Advert
KÜRESEL SÖMÜRÜ (4)
Nevzat ÜLGER

KÜRESEL SÖMÜRÜ (4)

Bu içerik 2070 kez okundu.

Küresel sistem hakkında peşpeşe üç tane yazı yazdım geçen hafta. Önemli saydığım birkaç insan konu hakkında biraz daha yazmamı istediler. Bu yazıyı, belki birkaç yazıyı daha bunun için yazıyorum, yazacağım.

         Öncelikle küresel sistemi anlamak, bir bakıma dünya nüfusunun beşte birinin, dünya kaynaklarının %88’ini nasıl tükettiğini anlamak demektir. Tabi bu arada “küreselleşme” olgusunu anlamadan, ne ekonomik olayları, ne de sosyal olayları anlama şansımız olamaz.

         Küresel güçlerin arkasındaki küresel sermayenin nihai hedefi toplumların bütün boyutlarıyla kontrol edilmesidir. 2013 yılı itibariyle, ABD’de rüşvet ve yozlaşmanın olduğuna inanan insanların oranı %79’dur. Ancak olayların nasıl cereyan ettiği halk tarafından iyi bilinmediğinden, ABD halkının yine %79’u sahip olduğu hürriyetten memnun durumdadır.

         Küresel gerçekleri iyi bilmeyen insanların politikada bir yerlere gelmesi, o ülkenin gelişmesinin önündeki en büyük engeldir. Yalnız politikacı mı, akademisyen, asker, diplomat, medya mensubu, iş adamı vd hep bu kategoriye girer.

         Bir ülke ya kendine küresel bir rol biçerek ve ona göre hareket edecektir veya bunu yapamıyorsa küresel güçlerin kendisine biçtiği rolü oynayacaktır. Türkiye 21.yüzyılla birlikte dozu her geçen gün artan oranda kendisine bir rol biçerek, kendi hedeflerini belirleyerek uluslar arası arenanın da tepkisi en asgaride tutmaya çalışarak yoluna devam etmek istiyor. Ancak küresel güçler bu duruşumuzdan rahatsızlık duyarak olumsuz tepkiler veriyorlar. Terör, savaş ve siyasi ayak oyunları hep bu nedenle çıkarılıyor.

         Mesela bankaları düşünelim. Bankaların para basma yetkileri var mı? Yok. Peki parayı kim basıyor? Merkez Bankası. Merkez Bankası bastığı paraları nereye veriyor? Bankalara. Bankalar ne yapıyor? Halktan faizle topladıkları mevduatla öncelikle devletten hisse senedi alıyorlar, sonra yine vatandaşlara faizle para satıyorlar. Olay burada bitiyor mu? Hayır. Aynı banka gayrimenkul şirketi kurarak borsaya giriyor. Sigorta şirketi kurarak bütün taşınır ve taşınmaz malları sigorta ederek halktan para topluyor. Bireysel emeklilik şirketi kurarak insanların gelecekleri üzerine hesaplar yapıp, insanları ikna ettikten sonra yine halktan para topluyor. Liste uzatılabilir.

         Siz hiç kar etmeyen banka duydunuz mu? Ama batan banka çok oluyor. Batmasın diye de devlet batan bankaları kurtarıyor. Devlet kurtardığı bu bankalar için parayı kimden alıyor? Yine halktan. Bankalar tüccar olduğuna göre, devlet batan bankaları niçin kurtarıyor? Sakın bankanın batmasına neden olan batık kredileri politikacılar verdirmiş ve arkasından da “bunları görev zararı yazın” demiş olmasınlar?

         Halk bu oyunu 28 Şubat’ta görmüş ama sadece kısmen yazabilmişti. Sonuçta 28 Şubat’ın failleri yine politika sahnesinde yer almaya devam etmişti. İnsan, nisyan kökünden geliyor.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X