Advert
KİŞİSEL GÖRÜŞLER DİN DEĞİLDİR
Nevzat ÜLGER

KİŞİSEL GÖRÜŞLER DİN DEĞİLDİR

Bu içerik 2011 kez okundu.

      İslam esaslarıyla örtüşmeyen “kutsallıklar” meydana getirmek, Kur’an ve Sünnet’e perde olmanın yanında İslam algısının anlaşılamamasında en büyük amildir zannederim. Zaten İslam ülkeleri denilen ülkelerin her birindeki parçalanmaların en ciddi nedenlerinin başında moda tabirle bu “üretilmiş yanlış din” anlayışı vardır zannederim.

          Gelenekçi-selefi, tarikatçı-modern, ümmetçi-uluscu, belli bir gurupmensubu-ortayolu takip ettiğini söyleyen insanların zıtlaşması yalnız halk kitlesinde değil belki daha çok da ulema-aydın dediğimiz kitleyi bloke etmiş durumdadır.

         Günlük yaşantımızda çokça kullanılan “facebook” twetlerinde dahi bunu görmek mümkündür. Bunun nedeni de galiba her görüş sahibinin kendi kanaatlerini ve mensubu olduğu gurubun yönlendiricilerini aşırı derecede idealize etmesi bunun en önemli nedeni olabilir. Çünkü her gurub mensubu kendi gurubunun anlayış ve yaşama biçiminin Asr-ı Saadet’teki evrensel modele en uygun bir anlayış ve tatbik olduğunu düşünüyor olması toplumsal farklılaşmada en büyük faktördür.

         Hâlbuki herhangi bir konunun hangi yönleriyle dini bilgiyle, hangi yönleriyle de örf ve adetlerle ilgili olduğu önemlidir. Yani bu ayırımı iyice yapmadan bir düşünce veya davranışı tamamen “dini” yahut “örf” kapsamına sokmak kesinlikle dine hizmet değildir. Her örfün de yaşanılan dönemle ilgili olarak önemli bir mantığının olduğunu unutmamak gerekir.

         İçinde yaşadığımız toplum, bizim kendi ellerimizle ürettiğimiz bir atmosfer değildir. Bu toplumun İslamileşmesine çalışmak elbette önemlidir, ancak daha önemlisi kendi bireysel tutum ve davranışlarımızı İslamileştirmektir. Zaten İslamın sivilleşmesi de böyle oluşur herhalde. Yani görüşlerimizi “Allah’ın görüşü” olarak değil, nasslara isabet ettirme gayreti ile kendi görüşümüz olarak topluma sunmalıyız. Unutmayalım “kursallarımız” kendimize herhangi bir maddi ve manevi mertebe ve sıfat kazandırma aracı olmamalıdır.

         Bugün karşılaştığımız birçok görüşle, tarihin herhangi bir zaman diliminde insanların karşılaştığını ve sonuçlarını yaşadığını biliyoruz. Bu gün konuşulan birçok “iddia”, tarihin herhangi bir diliminde ortaya çıkan görüşlerin biraz da yeni bir ambalajla sunumundan başka bir şey değildir. O görüş o gün nasıl bir sonla karşılaşmışsa inanın bu günde aynı sonla karşılaşır. Kaldı ki din bellidir. Dinin iyi anlaşılmadığını söylemek –kimse kusura bakmasın- Allah’a ve Peygamber’e iftira olur. Çünkü Allah dinini tamamladığını söylerken, Peygamber de bu dinden bir “Altın nesil” yani sahabeleri yetiştirmiştir. Geriye birtek ihtimal kalıyor; “toplumu guruplara ayırarak kendi gurubunu öne çıkararak bir “iktidar ve enaniyet” mücadelesi vermek. İslam toplumlarında tarihin kaydettiği bütün sürtüşme ve çatışmaların birer iktidar savaşı olmadığını söyleyen insanlara dikkat etmek gerekir. Çünkü iktidar mücadelesi için siyasi mezheplerin ortaya çıkarıldığını ve varlığını yadsıyamayız. Nerde kaldı daha alt guruplar!

         Devlet de bu görüşler arasında “denge” konumunu iyi tanzim etmelidir. Aksi halde yakın geçmişte birkaç defa gördüğümüz gibi kendisini “devletmiş” gibi göstererek, toplumda büyük acılar ortaya çıkaran sıkıntılı durumlar meydana getirebilir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X