Advert
BEŞ KONU BİR ARADA
Nevzat ÜLGER

BEŞ KONU BİR ARADA

Bu içerik 2003 kez okundu.

         Milli Savunma Bakanı Fikri Işık; “Savunma sanayi sektörümüzün 2016 yılı cirosu 6 milyar dolara yaklaşırken, ihracatımız ise 1.7 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır” dedi. Savunmada yerlilik oranı yüzde 60’ı aşmış durumda. Ülkelerin iktisadi kalkınma süreçlerinde iç dinamikleri harekete geçirmek için en önemli itici gücün ihracat olduğu düşünülünce, teknoloji üretmenin önemi daha da netleşir. Artık emekler “akıl teriyle” yoğrulmak durumundadır.

         Dünya haritasındaki renkler yeniden şekilleniyor. Bu şekillendirmede ilk etapta beş ülkenin (liderin) etkili olacağı netleşmeye başladı: ABD, Çin, Rusya, Hindistan, Türkiye. İkinci etapta bu beşliye dahil edilecekler; Almanya, Fransa, İngiltere, Japonya. Her uluslar arası projede bunların birileri strateji sahibi, birileri uluslar arası taşeronu, diğerleri de stratejik gücü olacaktır. Her projede birinci ve ikinci aktörler değişebileceği halde, zannederim stratejik gücü çoğunlukla Türkiye olarak kalacak. Bir örnek vermek gerekirse, Rusya-Türkiye arasındaki uçak krizinde olumsuz gelişen ticari ilişkilere rağmen enerji ve lojistik yapıların olumsuz etkilenmesine izin verilmedi. Yani bozulan bir ilişki yüzünden bütün ilişkileri bozmak sıradan bir iştir ve bunu da vasat zekalar yapar.

         KGF. Nüfusumuz her yıl bir milyon artıyor. Bu demektir ki her yıl 300 bin konuta ve 500 bin kişilik yeni iş alanına ihtiyaç var. Demek ki yıllık büyümemiz 5-7’den düşük olmamalıdır. Nitekim 2017 yılının ilk çeyreğine ait büyümemiz 5 olarak açıklandı. İşte Kredi Garanti Fonu ile kredilere kefalet oluşturmasını bu pencereden okumakta yarar var. KGF, 1993 doğumlu. Bir anonim şirket olarak kurulmuş. Kurucuları, büyüklük sırasına göre; TOBB, KOSGEB, TESK, Halkbank, Ziraat Bankası, Ziraat Katılım, Vakıfbank, Eximbak. TOBB ve KOSGEB’in payı yüzde 60. Yatırımcısına özel not; TÜBİTAK, KOSGEB, TTGV ve Eximbank kanalıyla kullanılan kredilere tam kefalet verilmektedir.

         Burada yazdığım yazılarda sık sık adını andığım, dünyaca ünlü bilim tarihçimiz Prof. Dr. Fuat Sezgin hocamızın Almanya’daki kütüphanesini Türkiye’ye getirme girişimine Alman makamları gümrükte el koydu. Gülhane Park’ındaki İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi’ne getirilecek olan Fuat hoca’nın kitapları oldukça önemli. Çünkü kitapları arasında çokça eski eserler var. Zaten Alman makamları da bu kitapları “üniversitenin malı” olarak değerlendiriyor. Ümit ederimki yakında problem çözülür.

         Ramazan. Hazreti peygamberin “ayların sultanı”nda şehirlerimizi teşrif ettiğine inanılır. Bundan dolayı şehirlerimiz de bu ayda bir başka neşelenir ve kapılarını hep açık tuttuğunu ifade etmek anlamında camilerimiz hep dolu, salavatlar hep devamlı, yardım kampanyaları daha bir cömertçe, birçok şehrimizde mahyalar daha bir ışıltılı. Toplumun daha derinleşmesi için zannederim gönül kapılarımızın biraz daha açılması ile Salih amel anlamında üçüncü kişilerle ilişkilerimizi daha beşeri olmanın ötesine, Allah rızasına daha uygun hale getirmeye çalışmalıyız. Müslüman’ca tebessümlerimiz yerini tamamen eğlence alanlarına terk etmesin. Oluşmuş tortuyu bir çırpıda atmak elbette kolay değil ama bu formu artık değiştirmeliyiz.        

        “Har içinde biten gonca güle minnet eylemem / Arabi, Farisi bilmem, dile minnet eylemem / Sırat-ı müstakim üzere gözetirim Rahimi / İblisin talim ettiği yola minnet eylemem”

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X