Advert
DÜŞÜNCEDE TEKRAR DEĞİL YENİ ÜRETİM
Nevzat ÜLGER

DÜŞÜNCEDE TEKRAR DEĞİL YENİ ÜRETİM

Bu içerik 2038 kez okundu.

          İslam önce Mekke’de doğdu ve gelişimini Medine’de tamamladı. Kısa sürede Irak ve iran üzerinden Orta Asya’ya ulaştı. Az zamanda Buhara ve Semerkant üzerinden nehir ötesine geçti. Hanefilik ve Maturidilik burada yerleşti. Aynı zaman diliminde Şam Bölgesi ve Kahire ile Mağrib ülkeleri denilen Kuzey Afrika ülkelerine ulaşan İslam, 750 yılından itibaren Cebeli Tarık Boğazı’nı geçerek “Endülüs Emevi Devleti” namıyla Avrupa’da da yaşamaya başladı. Hindistan, Kafkaslar ve Balkanlar’a ulaşan İslam, şimdi dünyanın her köşesinde görünür bir duruma gelmiştir. Dünyanın İslam ülkelerine saldırıları ekonomik ve siyasi olmakla birlikte dinidir de.

         Bütün bu bölgelerde eski dini inançlarla karşılıklı alışverişler yapan İslam, kendini yenileyerek çok boyutlu olarak gelişmiştir. Bu bölgelerde farklı medeniyet ve kültürlerle karşılaşan İslam, değişik olaylara karşı farklı bakış açılarıyla bakma refleksiyle kendine özgüvenini artırdı. Farklı düşünen insanlar biribirlerini anlamaya çalışarak, “farklı düşünmenin rahmet olduğu” ortak kabulü referansında bir rahmet ve zenginlik kazanıldı. Bu farklılıklar da islam’ın mezkur bölgelerde kalıcı olmasında önemli bir rol oynadı. Elbette Allah nurunu tamamlayacaktır ama insanların biribirlerine tahammül ederek fikri alışverişlerde bulunmaları “İslam Medeniyeti”ni o bölgelerde kalıcı yaptı.

         Demekki asrısaadet ve takibeden dönemlerdeki olumlu davranışların gümümüze taşınması yalnız bir ihtiyaç değil aynı zamanda da zorunluluktur.

         İsmi ne olursa olsun, dozu nasıl olursa olsun, ana yol olan “Ehli Sünnet”ten her sapma esas itibariyle ya siyasi-iktidar mücadelesi ya da dünya nimetlerinden daha fazla istifade etmek konusunda ihtirasa açılan bir branşmandır. Çünkü İslam’ın anlaşılmasında Kur’an ve Sünnet bellidir. Bu gün Şiiliğin Ortadoğu’da yaptıklarına ve yapmak istediklerine biraz dikkatli bakınca, bütün geleceğini kendi dışındaki bütün gelişmeleri düşman, ehli sünneti de öteki olarak düşünmektedir. Tamamen iktidar kavgası adına, tamamen dünyevileşmek için –bilerek veya bilmeyerek- elinden gelen her şeyi yapmaktadır.

           21.Yüzyıla iyi bir başlangıç yapan İslam Dünyası düşüncelerini güncellemelidir diye düşünüyorum.  Güncellemekten; uygulamalarımızın ve ortaya koyduğumuz aksiyonların hem kendimize hem de mensup olduğumuz camiaya işe yarar hale gelmesini anlamalıyız. Bu güncellemeyi ekonomik alanda da, kültürel alanda da, çalışma hayatında da, hukukun üstünlüğü alanında da yapmamız ve konu üzerinde düşünmemiz gereklidir.

          İnsan hayatı dini ve dünyevi diye bir ayırım kabul etmez. Hayat bir bütündür ve bu hayat mezardan sonra da devam edecektir. Diğer bir ifade ile literatürde bulunan kültürel bilgileri durmadan tekrar ederek bir yere varamayacığımız belli olduğundan, yaşadığımız hayatla örtüşecek şekilde yeniden üretmenin çaresine bakmalıyız.      

         Bize düşen temel görev; İslam’ın bize tuttuğu öncü ışığı iyi görerek, yaratıcının emrine ve rızasına uygun yeni üretimler yapmaktır. Zaten Allah’ın dinine hizmet de böyle olur kanaatimce. Yoksa Allah dinini korur.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X