Advert
OLAYLARIN ANALİZİ
Nevzat ÜLGER

OLAYLARIN ANALİZİ

Bu içerik 1803 kez okundu.

           Nurullah Genç, Batı medeniyetine “ateş” medeniyeti, Doğu medeniyetine de “toprak” medeniyeti diyor. Yani bunu söylerken insanın topraktan yaratıldığına ve İslam medeniyetinin “toprak”, Adem’e secde etmeyen şeytanın ise ateşten yaratıldığına ve Batı medeniyetinin de “ateş” merkezli olduğunu anlatıyor. Ateş merkezli, yani yakıcı ve yıkıcı medeniyet. Hakikaten Batı gittiği her yere ateş götürüyor, ölüm götürüyor. Batı, toprak medeniyetinin sahiplerini; Kızılderilileri, İnkaları, Siyahderilileri, Orta Asyalıları, Arapları, Acemleri vd hep ateşe atmıştır. Tıpkı bu gün yaptığı gibi. Libya, Tunus, Cezayir, Mısır, Irak, Suriye, Afganistan vd hedefindeki ülkeler. (BOP)

         Batı medeniyeti, 18.yy’dan itibaren İslam medeniyeti ile hesaplaşmaya girişmiş ve bu durum İslam dünyasının aleyhine işlemeye başlamıştır. İslam dünyasının en güçlü temsilcisi durumundaki Osmanlı İmparatorluğuna, Batı’nın baskısı ile 1839 yılında Tanzimat Fermanını, 1856 yılında Islahat Fermanını ve 1876 yılında yeni anayasayı (Kanuni Esasi) ilan ettirmiş, nihayetinde bu olaylar Batı’nın işine yaramıştır. Batı bu Islahat hareketleri ile İslam coğrafyasındaki “sosyolojik savaşı yaygınlaştırmış, fitne tohumlarını ekerek artırmaya  başlamıştır.

         Günümüz itibariyle bağımsız görünen 57 İslam ülkesinin çoğunda Batı işbirlikçisi yönetimler işbaşındadır. Bu Batıcı kadrolar, İslam’ı ve Müslümanları tehdit olarak görmekte ve bundan ötürü de Müslümanları baskı altında tutmaktadırlar. 1945 yılına kadar son iki yüz yılın dünya patronu İngiltere iken, 1945 yılından sonra dünyanın patronu ve jandarması ABD olmuştur.

         2. Dünya savaşına kadar “ulusçuluk” fikrine ağırlık veren Batı, 1945 sonrasında Sovyetlerle Çinlilerin de devreye girmesi ile “Marksizm-Komünizm” ve “sosyalizm” hareketlerine ağırlık vermiştir. Çoğunluğu 1945 yılından sonra bağımsızlığına kavuşan birçok Müslüman ülkede sistemler “ulusçuluk” ve “sosyalizm” üzerine bina edilmiştir. Bu kabuller ne Müslümanların çıkarlarını korumak için ne de İslami bir endişe ile değil, iktidardakilerin kendi iktidarlarını korumak adına yapılmıştır. (Elbette istisnaları vardır.)

         Bu devletler zayıf oldukları için Batılı olan ya ABD’nin, ya Sovyetler Birliğinin etki alanına girmişler, uzun sürede “kıbleleri” şaşmıştır. Zaten bu ülkelerdeki bütün darbeler de halka karşı yapılmıştır. Bu olayların arkasından söylenen sistemin korunması repliği esas itibariyle Batı menfaatlerinin ve kişisel ikballerinin korunmasına yönelik söylemlerdir. Bunun en kolay ispatı ise; her darbeden sonra Batı’ya verilen tavizler ve yapılan düzenlemelerdir.

         1937 yılında imzalanan “Sadabat Paktı”ndan günümüze kadar imzalanan anlaşmaların içinde yalnız D-8’ler (1997) ile İslam Konferansı Teşkilatı (1972) ciddi anlamda İslami dayanışmayı ve İslami hareketleri destekleme fikrine sahiptir. Diğerlerinin böyle bir amacı olmamıştır.

         Bu gün geldiğimiz nokta itibariyle bu tabloda bir hayli iyileşmeler olmuştur. Batı artık her dediğini yaptırtamıyor ama buna karşılık halkı Müslüman olan ülkelere önce terörü getiriyor, ardından da terörü bastırmak bahanesiyle o ülkeye girerek oluk gibi kan akıtıyor, ülkeleri parçalıyor. Bu gün Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) saat gibi işliyor. Mağrip ülkelerinden başlayarak, önce Libya, Tunus, ardından Mısır, Suriye, Irak ve Asya’da Afganistan, Pakistan perişan edilmiştir.

         Müslümanlar kendi aralarında, şeytanın takımında olanlar da kendi aralarında kardeştirler. Saflar çok nettir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ÇIKIŞ MAÇIMIZ OLACAK
ÇIKIŞ MAÇIMIZ OLACAK
ÖZTÜRK: KART GÖREN CEZASINA KATLANIR
ÖZTÜRK: KART GÖREN CEZASINA KATLANIR