Advert
YENİ SANAYİ MERKEZLERİ NEDEN GECİKİYOR?
Nevzat ÜLGER

YENİ SANAYİ MERKEZLERİ NEDEN GECİKİYOR?

Bu içerik 2032 kez okundu.

         1960 yılında başlayan askeri darbeler, özellikle 1980 sonrasındaki ihracata dayalı büyüme modeline çok büyük engeller oluşturdu. 1960, 1971, 1980, 1997, 2007 ve 2015. Bir ülke düşünün ki 55 yılda başarılı ya da başarısız altı tane darbe yaşamış. Sonra da diyoruz ki, neden sanayileşemiyoruz, neden büyüyemiyoruz?

         Her darbe sonrasında siyasi kurumlar baskı altına alındı, demokrasi sözde kaldı. Tabi bu durum darbecilere büyük güç sağlarken, yatırım yapmak isteyenler de tereddüt içerisinde genellikle yatırım kararından vazgeçerek paralarını yurt dışına taşımışlardı.

         Bunun yanında parti içi demokrasi genellikle işlemedi. Siyasi partiler kanunu yalnız genel başkanları güçlendirdi. Bunun değiştirilmesi adına hiçbir parti de kılını dahi oynatmadı.

         1999 yılı AB adaylığı ve takip eden yıllarda yine AB ilişkileri nedeniyle bir hayli olumlu hukuki düzenlemeler yapıldı.

         2001 ve 2002 yılından itibaren bütün piyasa aktörlerini rahatlatacak düzenlemeler yapıldı. Bu arada silahlı kuvvetlerin demokrasinin işleyişi üzerindeki etkinliği azalırken, medya patronlarının aynı zamanda medya dışında ticaretle uğraşmaları nedeniyle, medya; medya olmanın gerisine düşerek adeta belli kişi ve kuruluşların silahşoru durumuna geldi. En önemli görevi; patronun işlerinin patronun arzusuna göre yürümesi için sadece hükümetlere ateş eden, ya da hükümetleri koruyan özel silah haline dönüştü.

         Elbette baştan beri bir zenginleştirme aracı olarak kullanılan belediyelerde, 1994-99 arasındaki topluma hizmet eden anlayışı sonralar da zaman zaman görünür olsa da, zenginleştirme aracı olma görevini hep çok sevdi. Hatta pek sevilmeyen “püremanet işçi” statüsü, gelirin dağılımını adeta göstermelik hale getiren bir işleyiş oldu. Şimdi bir kurala bağlanılacak deniyor.

        Özellikle son 15 yılda bütçe açıklarının azaltılması, faizlerin düşürülmesi ile enflasyonun tek haneli rakamlara düşürülmesi gelirin dağılımında önemli bir rol oynadı.

         Kişi başına geliri 3-15 bin dolar arasında olan ülkelerin orta gelir tuzağından kurtulmaları için almaları gereken tedbirleri almadıkları zaman bu süre 30 yıl ve daha fazla sürmektedir. 2002 yılında Türkiye’de fert başına gelir 3000 dolar iken bu rakam 10 bin dolara çıkarıldı. Ancak bu rakamın 15 bin doların üstüne çıkarılması gerekiyor.

         Bu konuda; öncelikle yatırım düzeyinin yalnız alt yapı düzeyinde kalmayıp, yatırımın yönünün imalata doğru artırması gerekir. Özellikle mamul madde üretiminde büyümenin sağlanmaması durumunda ihracat dengesinin devamlı ülke aleyhine çalışacağı bir sır değildir. Mamul madde üretimine yönelmeyen ülkelerin başarılı olma şansları yok gibidir. Son teşviklerin bu döngüyü kırması bekleniyor.

         Bu iş için de yüksek teknolojiye yönelmenin esas olduğu bilinmektedir. Ucuz işçi kullanmanın bu işe hizmet etmeyeceği, beraberinde tasarruf hacmini daraltacağı aşikardır. Eğitim kalitesinin muhakkak artırılması gerekir.

         Bu iş için önemli bir enstrüman olan yabancı sermayenin yatırım için gelebilmesi için,  hukuki düzenlemelerin artırılması gerekir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X