Advert
ASGARİDE BULUŞMAK YANLIŞTIR
Nevzat ÜLGER

ASGARİDE BULUŞMAK YANLIŞTIR

Bu içerik 2169 kez okundu.

       Türkiye ekonomisinde gözle görülür bir değişmenin yaşandığı her kesim tarafından kabul ediliyor. Bu değişime merkezi hükumet kadar bazı şehirler de öncülük ediyor. Hatta İstanbul, Ankara, Bursa-İzmit ve Antalya dünyayı değiştiren ilk 100 arasındaki şehirlerden kabul ediliyor. Bu isimler, şehirler üzerine yayınlanmış çok sayıda araştırma raporuna dayanıyor elbette.

         Hafta başında bir tüccar arkadaş bana şu soruyu sordu: “Elazığ 1956-1970 yıllarında Türkiye’de ilk 10 şehir arasında olduğu halde şimdi neden son yirmi içerisinde?” Arkadaşımız haklı, 1956 yılından itibaren bu şehirde Şeker Fabrikası, Çimento Fabrikası, Et-Balık Kurumu, Çok Ortaklı Şirket, bu şehrin insanlarınca kurulan bir mevduat bankası (İktisat Bankası), bir elektrik santrali, Azot-gübre Fabrikası gibi üretim tesisleri olduğu gibi, şehrin ticari hayatı da oldukça canlıydı. Peki, ne oldu da bu şehir skalada bu kadar gerilere düştü?

         İşadamlarından oluşan bir STK başkanı da değişik bir soru sordu: “Türkiye’nin mutluluk tablosunda fazla gerilerde oluşumuzu nasıl izah ederiz?” Cevaplamaya çalışalım:

         Toplumdaki insanlardan çoğuna soralım; işiniz var mı, kazancınız ne kadar?

         1400 liralık gelirden mutluluk biraz zor çıkar. Asgari ücretli sayısının birkaç milyon olduğu bir ülkede yaşadığımızı unutmayalım.

         Gündemde enflasyon ve asgari ücret var mı? Bülent Hanımın birkaç arkadaşıyla gezilerini ve Deniz Seki’yi konuşuyoruz. Bir süre Arda Turan’ı konuştuk, şimdi Çin’in futbolculara önerdiği milyon dolarları.

         Ekonomimiz büyüyor ama işsizlik azalmıyor. Gelirin adil dağılımı gündemimizde yer almıyor. Asgari ücretlilerin dörtte üçü evli. Asgari ücretin vergi dışı kalması sonucu devletin gelir kaybını izale etmek mümkün değil mi? Hem de işverenlere dokunmadan mümkün olamaz mı?

         En karlı kuruluşlar bankalar. Enflasyon tek haneye inmezse, reel faiz yüzde 15-18’in altına inmez. Tefecilik yapmak sanki ayıp olmaktan çıktı. “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler, altta kalanın canı çıksın” demişti kapitalizmin ideologları!

         Cari açık durmuyor. Yatırım ve istihdam üretemiyoruz. İthalata dayalı bir ekonomik yapıdan çıkamadık.

         Aldığımız borçları ithalatta kullanınca işsizlik kronik hale geliyor.

         Peki, KOBİ’ler neden gerekli ivmeyi yakalayamıyor?

         Politik risk, yatırımı mı getirir yoksa borsayı mı yükseltir? Yabancı sermaye gelmeli ama ülke yabancı sermayeye muhtaç olmamalıdır. Politik riskin bu kadar yüksek olması ekonomiye ne fayda sağlar?

         Hem asgaride buluşmak hem de faiz dışı fazla mantığından kurtulmamız gerekiyor. MÜSİAD Genel Başkanı haklı; yatırım dışı fazla mantığına geçmemiz şart.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X