Advert
EKONOMİ İNSANA HİZMET İÇİNDİR
Nevzat ÜLGER

EKONOMİ İNSANA HİZMET İÇİNDİR

Bu içerik 3527 kez okundu.

               Mutlu ve huzurlu bir toplumun tesisi açısından, gelir dağılımı, adil bir şekilde yapılıp yoksulluğun kaldırılması ve bunun sonucunda da toplumsal adaletin sağlanması mümkündür. Bu maksatla;

         Küçük sanayinin, daha fazla istihdam sağlayıcı, yeni teknolojilere daha çabuk intibak etme kabiliyetinin yüksekliği, gelirin tabana yayılmasındaki fonksiyonları dikkate alınarak KOBİ’ler teşvik edilmelidir. Bu yolla servetin tabana yayılmasının toplumsal adaleti sağlamada en risksiz ve en rahat yol olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.

         Fiyatlara ve kaliteye belli bir denetleme getirilmeli; vahşi kapitalizm uygulamaları “serbest piyasa” diye topluma sunulmamalıdır. Uygun fiyat ve kaliteli ürün için denetlemenin olmazsa olmaz olduğunu son on dört asır bize göstermiştir.

         Dolaylı vergiler en aza indirilmeli, asgari ücretten vergi alınmayarak yükseltilmelidir. Asgari ücretle alınabilecek şeyler sadece kişinin fizyolojik ihtiyaçları düşünülerek tespit edilmemelidir.

         Kalkınma bankaları öne çıkarılarak sermaye-emek ortaklıklarının kontrollü gelişmesi sağlanmalıdır. İstidat ve kabiliyeti ile parlak düşüncelere sahip olup parası olmayanlar için muhakkak yeni fırsat ve imkânlar sunulmalıdır. Tüm banka sistemlerinin işi para alıp satmaktır. Bu da birtakım finansal riskler taşımaktadır. İslam bankalarının riski ise finansal risk değil, teknoloji ve iş riskidir.

         İşveren, en düşük ücretle işçiyi çalıştırmaya uğraşırken, işçi de en yüksek ücreti almak istemektedir. Emek ve sermayenin hak ve sorumlulukları belirlenirken kural olarak “serbest pazarlık sistemi” geçerli olmakla birlikte, bu tek ölçü olarak kabul edilmemelidir. Çünkü zayıf tarafın ezilme ihtimali vardır. Bu nedenle adaletin tesisi için devletin hakem rolüne başvurulmalıdır.

         İnsanlık artık yoksulluğun olmadığı adil bir iktisadi ve sosyal düzeni kurabilecek bilgi birikimine sahiptir. Hâkim durumdaki iktisat disiplininin, “iktisat, kıt kaynaklarla sınırsız ihtiyaçların giderilmesidir” ilkesine itiraz edilmelidir. Bu formül aldatıcıdır. Ne kaynaklar kıttır ne de ihtiyaçlar sonsuzdur.

         Ekonomilerin başarısını değerlendirirken, üretim ve gelirin yanında, gelirin adil dağılımını, insanların refahını, mutluluğunu, hayat kalitesini de göz önüne almak gerekir. Kaldı ki, eğer gelirin adil dağılımı yapılmıyorsa, kişi başına gelir artarken toplumsal huzursuzluk ve toplumsal refah azalabilir. Elbette iktisadi büyüme olmadan, yani toplam üretimi ve geliri artırmadan hayat kalitesini artırmak epeyce zor.

         Ülkemizde belli aralıklarla kalkınma hamleleri için yeni hedefler belirlenmiş ve enstrümanlar ona göre dizayn edilmiştir. Yer yer Batı’nın blokajları etkili olmakla birlikte her dönemde de yerli politikalar baskın çıkmıştır. Bu cümle 1803 için de, 1856 için de, 1913 ve 1920 için de, 1950 ve 1980 ve 1983 için de geçerlidir. 2002 sonrası yapılan hamleler de aynı kategoriye tabidir. Yani dış baskılarla karşılaşılmış olmasına rağmen, ülke gelişmesi esas alınmıştır. Zaten devletlerarası ilişkiler de siyah-beyaz formatı üzerinden yürütülemez.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X