Advert
BİRAZ EKONOMİ BİRAZ TARİH
Nevzat ÜLGER

BİRAZ EKONOMİ BİRAZ TARİH

Bu içerik 2107 kez okundu.

              İktisat mı daha şumüllü yoksa ekonomi mi?

         İktisat kurani bir tabir; “kıst”tan geliyor. Adalet ve doğruluk aynı kavramın karşılıkları. İktisat bizim metafiziğimizle, dimağımızla, medeniyetimizle ilgili.

         Ekonomi, “kısıtlı imkanlardan sonsuz ihtiyaçları karşılama” bilimi diyorlar. Yalan hemen tarifte başlıyor. Dünyada ne imkanlar yetersiz ne de ihtiyaçlar sonsuz. Ekonomi mizanla ve adaletle ilgili bir kelime değil.

         Faiz ile iktisat birlikte anılamaz. Çünkü bünyeleri farklı. Gelirin adil dağılımı iktisadın konusu ama ekonominin konusu değil. Ekonomik gelişmede gelir dağılımı vardır ama uçurumlar meydana getirir, adil olmaz. Zulüm ekonomi için normal bir uygulamadır.

         Ekonomide insan “homo ekonomicus” olarak alınır. Halbuki iktisatta insan ekonomi için değil, ekonomi insan içindir. Ne kadar da Batı’nın yönlendirmesine geliyoruz.

         Bireyleri ve toplumları ekonomi silahıyla birleştiriyorlar ya da ayrıştırıyorlar. Buna da “küreselleşme” diyorlar.

         Toplum olarak hafızamızı kaybettik. Bırakın sıradan insanı, üniversite bitirmiş, hatta edebiyatla uğraştığını söyleyen insanların kaç tanesi divan edebiyatından, belki daha yakından Akif’den, Yahya Kemal’den, Necip Fazıl’dan, Nazım’dan kaç şiir veya kaç mısra ezbere okuyabiliyor.

         Cemil Meriç, Nurettin Topçu, Erol Güngör, Sezai Karakoç, İsmet Özel, İsmail Kara, Teoman Duralı, Necip Fazıl, Akif, Yahya Kemal, Erol Kılıç, Fuat Sezgin, Bediüzzaman, İbni Sina, İbni Rüşd, Maturudi, Yunus, Mevlana, ibni Haldun, Fuzuli, Nabi ve diğerlerinin herhangi üçü hakkında doyurucu olarak onbeş dakika aralıksız kaçımız konuşabiliyoruz? Hatta bir denemekte çok da fayda var. Adam Çin’i haritada gösteremez ama Mao’cu, Adam Simith’i ve Luther’i bilmez ama kapitalist. Marks’sın Yahudi olduğunu bilmez ama Marksist. Müslümanlığı reddeden milliyetçiler oldu. Çünkü Müslüman kitlenin bölünmesini istiyordu Batı. Yer altı jargonuyla söylersek birsürü “ayakçı” gurubu.

         “Birliği bütünlüğü sağlayan en önemli şey edebiyat değil midir, şiir değil midir?” Anladık, zanaat hemen hemen yok oldu, peki kültürümüz ve daha geniş olarak medeniyetimiz ne oldu? “Bir dokun bin ah işit kase-i fağfurdan.”

         Batı bin yıldır bizden kurtulmak istiyor. Çünkü onlara rakip olabilecek bir medeniyetin taşıyıcısı ve onu canlandırmaya aday tek ülke Türkiye ve tek rakip Türklerdir. Bizde bu kadar terör belasının olması bundan değil mi?

         Üstüne üstlük, hem birey olarak R.Tayyip Erdoğan hem de onun önderliğindeki Türkiye Batı’ya iyice itiraz etmeye başladı. Evet, geçmişte Adnan menderes de itiaz etmişti ama, Necmettin Erbakan ile R.Tayyip Erdoğan’ın imasız itirazları Batı’yı çıldırtıyor. İkisi de üst aklın sinir uçları ile oynadılar. Çünkü bu iki lider hem toplumun her katmanı ile hem de İslam ülkeleri ile rahat irtibat kurdular. Batı’nın ellerinde tek kozları kalmıştı; Darbe, terör ve savaş. Ama Batılı insan savaşmak istemiyor. “Makine” ile nereye kadar götürebilirlerse.

         27 Mayıs, 12 Mart, 12 eylül, 28 Şubat, 15 temmuz hep kalkınan ve gelişen bir ülkeye takılan çelmelerdir. Elbette hepsine de içerden piyonlar bulabiliyorlar. Ama silahlı, ama binişli (cübbeli), ama dinli, ama dinsiz, ama topçu, ama popçu, ama paralı ama siyasi. Neticede kendi emellerine uygun kimseleri bulabiliyorlar. Zaten onlar için de kasaya, masaya, nisaya, şana ve şöhrete düşkün insan gerkiyor. Çünkü zaafı olmayan insanlar da gerçek Müslümanlar gibi satılmazlar neticede. Ölçüsüz ihtirastan ve zaaftan korkmak gerekir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X