Advert
CUMHURBAŞKANI VE “YAR. DOÇ.” KONUSU
Nevzat ÜLGER

CUMHURBAŞKANI VE “YAR. DOÇ.” KONUSU

Bu içerik 2025 kez okundu.

        Geçen gün (28.07.2017) bir devlet televizyonunda “felsefe ve düşünce adamı” konusunda ciddi bir program izledim. Konuyu kısaca özetlemeye çalışayım:

         Türkiye belki 1909 tarihinden itibaren, genel kabule göre de 1933 tarihinden itibaren fikir adamı yetiştirmede önemli bir durgunluğa girdi. Malum, 1933 yılında üniversite reformu yapılarak, o gün için de bu gün için de çok önemli fikir adamlarının üniversiteyle ilişkileri kesilmiş, onların yerlerine müktesebatlarına bakılmaksızın birçok insan üniversiteye öğretim üyesi olarak tayin edilmiş ama düşünce hayatı da durmuştu. Bu gün dahi aşılamayan Hamdi Yazır gibi Babanzade gibi 78’i müderris (Prof) olmak üzere 157 isim ya evlerine kapanmaya veya yurtdışına gitmeye mecbur bırakılmışlardır. Unutmamak gerekir ki; düşünmeye ve düşünce üretmeye alışmış insanların alanlarını sınırlarsak, o insanlar yaşayamazlar. Bu durum 1980 sonrasında değişmeye başlamıştır.

         Burada önemli bir noktanın da altını çizmekte fayda var; 1950 yılına kadar bu ülkenin üniversite diye bir problemi olmamıştır. Kaldı ki 1950 yılına kadar önceleri yalnız İstanbul’da bir üniversite vardır, İstanbul’a karşı bir tane de Ankara’da açılmıştır. Hatta 1933’ten itibaren üniversiteye “hoca” olarak tayin edilmiş olan birçok insan, atandıktan sonra Batı’ya doktora yapmak için gönderilmiştir. Zaten bu öğrencilerden ciddi başarı sağlayanlar da pek az olmuştur. Nurettin Topçu gibi başarılı olmuş isimler de kenarda tutulmuştur. Nurettin Topçu’ya, ortaokul ve lise öğretmenliği dışında görev verilmemiştir.

         Peki, “düşünce insanı” kıtlığı nereden geliyordu? Şimdi bir münazara düşünelim, bir tarafta bir düşünceyi savunanlar olurken, diğer tarafta da bir başka düşünceyi savunan insanlar vardır. İki tarafın da savundukları fikirlerin oturdukları birer zeminleri vardır. İşte bu reformla bir taraftaki düşünce savunucularının zeminleri ellerinden alınınca, diğer tarafta bulunanların bütün söyledikleri, maalesef ilim olarak takdim edilmiştir. Ancak yüksündüğümüz Batı lehine de, Batı aleyhine de pek bir şey söylenememiştir. Sadece asrilik manasına kılık kıyafette ve gece eğlencelerinde önemli değişiklikler olmuştur.

         Buraya kadar söylediklerimiz sadece işin fotoğrafının bir bölümüdür.

         Şimdi günümüze geliyoruz. Cumhurbaşkanı, üniversitelerle ilgili bir toplantıda önemli bir konuya parmak basıyor. “Yardımcı Doçentlik” konusu. Sayın Cumhurbaşkanı nezaketen diyor ki, “Yar.Doç.” diye dünyada az bulunan bir unvan icat edilerek, önemli bir kitlenin akademik yükselişi engellenmiştir.

         Kripto birtakım insanlar, ne yazık ki üniversitelerde hala dediklerini yapar durumda bırakılmışlardır. Konu üniversiteler açısından da, Türkiye açısından da önemlidir. Maalesef hala insanların bilimsel yükselişine müdahil olan önemli sayıda FETÖ mensubu ve Ulusalcı var diyor Harran Üniversitesi Rektörü. “Yar. Doç.” konusu çok önemli.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ak Parti İlçelerde Temayül Yoklaması Yaptı
Ak Parti İlçelerde Temayül Yoklaması Yaptı