Advert
FELSEFE VE MEDENİYET ÜZERİNE
Nevzat ÜLGER

FELSEFE VE MEDENİYET ÜZERİNE

Bu içerik 2025 kez okundu.

          Bizim genç şairimiz sevgili Fatih soruyor ; “İslam’da felsefe var mı?” Felsefeden neyi anladığımız önemli elbette. Felsefe ile düşünmeyi kastediyorsak, yaratıcının bize birçok ayette; “akletmiyor musunuz, düşünmüyor musunuz” dediğini hemen hatırlamamız gerekir. Yok eğer felsefeden ille de vahyi bilgileri ret ve inkarı anlıyorsak, yanlış düşündüğümüzü bilmemiz gerekir.

            Peki, öyleyse son yüzyılda neden önemli düşünür/mütefekkir sayımız az? İşte konunun da bam teli burası zannederim.

         1933 yılında yapılan Üniversite reformu sonucunda, Tasavvuf, Din Felsefesi ve Kelam dersleri resmen öğretim programından çıkarılıyor. Genelde Din felsefesi kaldırılmakla kalmıyor, İslam felsefe dersleri de fiilen iptal ediliyor. Kısaca insanlara “düşünmenize gerek yok, itaat edin yeter” denmek isteniyor. Bu durum 1949’da İlahiyat fakültesinin açılışına kadar çok baskıcı bir şekilde devam ediyor ama bu tarihten 1970 yılına kadar okutulan felsefe derslerine de İslam felsefesi demek ancak ismen mümkündür.

         Hocalar belki zorunluluktan defans yaparak (yalnız resmi ideolojiyi korumak için) öğretim yapınca da bunun dışında bir fikir akımı oluşmuyor haliyle. Görüldüğü gibi sıkıntı yalnız öğretim elemanlarıyla ilgili değil.

         Burada asıl anlatmak istediğim husus; insanların kayda değer şeyler yapabilmeleri ile önemli şeyler söyleyebilmeleri için, devletin ön açıcı olması gerektiği üzerinedir. Mesela Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hem ön açıcı olması hem de mali destek sağlaması sonucunda Prof. Dr. Bekir Karlığa’nın hazırladığı “Medeniyetlerin Anlatılmamış Hikayesi; BATIYA DOĞRU AKAN NEHİR” belgeseli ile ilmin, irfanın, devlet idarelerinin, mimari, müzik ve güzel sanatların, dinlerin, dillerin, giyim ve kuşamın insanlığın ortak malı olduğunu ne kadar ustalıkla anlatıldığına şahit olduk. İnsanoğlunun medeniyet yürüyüşüne Anadolu’dan başladığını bu belgeselle gördük. Zaten mdeniyet serüveni bir nehrin hikayesi gibidir. Demekki düşünceye engel çıkarılmazsa Anadolu insanı düşünmek ve yeni şeyler ortaya koymada ne Batı’dan geridir ne de İbni Sina gibi mütefekkirleri çıkarmaktan acizdir. Hür düşüncenin hürriyetçi ortamlarda gelişeceği unutulmamalıdır.

         Kaldı ki medeniyetlere, kendilerine özgü kodlarını veren ve onları diğerlerinden ayıran ana unsur; insanın yaratıcıya, tabiata ve insana bakışını belirleyen dünya görüşüdür. Toplumların entelektüel yapılarını oluşturan temel faktör de bu dünya görüşü ile bu görüşü belirleyen temel yönlendirici değil midir?

         Girişteki genç şairimizin sorusunu atlamayarak sonuca varalım şimdi: İslam’da düşünmek ve akletmek farzdır, zorunludur. Konunun münakaşa edilecek bir tarafı kesinlikle yoktur. Ancak “gavur sevicilik”le düşüncenin bir ilgisi yoktur.

         Son cümle: Medeniyet kavramı, etnik yapılara dayalı parçalanmış tarih ve dünya görüşlerini çok aşar.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X