Advert
REFERANDUM VE CHP
Nevzat ÜLGER

REFERANDUM VE CHP

Bu içerik 2005 kez okundu.

          Bir siyasi parti ismini “Cumhuriyet Halk Partisi” olarak koymuş ama bütün olarak halkın partisi olmayı bir türlü beceremiyor. Kendisini adeta İslami bir hayatın karşısına oturttuğu için, çok büyük çoğunluğu Müslüman olan bu ülkenin insanlarının düşünce ve davranışlarını dışlamak adına büyük kitleyi hep “cumhuriyet düşmanı” olarak tanımlamayı yeğliyor. Yani bu anlayışa göre “Cumhuriyet İslami anlayışa karşı kazanılmış bir zaferdir” diyor. Böyle bir anlayışa göre, çatışma ilanihaye sürüp gitmelidir tezi üzerinden hareket ediyor. Halkın tercihini beğenmez, Batı’dan medet umar, yıkıcı cemaatlerin blokesine açıktır, demokrasiler için vazgeçilmez olan seçimlerin sonuçlarına kuşku ile bakar vs.

         Halbuki Cumhuriyet sistemlerden bir sistemdir. İnanan insanlara göre; sistemin adı ne olursa olsun, asıl olan adalettir. Kaldı ki Cumhuriyet yalnız hanedanlığı fesheder, özgürlük ve hürriyet ise ayrı bir konudur. İnanan insanın inandığını yaşaması ve inandığı gibi konuşması tamamen hürriyetle alakalı bir konudur. Mesela kişinin başını açması veya kapaması tamamen hürriyetle alakalı bir konudur. Konu giyim kuşam özgürlüğünü ifade eder.

         Bu kısa girişten sonra şunu rahatlıkla söyleyebiliriz; “özgürlükçü ve hürriyetçi anlayışlar, evrensel adab kuralları içinde kalmak ve yaşadığı ülkenin parçalanıp yıkılmasına neden olmamak kaydıyla, insanların diledikleri gibi eğitim hakkını, gezi hürriyetini, giyinmelerini, yazılı ve sözlü olarak fikirlerini ifade etmelerini engellemez.”

         Şimdi bu parti hem halkın partisi olduğunu söyleyip hem de halkın inançlarını beğenmiyor ve kendisi gibi düşünmeyenleri dışlıyorsa, bu siyasi parti; tek bir anlayışın ve dar bir zümrenin partisi olmanın ötesine geçemez demektir.

         Hal böyle olunca da ortada iki yanlıştan biri var demektir: Ya cumhuriyetin tarifinde hata yapılıyor ya da mütegallibe bir kitle cumhuriyeti yalnız kendi algılarına göre topluma dayatmaya çalışıyor. İkisi de yanlış. Cumhuriyet totaliter bir özellik hiç taşımaz. Kaldı ki bu ülkede yaşayan hiçbir Müslüman’ın Cumhuriyetle bir alıp vereceği yoktur. Hele hele bazı ailelere rüchaniyet, üstünlük atfetmek gibi bir anlayış İslam’a oldukça ters gelir. Türkiye’yi yalnız “Boğaziçi Sosyetesi” idare etmelidir diyen anlayış, halk idaresini değil sadece feshedilen hanedanın yerine bu defa sosyolojik bir kavram olarak “Boğaziçi Sosyetesi”ni kalıcı kılmak istemektedir.

         Esasen 16 Nisan referandumunda evetlerin kazanmasını, içinde 28 Şubatların olmadığı bir Türkiye arzusu olarak okumak daha gerçekçi olmaz mı acaba? Değişik bir ifade ile; insanlar parti ve mütegallibe bir sınıf anlayışı yerine halkın cumhuriyet anlayışına evet demiştir.

         Müslümanlar seçime karşı değildirler. Çünkü örnek aldıkları dört halife de o günkü düzenlemeler içinde seçimle işbaşına gelmişlerdir. Hem büyük halk kitlelerinin “biat” merasimleri hem de “ehlü’l hal ve’l akd” (bu günkü anlamda seçilmişlerden oluşan seçici meclis) oluşumunun yaptığı oylamalar Müslümanların seçimlere yabancı olmadığını gösterir.

         Netice olarak; isimlerin anlamlarından ziyade uygulamalarla, fikir ve davranışların özgürlük ve hürriyet taraftarı olup olmadığı önemlidir. Cumhuriyet aklı hür, vicdanı hür bireyler ister. CHP seçim kazanmak istiyorsa halkın inançlarını dışlamayıp, durum icabı (konjonktürel) değil, ilkesel olarak hürriyetçi olmalıdır.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X