Advert
İKTİSAT--SİYASET--İSLAM
Nevzat ÜLGER

İKTİSAT--SİYASET--İSLAM

Bu içerik 1827 kez okundu.

Ülkemiz insanlarının zihinleri 150-200 yıldır pozitivizmin bombardımanı altında. Şimdilerde yeni yeni asli yapısına dönüyor. Bu anlamda siyaset iktisadı, düşünceler de  siyaseti üretiyor. Düşünceleri de zihni birikimler üretiyor.

İnsanın ömrü sosyal aktiviteleriyle birlikte iki müessesede veya kurumda geçiyor. Biri evde, diğeri işletmede. Bunlardan biri sosyal bir müessese, diğeri iktisadi müessese. Buradaki işletme kavramını biraz geniş anlamak gerekir.  Bu bir özel işletme de olabilir, devlet işletmesi ya da kurumu da olabilir. Aile toplumsal bir müessese, işletme de iktisadi bir müessesedir. Ailede insan yetiştirilir, müessesede de bu insanların ihtiyaçlarına cevap verecek nesneler yahut hizmetler üretilir. Eğer ailelerde iyi insan yetiştirebilirsek, onlar da güzel müesseseler kurup usulünce işletebilirler. Bu oluşumları genişletirsek ortaya önce toplum sonra da cumhura göre hareket eden devlet ortaya çıkar. İyi insanlardan oluşan ülkenin yönetimini de iyi insanlar idare ederse, sonuçta tüm ülke insanları mutlu yaşamaya başlar.

Öncelikle çok karşılaştığımız bir soru vardır: “İslamda bir iktisadi ekol var mıdır?

Öncelikle iktisadi ekol başkadır, iktisat bilimi başkadır. İktisadi ekol, ekonomik hayatı düzenleyici bir politika oluşturur. İktisat bilimi ise hiçbir politika oluşturmaz, sadece toplumda uygulanmakta olan politikaların etkilerini inceler. Yani İslamda bir iktisadi ekol vardır. Değişik bir ifade ile İslam’ın, toplumsal hayatının düzenlenmesi açısından üretime, tüketime, gelir dağılımına, ticarete yön verecek, toplumun maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılayacak hem genel prensipleri hem de detaylı prensipleri ve kanunları olan bir sistem vardır,  uygulamaları mevcuttur.  Dünyaya 1300 yıl hükmetmiş, nizam vermiş bir dinin iktisadi sisteminin olmasından daha tabii ne olabilir ki?

İktisadi ekol ekonomik hayat nasıl olmalı” sorusunun cevabını verirken, önceki tecrübelerini, uygulamalarını temel alarak, ekonomik hayatın yönelimlerini açıklar. İktisat bilimi, gerçekleşen olayları ve onların nedenlerini konuşurken, ne olması veya ne olmaması gerektiğini açıklamaz ve ilgilenmez de. Örneklendirirsek; ekonomi bilimi fiyat ve talep arasındaki ilişkiyi anlayabilmek için piyasada fiyatı belirleyen faktörleri inceler ve açıklar. İktisadi ekol ise kendi adalet anlayışı içerisindeki ekonomik aktiviteleri değerlendirir. Sonuçta bilim meselesi neyin gerçekleşeceği ile ilgilenirken, ekol nasıl ve neler yapılmalı sorunu ile ilgilenir.

Bilim keşfeder, ekol değerlendirir.

İktisadi ekolün hedefi, adaletin gereklerini tesis etmektir. İktisadi bilimin fonksiyonu ise, gerçekte mevcut olan ekonomik olayların iç ilişkilerini ve sebeplerini keşfetmektir. Yani bilim ve ekol, amaçlarda farklılaşır, temel konularda aynılaşırlar. Bilim için açıklamak ve sebep sonuç ilişkisini ortaya koymak esas iken, ekol onun ahlaki yönünü de esas alır. Sözgelimi servet dağılımında bilim, nasıl olursa olsun gelişmeye kendini endekslerken, ekol ihtiyaçların karşılanmasını ve insanların mutluluğunu esas alır.

Toplumsal kanunlar, sosyal yasalar, suyun kaldırma kuvveti gibi değiştirilemez kanunlar değildir.

Düşünceler sadece üretim araçlarının bir yansımasıdır. Hangi sistemi kullanıyorsanız, hangi ekolü takip ediyorsanız, düşünce yapınız da ona göre oluşur. 

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X