ve ekostratejik imkanlarımızdan bahsetmiştim.

         Ekonomi raporlarıyla önemsenen PwC, yeni yayınlamış olduğu “2050 Yılında Dünya” raporunda Türkiye için de bir analiz yayınladı. Adı geçen bu kuruluş da Türkiye’yi 2050 yılında dünyanın ilk on ülkesi arasında sayıyor. Tabi hem bir swot analiz çıkarıyor hem de bu ülkelerin neler yapmaları gerektiğine ilişkin düşüncelerini ortaya koyuyor.

         Mesela Türkiye için düşük tasarruf oranı, yapısal reformlar, enerji bağımlılığı, ekonomik üretim yapısı gibi her kesim tarafından paylaşılan bu problemlerin çözümünü de şart koşuyor.

         Mademki dünyadaki siyasi ve ekonomik dengeler gelişmekte olan ülkelerin lehine değişiyor, BM, NATO, IMF, Dünya Bankası gibi kuruluşların varlığı ve çalışma şekilleri tartışılıyorsa Türkiye de kendi önündeki problemlerini rasyonel ve ülkeye fayda verecek bir biçimde çözmek durumundadır demektir. Son 35 yıllık, belki son 15 yıllık gelişmeler ve çalışmalar bizim için ümit verici gelişmelerdir.

         Başta eğitim müfredatımız olmak üzere, Meslek Yüksek Okullarımızın alması gereken pozisyonlar, üretim ekonomisine hız vermek gibi konular her türlü siyasi çıkar ve mülahazanın dışında şekillendirmeye devam edilmelidir.

         Çin, Hindistan, ABD, Rusya, Türkiye, Endonezya, Meksika, Japonya, Almanya, İngiltere, Fransa, Brezilya, Arabista, Mısır, Nijerya, Vietnam gibi ülkeleri hemen araştırma sonucuna göre ilk 20 arasında sayıyor.

         Konumuz itibariyle Türkiye’nin sahip olduğu beşeri sermayeyi önemsemek gerekir. Birtakım konularda farklı düşünüyor olmayı da gelişme ve fikir üretme potansiyeli olarak görmek gerekir. Necip fazıl, Sezai Karakoç, Necmettin Erbakan da farklı düşünüyor, Yaşar Kemal, İlber Ortaylı, Kemal Karpat da farlı düşünüyor ama toplumun yukarıya doğru sıçramasında emekleri yadsınamaz. Yürümekte olduğumuz bu kalkınma ve gelişme kervanına daha çok insanın katılması için gelirin adil dağılımını da başarabilirsek yarın elbet bizim ve çocuklarımızın olacaktır.

          Bu gün Batı; yaşlı nüfus, ekonomide durgunluk, enerjide yüzde yüze varan oranlarda dışa bağımlılık, insan unsuruna menfi yaklaşımları (göçmenler konusuna dikkat edelim) çalışan nüfusun azalması gibi problemleri çok derinden yaşıyor. Hatta düzelme olmazsa araştırmada Fransa, Kanada ve İtalya’nın ilk onun dışında kalacağı belirtiliyor.

         Müslümanlar artık siyasi sahada da, ekonomik sahada da, kültürel sahada da varlıklarını ve farklılıklarını iyice hissettiriyorlar.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X